Toprakların oluşumu, özellikleri ve Türkiye üzerindeki dağılışı fiziki coğrafyanın temel konularından biridir. Ana kayanın parçalanarak toprak haline gelmesi iki temel çözülme yoluyla gerçekleşir:
1. Toprak Oluşumunda Çözülme Türleri
- Fiziksel (Mekanik) Çözülme: Suyun az, günlük sıcaklık farkının (gündüz aşırı sıcak, gece aşırı soğuk) fazla olduğu karasal iklim bölgelerinde kayaların ısınıp genleşmesi ve soğuyup büzülmesi sonucu ufalanmasıyla meydana gelir.
- Fiziksel çözülme, Türkiye’de deniz etkisinden uzak iç kesimlerde (İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu, Ergene) şiddetli olarak görülür.
- Bu çözülme türü uzun yıllar aldığı için fiziksel çözülmenin görüldüğü yerlerde toprak kalınlığı genel olarak daha azdır. Dünyadaki en şiddetli örneği ise ince kumlar halindeki çöl topraklarıdır.
- Kimyasal Çözülme: Yağışın ve nemin (suyun) etkisiyle kayacın eriyerek toprak haline gelmesidir.
- Türkiye’de yağışın fazla olduğu kıyı kesimlerde (Karadeniz, Ege ve Akdeniz) etkilidir.
- Su, kayacı toprak haline çok daha hızlı getirdiği için kimyasal çözülmenin olduğu kıyılarda toprak kalınlığı daha fazladır.
2. Türkiye’de Görülen Toprak Çeşitleri
Türkiye’deki topraklar oluşumlarına ve bulundukları konuma göre Zonal (Yerli), İntrazonal ve Azonal (Taşınmış) olmak üzere üç ana gruba ayrılır.
A. Zonal (Yerli) Topraklar
Bulunduğu yerdeki ana kayanın fiziksel veya kimyasal yollarla çözülmesiyle oluşan, o bölgenin iklim ve bitki örtüsü özelliklerini doğrudan yansıtan topraklardır.
- Laterit / Lateritleşmiş Toprak: Gerçek laterit, dünyada bol yağış alan Ekvator’da görülür ve Türkiye’de yoktur. Ancak Ekvator iklimine benzer şekilde aşırı yağış alması nedeniyle Türkiye’de laterite benzeyen (lateritleşmiş) yıkanmış topraklar, en fazla yağış alan Doğu Karadeniz kıyılarında görülebilir.
- Podzol Toprak: Nemli ve soğuk bölge toprağıdır.
- Doğu Karadeniz’in kuzeyinde yer alan Kafkas Dağları, Sibirya’dan gelen soğuk havanın kıyıya inmesini engellerken; Batı Karadeniz’in böyle bir engeli yoktur ve Balkanlar üzerinden gelen soğuk havayı doğrudan alır. Bu nedenle her iki bölüm de nemli olmasına rağmen Batı Karadeniz daha soğuktur.
- Sonuç olarak Podzol toprakları doğrudan Batı Karadeniz’de aranmalıdır. Ancak Doğu Karadeniz’in kıyıya göre daha soğuk olan yüksek kesimlerinde de podzol örneklerine rastlanabilir.
- Terra Rosa (Kırmızı Toprak): Akdeniz ikliminin ve kızılçam ile maki bitki örtüsünün bir sonucudur. Karstik (kireçtaşı) arazinin de katkısıyla Ege ve Akdeniz bölgelerinde görülür. Rengi kırmızıdır.
- Çernezyum (Kara Toprak): Türkiye’nin mineral (humus) bakımından en zengin ve en verimli toprağıdır. Rengi karadır. Erzurum, Kars ve Ardahan platolarında, yükseklerde bulunan “Alpin çayırlarının” altında oluşur. Çok verimli olmasına rağmen bölgedeki düşük sıcaklık problemi (şiddetli kışlar) nedeniyle aktif tarım yapılamaz; daha çok tahıl yetiştirilir.
- Kahverengi Orman Toprağı: Kuzey Anadolu Dağları’nın denize (kuzeye) bakan yamaçlarında, Karadeniz ormanlarının altında görülür. Ormanlardaki bitki ve hayvan kalıntılarının toprağa karışması (organik madde zenginliği) toprağa kahverengi rengini verir. Aşırı yıkanma nedeniyle içindeki mineral ve kireç akıp gitmiş; bu nedenle tuz/kireç birikimi az, asit oranı ise aşırı yüksek bir toprak halini almıştır.
- Kestane ve Kahverengi Bozkır (Step) Toprağı: Karasal iklim bölgelerinde, bozkır (step) bitki örtüsü altında görülür. İç Anadolu, Ergene, Ege ve Akdeniz’in iç kesimleri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Anadolu Dağları’nın içe (güneye) bakan yamaçlarında yaygındır. Karasal iklim en geniş alana yayıldığı için, Türkiye’de en geniş alanda bulunan toprak türüdür.
- Çöl Toprağı (Tundra ile Farkı): Kutuplarda görülen Tundra toprakları ile gerçek çöl toprakları Türkiye’de bulunmaz. Ancak Türkiye’de iç kesimlerdeki karasallık ve yağış azlığı nedeniyle çölleşme başlamıştır. Özellikle Konya-Karapınar hattında şiddetli fiziksel çözülmeye maruz kalmış, aşırı tuzlu, tarımsal verimi olmayan çöl toprağına benzeyen topraklara rastlanmaktadır.
B. İntrazonal Topraklar
Bitki örtüsü bakımından zayıf, eğimli yamaçlarda oluşan, kalınlığı fazla olmayan ve büyük ölçüde altındaki ana kayanın (taşın/mineralin) özelliğini yansıtan topraklardır.
- Hidromorfik Topraklar: Eski göl tabanları, göl kenarları ve bataklık gibi su birikintisi içinde oluşan topraklardır. Atmosferle tepkimeye giremediği (oksijen azlığı) için verimsizdir ve tarıma elverişli değildir.
- Kalsimorfik Topraklar: Bünyesinde fazla miktarda kireç bulunduran topraklardır. İkiye ayrılır:
- Vertisol: Halk arasında “taş doğuran veya dönen toprak” olarak bilinir. Yağışın az olduğu alanlarda, topraktaki yüksek kil oranının suyla temas etmesi sonucu kabarmasıyla oluşur. Türkiye’de en çok ayçiçeği tarımının yapıldığı Ergene havzasında görülür. İkinci olarak Doğu Anadolu’da Muş-Bitlis hattında da rastlanabilir.
- Rendzina: Karstik (kireçtaşı) arazilerde, Terra Rosa’nın bulunduğu Akdeniz, Ege ve Marmara havzalarının biraz daha yüksek kesimlerinde görülür. Altındaki kireç birikiminden dolayı alt kısımları açık renkli, üst kısımları koyudur.
- Halomorfik (Tuzlu) Topraklar: Kurak bölgelerde, buharlaşmanın şiddetli olması sonucunda topraktaki suyun uçup geriye sadece tuzun kalmasıyla (tuz birikimi) oluşan verimsiz topraklardır. İç kesimlerde eski göl tabanlarında ve kapalı havzalarda; özellikle Konya (Tuz Gölü çevresi), Erzurum ile kıyı kesimlerde su potansiyelinin azaldığı Büyük ve Küçük Menderes deltalarında görülür.
C. Azonal (Taşınmış) Topraklar
Dış kuvvetler (akarsu, rüzgar, buzul ve yerçekimi) tarafından aşındırılıp sürüklenen ve başka yerlerde biriktirilen topraklardır.
- Alüvyal Topraklar: Akarsuların (akarsu erozyonunun) taşıyıp biriktirdiği topraklardır. Genellikle deltalar ve eski göl tabanlarında birikirler. Yeşilırmak (Çarşamba), Kızılırmak (Bafra), Sakarya (Karasu Deltası), Meriç Ovası, Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ile Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin oluşturduğu Türkiye’nin en büyük deltası Çukurova bu topraklarla kaplıdır..
- Lös Topraklar: Rüzgar erozyonu sonucunda rüzgarların toprağı taşıyıp biriktirmesiyle oluşur. Bitki örtüsünün zayıf olduğu iç kesimlerde ve çölleşen karasal alanlarda görülür.
- Moren Topraklar: Buzulların taşıyıp biriktirdiği materyallerdir. Kutuplarda yoğun olmakla birlikte, Türkiye’de yükseltinin çok fazla olduğu Doğu Anadolu’daki Cilo Dağları gibi alanlarda görülür.
- Kolüvyal Topraklar: Toroslar ve Kuzey Anadolu Dağları’nın iç kesimlere bakan yamaçlarında, yerçekiminin etkisiyle kendiliğinden aşağı sürüklenip yamacın son eteklerinde biriken ince taneli materyallerdir. Su tutma kapasiteleri yüksek olduğu için buralarda bağcılık ve bahçe tarımı (ceviz, şeftali, kiraz) yoğun olarak yapılır.
- Litosol Topraklar: Kolüvyal yapıdaki ince malzemelerin yamaçtan aşağı inmesinden sonra, yukarılarda kalan, taşınması zor iri taneli ve taşlı materyallerdir.
- Regosol Topraklar: Volkanik araziler (Ağrı-Van hattı) çevresinde oluşan kum boyutundaki ince materyalli topraklardır. Volkanik olmalarına rağmen parçacıkları çok küçük olduğu için mineralce fakir ve tarımsal verimi düşük topraklardır.
3. Toprak Horizonları (Katmanları) ve Alüvyal Toprakların Detayları
Topraklar oluşurken yüzeyden derine doğru çeşitli tabakalara (ufuklara / horizonlara) ayrılırlar:
- D Horizonu: Yerin derinliğindeki en alt tabaka, yani ana kayadır.
- C Horizonu: Ana kayanın (D) fiziksel/kimyasal yollarla ufalanmış halidir ve alttaki kayanın özelliklerini gösterir.
- B Horizonu: Üstten yıkanan minerallerin biriktiği orta tabakadır.
- A (ve O) Horizonu: Toprağın en üstündeki, organik maddelerin (humus) ve bitkilerin yoğun olduğu, iklimle tepkimeye giren en verimli katmandır.
Alüvyal Toprakların Özel Durumu:
- Akarsular, aşındırma yaparken toprağın en altını değil, her zaman en üstündeki en verimli olan A ve O horizonunu katarak sürükler. Bu nedenle akarsuyun deltada biriktirdiği alüvyal topraklar baştan aşağıya en verimli katmandan oluşur.
- Alüvyal topraklar hep aynı (üst) horizonun sürekli birikmesiyle oluştuğu için bu topraklarda A, B, C, D şeklinde horizonlaşma (katmanlaşma) görülmez; yani horizonları gelişmemiştir.
- Akarsu tarafından bambaşka bir bölgeden kopardığı parçaları getirip biriktirdiği için; alüvyal topraklar üzerinde bulunduğu (biriktiği) yerin iklim ve ana kaya özelliklerini yansıtmaz. (Örneğin İç Anadolu’da yerli bir bozkır toprağına bakarak “burası karasaldır” diyebilirsiniz, ancak Çukurova’daki alüvyal toprağa bakarak o bölgenin iklimi hakkında bir çıkarım yapamazsınız, çünkü o toprak Toroslardan taşınarak gelmiştir).
Yorum Yaz