1. Devlet Yönetimi ve Hakimiyet Anlayışındaki Değişimler Türklerin İslamiyet’i kabul etmesiyle birlikte devlet yönetimi ve hakimiyet anlayışında kurumsal ve ismsel bazı değişimler yaşanmıştır, ancak temel işleyiş (hükümdarın halkı doyurması, adaleti sağlaması, devleti koruması) aynı kalmıştır.
- Kut Anlayışının Dönüşümü: İslamiyet öncesindeki “Kut” (devleti yönetme yetkisinin Gök Tanrı tarafından bir aileye verilmesi) inancı devam etmiş, ancak İslami dönemde bu durum “Allah’ın nasibi ve takdiri” olarak adlandırılmıştır. Kut inancının devam etmesi, hanedan üyeleri arasında taht kavgalarının sürmesine ve devletlerin merkezi otoritesinin sarsılmasına neden olmaya devam etmiştir.
- Hakimiyet Mefkuresinin Dönüşümü: Eski Türklerdeki tüm dünyayı yönetme ülküsü olan “Türk Cihan Hakimiyeti” mefkuresi, yerini “Cihat”, “Gaza” ve “İlahi Kelimetullah” (Allah’ın adını her yerde yüceltmek ve yaymak) anlayışına bırakmıştır.
- Hükümdar Unvanları: İslamiyet öncesinde kullanılan Kağan (Kaan) unvanı terk edilmiş; yerine Han, Hakan, İlig Han, Kara, Tonga, Tamgaç, Buğra Han, Arslan Han, Erkin, Bey, Padişah, Sultan-ı Azam, Melik, Emir, Şah, Kadır ve Terken (Terken Hatun) gibi unvanlar kullanılmıştır.
2. Hükümdarlık Sembolleri (Alametleri) İslamiyet ile birlikte eski sembollere (Otağ, Örgin/Taht, Nevbet/Davul, Kılıç, Yay, Asa, Taç, Sikke, Mühür) yenileri eklenmiştir. İslamiyet ile gelen yeni semboller şunlardır:
- Çetr: Üzerinde Fetih Suresi yazılı olan, hükümdarı hem oklardan koruyan hem de manevi güç sağlayan büyük saltanat şemsiyesidir (Çetr’i tutan görevlilere çetrdar denir; savaşta çetrin düşmesi komutanın/hükümdarın öldüğüne işaret sayılırdı).
- Hilat: Abbasi Halifelerinin Türk hükümdarlarına gönderdiği (kemer, külah, at, para, ziynet eşyası gibi) hediyelerin tümüne verilen isimdir.
- Tıraz: Abbasi Halifesi tarafından gönderilen, üzerinde halifenin ve sultanın adının işlendiği özel hükümdarlık elbisesidir.
- Hutbe: Cuma namazlarında halife ile birlikte Türk hükümdarının adının (lakaplarıyla beraber) okutulup dua edilmesidir. Bağımsızlık sembolüdür.
- Menşur: Abbasi Halifesinin bir İslam ülkesinin hükümdarına verdiği “onay belgesi”dir.
3. Saray Teşkilatı ve Devlet Görevlileri Saray, hükümdarın ve devletin merkezidir. Görevlilerin birçoğunun sonundaki “-dar” eki, o işi yapan/eden kişi anlamı katar.
- Alemdar: Devlete ait bayrak ve sancakları taşıyan/koruyan görevlidir.
- Çeşnigir (Çaşnigir): Hükümdarın yiyeceklerini (zehirlenme ihtimaline karşı) kontrol eden ve sofra ile ilgilenen görevlidir.
- Şaraptar: Hükümdarın içeceklerinden (üzüm suyu, şıra vb.) sorumlu görevlidir.
- Candar: Padişahın canını koruyan özel muhafızıdır (yakın koruma).
- Camedar: Hükümdarın kıyafetleri ile ilgilenen, giyiminden sorumlu kişidir.
- Emir-i Ahur: Saraydaki atların ve ahırın bakımından sorumlu kişidir.
- Abdar (Taştar): Hükümdarın temizlik işlerinden (ibrikçi vb.) sorumlu görevlidir.
- Hares Emiri: Hükümdara veya devlete karşı suç işleyenleri cezalandıran (cellat) kişidir.
- Serhenk: Hükümdarın yol güzergahını düzenleyen, seyahatlerde yolu açan görevlidir.
- Hansalar: Hükümdarın sofra düzenini ve konukların oturma planını ayarlayan görevlidir.
- Emir-i Şikar: Hükümdarın av partilerini tertip eden görevlidir.
- Vekil-i Has: Hükümdarın sarayda olmadığı zamanlarda sarayın tüm işleriyle ilgilenen görevlidir.
- Hacip: Sarayda padişah ve vezirden sonra gelen üçüncü en yetkili kişidir. Hükümdar ile halk/devlet arasındaki ilişkileri düzenler, elçileri kabul eder. En önemli görevi; hukuki veya idari şikayetlerle saraya gelenleri dinleyip, uygun gördüklerini sultanın başkanlık ettiği Divan-ı Mezalim’e çıkarmaktır. Haciplerin en rütbelisine; Has Hacip, Hacibü’l Hüccap, Ulu Hacip veya Gaznelilerdeki adıyla Hacib-i Bozorg denir. (Örn: Kutadgu Bilig’in yazarı Yusuf Balasagunlu, Has Hacip unvanı almıştır).
4. Taşra ve İdari Görevliler
- Amid: Sivil yönetici.
- Amil (Ilımga / Imga): Vergi toplayan görevli.
- Şahne: Askeri vali (Geniş yetkili yönetici).
- Muhtesip: Çarşı ve pazarı denetleyen, esnafın tartıda hile yapmasını engelleyen, iş ahlakını sağlayan görevli (Belediye başkanı / Zabıta).
- Melik: Hükümdarın oğlu.
- Atabey: Meliklerin devlet tecrübesi kazanması için onların yetişmesinden sorumlu olan devlet görevlisidir. (İlk Türk atabeyi Selçuklu veziri Nizamülmülk’tür. İslamiyet öncesindeki adı İnal/İnanç/Ataman, Osmanlı’daki adı Lala’dır).
- Yuğruş: Karahanlılarda vezire verilen isimdir.
- Hace: Gaznelilerde vezire verilen isimdir.
5. Divan Teşkilatı (Merkezi Yönetim) Devlet meselelerinin görüşüldüğü kurula Büyük Selçuklu Devleti’nde (BSD) Divan-ı Saltanat (Büyük Divan / Günümüzdeki Bakanlar Kurulu) denir. Bu kurulun Karahanlılardaki adı Meclis-i Ali, Gaznelilerdeki (mali/genel işler) adı ise Divan-ı Vezaret‘tir. Divan-ı Saltanat’a bağlı alt divanlar şunlardır (Görevlilerindeki “Mü” eki o işi yapan anlamındadır):
- Divan-ı İstifa: Ekonomi ve maliye işlerinden sorumlu divandır (Parayı istif etmek/biriktirmek anlamından gelir). Başındaki yöneticiye Müstevfi denir.
- Divan-ı Arz: Ordu ve askerlik işleriyle ilgilenen divandır. Başındaki yöneticiye Emir-i Arz denir.
- Divan-ı İşraf: Askeri ve hukuki işler hariç, ülkedeki tüm idari ve mali işleri denetleyen (Sayıştay benzeri) kurumdur. Başındaki yöneticiye Müşrif (Müşrif-i Memalik) denir.
- Divan-ı İnşa (Divan-ı Tuğra): Devletin iç ve dış yazışmalarından sorumlu divandır. Başındaki yöneticiye Tuğrai denir.
- Niyabet-i Saltanat: Sultanın savaşta olduğu veya başkentte bulunmadığı zamanlarda toplanan ve devleti yöneten divandır. Başındaki yöneticiye Naip denir.
- Not: Divan-ı Berid, devletin posta ve haberleşme işlerinden sorumlu kurumdur, ancak Divan-ı Saltanat’a bağlı bir alt divan değildir.
Divan-ı Mezalim (Yüksek Mahkeme) Başkanlığını bizzat Sultan’ın yaptığı, zalimlik görenlerin ve haksızlığa uğrayanların başvurduğu en üst mahkemedir. Sultan belirli günlerde (özellikle Cuma namazı sonrası) bu meclisi toplar.
- Görevleri:
- Kadıların (yerel mahkemelerin) verdiği kararlara yapılan itirazları sonuca bağlamak.
- Devlet memurları hakkındaki şikayetleri (rüşvet, görevi kötüye kullanma vb.) incelemek.
- Devlet memurlarının maaşlarının geç veya eksik ödenmesiyle ilgili şikayetleri dinlemek.
- Katipleri aracılığıyla büyük gelirlere sahip Vakıfları denetlemek.
- Muhtesibin (belediye görevlisinin) nüfuzlu kişilere karşı uygulatamadığı kararları devlet gücüyle uygulamak.
- Cuma, bayram namazları ile hac ve cihat gibi ibadetlere imkan sağlamak.
6. Hukuk Sistemi İlk Müslüman Türk devletlerinde hukuk sistemi İslam dininin esasları, Oğuzların kabile gelenekleri, Göktürk, Uygur, Akhun ve Sasani gelenekleriyle şekillenmiş ve ikiye ayrılmıştır:
- Şeri Hukuk: Kaynağı Kur’an, Sünnet, İcma ve Kıyas’tır. Özellikle evlenme, boşanma ve miras (mihir vb.) gibi konulara bakar. Temsilcisi ve yöneticisi Kadiü’l-Kudat (Başkadı)’tır.
- Örfi Hukuk: Kaynağı Hun, Göktürk, Uygur kanunları ile Oğuz gelenekleridir. Şeri hukuka aykırı olmamak şartıyla; yönetim, maliye ve askerlik gibi alanlara bakar. Temsilcisi Emir-i Dad‘dır (Adalet Emiri).
- Askeri Hukuk: Askeri disiplin suçlarına ve askerlerin kendi aralarındaki davalara Kazasker (Kadıasker / Kadı Leşker) adlı özel mahkeme hakimi bakar.
7. Toprak Yönetimi Topraklar genel olarak Miri (Devlete ait) ve Mülk (Kişilere ait) olarak ayrılır.
- Mülk Topraklar: Alınıp satılabilen, miras bırakılabilen topraklardır. Müslümanlara ait olanlara Öşri, Gayrimüslimlere ait olanlara Haraci denir.
- Miri Topraklar:
- Has Toprak: En verimli topraklardır ve geliri doğrudan Sultan’a (hükümdara) ayrılır.
- Vakıf Toprak: Şahısların (veya devletin) kendi malını kamunun (öğrenci, gazi, hasta vb.) yararına bağışladığı (vakfettiği) topraklardır. Özel mülkiyetten çıkar. Alınıp satılamaz, devredilemez. Bir senetle (Vakfiye) onaylanır.
- İkta Toprakları (Sistemi): Hz. Ömer döneminde doğan, vezir Nizamülmülk’ün geliştirdiği (Siyasetname’de tanımlanan) sistemdir. Devlete ait toprakların gelir ve vergilerinin toplanma hakkının, maaş veya hizmet karşılığı olarak askeri/sivil memurlara (örneğin müderrislere, kadılara) tahsis edilmesidir. Devlet memuru, maaşını bu gelirlerden alır; kalan miktarla ise “Cebelü” (atlı asker/sipahi) yetiştirmek zorundadır. Osmanlı’daki karşılığı “Tımar / Dirlik” sistemidir.
- İkta Sisteminin Faydaları (Amaçları):
- Üretimde sürekliliği sağlamak (Toprağın boş kalmasını engellemek). [En temel amaç budur]
- Masrafsız (hazineye yük olmadan) düzenli bir ordu kurmak.
- Devlet memurlarının maaşını merkezden para çıkmadan ödemek.
- Vergilerin düzenli ve yerinde toplanmasını sağlamak.
- Askerlerin (Cebelü/Sipahi) o topraklarda yaşaması sayesinde bölgenin güvenliğini sağlamak.
- İkta Sisteminin Faydaları (Amaçları):
8. Ordu Teşkilatı: Gulam Sistemi İslamiyet öncesine göre orduya getirilen en büyük yenilik Gulam sistemidir. (Osmanlı Devleti’ndeki karşılığı “Pençik” sistemidir).
- Savaşlarda elde edilen esirlerin beşte birinin (1/5) devlet hizmetine alınmasıdır. Bu esirler seçilirken en sağlıklı ve sağlam olanlar alınır. Seçilen askerlerin (Gulam) büyük çoğunluğu, savaşçılık yeteneklerine güvenildiği için Türklerden oluşur (Arap-Türk, Hint-Türk vb. gibi Türk unsurlar önceliklidir).
- Bu askerler “Gulamhane” denilen yerlerde (ıslahane mantığıyla) yetiştirilir ve eğitilirler.
- Zeki ve idari kabiliyeti olanlar Saray’a (yönetime); bedensel olarak çok güçlü, iyi savaşçı ve süvari olanlar ise Hassa Ordusu’na (BSD’nin en iyi, merkez ordusuna) alınırlar. (Not: Hassa ordusunun Osmanlı’daki dengi/karşılığı Kapıkulu Ocağı’dır).
9. Sosyal Hayat ve Mimari
- İmarethane: Yoksullara sıcak yemek dağıtılan aşevidir.
- Kapan: Tek bir cins malın (sadece un, sadece bal, sadece balık vb.) toptan satıldığı yerlerdir (Un Kapanı gibi).
- Bedesten: Her türlü ticari kıymetli malın satıldığı ve depolandığı kapalı çarşılardır (Günümüz AVM’leri).
- Arasta: Genellikle tek bir meslek grubuna (kuyumcular, bakırcılar vb.) ait dükkanların bulunduğu (üstü açık veya kapalı) çarşılardır.
- Kümbet: Büyük Selçuklularda ilk defa ortaya çıkan; önemli devlet adamları ve komutanlar için yapılan, çadır görünümünü (silindir gövde, konik/ehrami külah) andıran anıt mezarlardır. (İslam öncesi kurgan geleneğinin İslami mimariye yansımasıdır).
- Türbe: Genellikle yarım daire kubbeli olan ve daha çok dini şahsiyetlerin gömüldüğü mezarlardır.
- Külliye: Merkezinde genellikle bir Cami bulunan; etrafında medrese, hastane, hamam, kütüphane gibi yapıların yer aldığı toplu yapılar bütünüdür.
- Tekke ve Zaviye: İslamiyet’i yeni kabul eden Oğuzların inançlarını pekiştirmek amacıyla kurulan din eğitimi merkezleridir. Zaviye, tekkenin köylerdeki daha küçük halidir.
- Darüşşifa: Hastane demektir. (Darü’s-sıhha, Darü’l-afiye, Bimaristan, Maristan gibi isimlerle de anılır).
- Sebil: Çeşme.
- Bargah: Saray / Yönetim merkezi.
10. Eğitim ve Medreseler İlk Müslüman Türk devletlerinde eğitimin temeli Medreselerdir. Buralarda hem devlet memuru hem bilim insanı hem de din adamı yetiştirilmiştir.
- Semerkant Medresesi: Karahanlılar tarafından açılan, İlk Türk-İslam medresesidir. Dünyadaki ilk burslu öğrencilik sistemi burada uygulanmıştır.
- Yağıbasan Medresesi: Danişmentliler tarafından Tokat (Niksar)’ta açılan, Anadolu’nun ilk medresesidir.
- Nişabur Medresesi: Sultan Alparslan döneminde açılan Büyük Selçuklu Devleti’nin ilk medresesidir.
- Nizamiye Medreseleri: Vezir Nizamülmülk tarafından açılan ve en ünlüsü Bağdat’ta (Rektörü Gazali) olan geniş çaplı üniversiteler ağıdır. (Farklı illerde şubeleri vardır).
- Açılma Nedenleri: İslamiyet’i yeni kabul eden Oğuzların inancını pekiştirmek, yoksul ve yetenekli çocukları topluma/devlete kazandırmak, devletin memur ve din adamı ihtiyacını karşılamak. En önemli kuruluş amacı ise; Hasan Sabbah’ın başlattığı Batınilik (Haşhaşi) gibi zararlı fikir akımlarına karşı, silahla değil bilim ve fikirle karşılık vererek Sünni itikadı korumaktır.
- Eğitim Terimleri:
- Öğrenciye: Suhte, Softa veya Danişment denir.
- Öğretmene (Profesör): Müderris denir.
- Mezuniyette verilen Diplomaya: İcazetname denir.
- Hadis ilmiyle uğraşanlara Muhaddis, Tefsir ilmiyle uğraşanlara Müfessir, Fıkıh (İslam hukuku) ilmiyle uğraşanlara Fakih denir.
Yorum Yaz