1. Bilim ve Astronomi Eski Türklerin konar-göçer yaşam tarzına sahip olmaları, bilim üretmedikleri anlamına gelmez. Çadırların (otağ) üst kısımlarının açık olması, gökyüzünün izlenmesine ve gök cisimlerinin hareketlerinin (ay, güneş, yıldızlar) incelenmesine olanak tanımıştır. Bu astronomi faaliyetleri beraberinde matematik bilgisini de zorunlu kılmış ve Türkler astronomideki ilerlemelerinin en büyük kanıtı olan 12 Hayvanlı Türk Takvimi‘ni icat etmişlerdir.
- 12 Hayvanlı Türk Takvimi: Güneş yılı esasına dayanır. Her yıla bir hayvan ismi verilmiştir (Sıçan/Fare, At, Domuz, Yılan, Maymun vb.). İnanca göre doğulan yılın hayvanı, kişinin karakter özelliklerini yansıtır.
- Kullanılan Diğer Takvimler:
- Hicri Takvim: İslamiyet’in kabulüyle kullanılmıştır. Ay yılı esaslıdır (354 gün) ve dini günlerin (Ramazan vb.) her yıl 10-11 gün öne gelmesine neden olur.
- Celali Takvim: Büyük Selçuklu döneminde Sultan Melikşah adına Ömer Hayyam tarafından (1079 başlangıçlı) hazırlanmıştır.
- Rumi Takvim: Osmanlı Devleti’nde mali işleri düzenlemek amacıyla kullanılmış ve yılbaşı Mart ayı kabul edilmiştir.
- Miladi Takvim: Türkiye Cumhuriyeti’nde 1 Ocak 1926’dan itibaren kullanılmaktadır.
- Tıp ve Eczacılık: “Kam” veya “Baksı” adı verilen din adamları, aynı zamanda “Otacı” (Emçi) olarak şifacılık ve eczacılık faaliyetleri yürütmüşlerdir.
2. Sanat ve Mimari Konar-göçer yaşam tarzı sebebiyle sanat eserleri daha çok taşınabilir malzemelerden yapılmıştır.
- Demircilik ve Maden İşlemeciliği: Türklerin milli sanatıdır. Kılıç, kalkan, üzengi gibi aletler yapılmıştır. Maden işlemeciliğinin en büyük göstergesi, Esik Kurganı’ndan çıkarılan ve bir Hun prensine ait olduğu düşünülen Altın Elbiseli Adam zırhıdır.
- Halıcılık ve Dokumacılık: Çadırları soğuktan korumak için gelişmiştir. Dünyanın en eski düğümlü halısı olan Pazırık Halısı, Pazırık Kurganı’ndan çıkarılmıştır.
- Hayvan Üslubu: Göçebe yaşamın doğayla iç içe olması nedeniyle kılıç kabzalarında, kemerlerde ve kilimlerde kurt, kartal, geyik gibi hayvan motifleri yoğun olarak kullanılmıştır.
- Heykel Sanatı: İnsan boyutunu geçmeyen ve ölen kişiyi veya öldürülen düşmanı temsil eden Balbal taşları heykel sanatının ilk örnekleridir. Ayrıca aileyi koruduğuna inanılan Töz adı verilen küçük heykelcikler yapılmıştır.
- Uygurlarla Gelişen Sanatlar: Yerleşik yaşama geçen Uygurlar kalıcı mimari eserler bırakmış; Hoço ve Beşbalık gibi kentlerde Fresk (duvar resmi) ve Maniheizm dininin etkisiyle Minyatür sanatlarını geliştirmişlerdir. Ahşap oymacılığı ve kakmacılığı da görülür. (Not: Hat, Ebru ve Tezhip gibi sanatlar İslamiyet’in kabulüyle ortaya çıkmıştır, İslam öncesinde yoktur).
3. Din ve İnanış Eski Türkler ticaret, savaş ve göçler nedeniyle farklı coğrafyalarda pek çok dine inanmışlardır: Gök Tanrı (Tengri), Maniheizm, Budizm, Musevilik (Hazarlar), Hristiyanlık (Avrupa’ya göç edenler) ve İslamiyet (Karluklar, İtil Bulgarları). (Not: Şamanizm bir din değil; büyü, fal ve ruhlarla iletişim kurmaya dayalı bir inanış/ritüeller bütünüdür). Din adamlarına Kam veya Baksı denir; ancak Avrupa’daki gibi devleti yöneten ayrıcalıklı bir ruhban (din adamı) sınıfı yoktur.
- İnançlar:
- Tabiat Kuvvetlerine İnanma (Yer-Su-Gök): Dağ, nehir, şimşek, yıldız ve güneş gibi tabiat unsurlarının kutsal sayılmasıdır.
- Atalar Kültü: Ölen büyüklerin ruhlarının aileyi izlediğine ve koruduğuna inanıldığı için mezarlarının kutsal sayılması ve kurban kesilmesidir. Avrupa Hun Hükümdarı Attila, Bizans’ın Margos Piskoposu’nun Hun mezarlarını soymasını atalarına hakaret saymış ve I. Balkan Seferi’ni başlatmıştır.
- Kavramlar: Kut (Hükümdarlığın Tanrı tarafından Tuku, Aşina, Yağlakar gibi seçilmiş ailelere verilmesi), Tamu (Cehennem), Uçmağ (Cennet – kuş motifiyle sembolize edilir), Muyan (Sevap), Yazık (Günah), Sakış Günü (Hesap/Ahiret günü), Yarlığ (Tanrı adına verilen hükümdar fermanı).
- Ölüm ve Ahiret İnancı:
- Yuğ Töreni: Cenaze merasimidir. Ölü evde bekletilirken çadır etrafında dönülür, ağıtlar yakılır, yüzler kesilerek kan ve gözyaşı birbirine karıştırılırdı. “Sığıtçı” adı verilen profesyonel ağlayıcılar bulunurdu. Cenazeye gelenlere “U aşı” (ölü yemeği) verilirdi. Yuğ törenleri ahiret inancını (ölümden sonra yaşamı) kanıtlamaz..
- Kurgan: Oda şeklindeki derin mezarlardır. Ölen kişi atı, kılıcı ve günlük sevdiği eşyalarıyla (altın kadeh vb.) bazen “Eşük” (kefen) ile, bazen de mumyalanarak gömülürdü. Mezara eşya konulması, ahiret inancının (ölümden sonra yaşamın) kesin kanıtıdır.
- Balbal (Bengütaş): Ölen kahramanın sağlığında öldürdüğü düşman sayısı kadar mezarının etrafına dikilen taşlardır. Bu taşların (temsil ettiği düşmanların) ahirette dirilip kahramana hizmet edeceğine inanılırdı. Balbal dikilmesi ahiret inancının kesin kanıtıdır.
4. Müzik ve Spor
- Müzik: Müzik aletleri olarak Kopuz, Kithara ve Çevgan kullanılmıştır. Melodiye “Küg”, besteye ise “Ir” denilmiştir. Bizans elçisi Priskos, Attila’nın sarayında müzik çalındığından bahsetmiştir.
- Spor: Savaşçılık özelliklerini diri tutmak için av partileri (Sürek) yapılmıştır. Güreş (Kureş), futbolun atası sayılan Tepük, kayak (kızak), binicilik, koşu yarışları (Seyirtme), Gökbörü ve Cirit oynanmıştır. Ayrıca 48 taşla oynanan strateji ve zeka oyunu Mangala önemli bir yere sahiptir.
5. Ekonomi ve Ticaret Konar-göçerlikten dolayı ekonomi genel olarak hayvancılığa ve canlı hayvan / hayvansal ürün (kürk) satıp ipek almaya dayanan ticarete dayanır. Uygurlarla birlikte tarım ekonomide ön plana çıkmıştır; ancak Uygurlardan önceki dönemlerde (Göktürkler ve Hunlar) de tarım yapıldığı bilinmektedir (Töte sulama kanalı, Hun fasulyesi/buğdayı ve II. Göktürk Kağanı Kapgan’ın Çin’den tohumluk darı istemesi bunun kanıtıdır).
- Ticaret Yolları:
- İpek Yolu: Çin’den başlayıp Orta Asya’yı geçerek Anadolu’ya ve Avrupa’ya uzanan ticaret yoludur.
- Kürk Yolu: Sibirya ve Altaylardan başlayıp İtil, Volga ve Tuna nehirleri üzerinden Avrupa’ya bağlanan yoldur. Özellikle Hazarlar ve Sibirler tarafından yoğun kullanılmıştır.
- Para (Değişim Aracı): Ticarette parayı bir değişim aracı olarak kullanan ilk devlet Göktürklerdir. Kendi adına para bastıran ilk hükümdar ise Türgiş hükümdarı Baga Tarkan‘dır. Kullanılan para cinsleri: Yarmak (Madeni para), Satir (Gümüş disk), Kamdu / Kuampoyu / Böz (Bez para), Çav (Uygurlara ait kâğıt para).
6. Yazı, Dil ve Edebiyat Türkler tarih boyunca Orhun (Göktürk), Uygur, Soğd, Brahmi, Kiril, Arap ve Latin alfabelerini kullanmışlardır. Sanskritçe kullanılmamıştır. 38 harfli Orhun Alfabesi ile 18 harfli Uygur Alfabesi, Türklerin kendilerine ait iki milli alfabesidir.
- Sözlü Edebiyat:
- Sav: Atasözü.
- Sagu: Yuğ törenlerinde yakılan ağıt.
- Koşuk: Kopuz eşliğinde söylenen şiir.
- Destanlar:
- İskitler: Alper Tunga
- Asya Hun Devleti: Oğuz Kağan (Mete Han’ı anlatır)
- Göktürkler: Ergenekon ve Bozkurt
- Uygurlar: Türeyiş ve Göç
- Avrupa Hun Devleti: Attila ve Sihirli Geyik
- Kırgızlar: Manas Destanı (Dünyanın en uzun destanıdır)
- Oğuz-Kıpçak mücadeleleri: Dede Korkut Hikâyeleri.
- Yazılı Edebiyat:
- Yenisey Kitabeleri: Kırgızlara aittir. Bilinen en eski yazıtlardır ancak taşlar üzerine tek kelime halinde yazıldıklarından cümle, yargı veya edebi bir metin özelliği taşımazlar.
- Bugut Yazıtları: I. Göktürk Devleti’ne ait en eski edebi yapıtlardır.
- Uygur Yazıtları: Karabalsagun, Sine Uşu ve Taryat kitabeleri. Uygurlara en parlak dönemini yaşatan Moyen Çor (Bayan Çor) dönemini ve Maniheizm’e geçişi anlatırlar.
- Orhun Abideleri (Göktürk Yazıtları): II. Göktürk (Kutluk) Devleti zamanında dikilmiş, Türk edebiyatının ilk yazılı eseri ve Türk devlet adamlarının halka hesap verdiği, öğütler sunduğu ilk siyasetnamesidir. Günümüzde Moğolistan (Ötüken) sınırları içindedir. “Runik” yazı çeşidiyle bir tarafı Çince, diğer tarafı Orhunca yazılmıştır. 18. yüzyılda İsveçli subay Strahlenberg tarafından bulunmuş, Danimarkalı dil bilimci William Thomsen tarafından çözülmüştür (Çözülen ilk kelime “Tengri”dir). Abideler hakkında bilgi veren ilk kaynak Cüveyni’nin Tarih-i Cihan Güşa adlı eseridir. Üç kişi adına dikilmiştir:
- Vezir Tonyukuk Anıtı (725): Vezir Tonyukuk kendi anıtını bizzat kendisi yazdığı için “İlk Türk Tarihçisi ve Yazarı” kabul edilir.
- Kültigin Anıtı (732): Yollug Tigin tarafından yazılmıştır.
- Bilge Kağan Anıtı (735): Oğlu tarafından dikilmiş ve Yollug Tigin tarafından yazılmıştır.
7. Önemli Sosyal ve Siyasi Kavramlar
- Toplumsal Yapı: Küçükten büyüğe sırasıyla; Oguş (Aile) -> Uruk (Sülale) -> Boy -> Bodun (Millet) -> İl (Devlet) şeklinde örgütlenmiştir.
- Kurultay (Toy): Siyasi, askeri, sosyal meselelerin görüşüldüğü, ziyafetlerin (toy) verildiği meclistir. Üyelerine Toygun denir. Üyelerin boy nüfusuna ve güçlerine göre kurultaydaki mecliste oturma sırasına Orun adı verilir.
- İkili Teşkilat: Devleti Doğu ve Batı olarak ikiye bölerek yönetmektir. I. Göktürk Devleti’nin doğusunda asıl hükümdar “Bumin Kağan”, batısında ise “İstemi Yabgu” yer almıştır.
- Töre: Eski Türklerde sosyal düzeni sağlayan yazısız hukuk kurallarıdır.
- Yelme: Savaş öncesi düşmanın durumunu öğrenmek amacıyla gönderilen öncü (istihbarat) kuvvetleridir.
- Kızılelma: Uzun vadeli stratejilere ve dünya hakimiyetine (Türk Cihan Hakimiyeti) ulaşmak için belirlenen ardışık ve kısa vadeli ulaşılabilir hedeflerdir.
- Mete Han: Asya Hun İmparatorluğu’nda 26 Türk boyunu tek bayrak altında toplayan ve vatan toprağının savunulması bilincini oluşturan önemli hükümdardır.
- Karluklar: 751 Talas Savaşı’nda Çin’e karşı Abbasileri (Müslümanları) desteklemiş, Orta Asya’nın Çinleşmesini engellemiş ve Karahanlılar Devleti’nin kuruluşuna öncülük ederek İslamiyet’i topluca kabul eden ilk Türk boyu olmuşlardır.
- Önemli Seyyahlar: Hazarları ziyaret eden İbn Havkal ve İtil Bulgarlarının İslamlaşma sürecini (İlteber Almış Han dönemi) “Rihle” adlı eserinde anlatan İbn Fadlan‘dır.
Yorum Yaz