2026 KPSS / AGS Tarih: İslamiyet Öncesi Türk Devletlerinde Kültür ve Medeniyet Ders Notları

1. Devletin Oluşumu (İl / El) İslamiyet öncesi Türklerde devlete “İl” veya “El” adı verilirdi. Devletin oluşabilmesi için dört temel unsurun bir araya gelmesi gerekirdi:

  • Oksızlık: Bağımsızlık (İstiklal) demektir. (Örneğin; Hunlarda Ho-han-yeh’in Çin’e bağlanma teklifine karşı kardeşi Çiçi’nin verdiği bağımsızlık mücadelesi oksızlık kavramı ile ilgilidir).
  • Kün: Halk (Toplum).
  • Ülke: Sınırları belli vatan toprağı.
  • Teşkilat: Siyasi ve idari örgütlenme.

2. Hükümdar ve Hakimiyet Anlayışı Türklerde devleti yönetme yetkisinin Tanrı (Gök Tanrı) tarafından belirli bir aileye verildiğine inanılırdı. Buna “Kut Anlayışı” denir (Hunlarda Tuku, Uygurlarda Yağlakar, Göktürklerde Aşina ailesi gibi). Kut siyasi bir yetkidir; kan yoluyla babadan oğula (hanedandaki tüm erkeklere) geçerdi. Kutun tüm erkeklerde olması taht kavgalarına, devletlerin kısa ömürlü olmasına ve dış güçlerin (özellikle Çin’in) böl-yönet politikasıyla devletleri yıkmasına neden olmuştur.

Gök Tanrı, hükümdarı üç önemli özellikle donatmıştır:

  • Kut: Siyasi iktidar, devleti yönetme yetkisi (Baht, talih, saadet anlamlarına da gelir).
  • Küç: Askeri güç ve donanım.
  • Ülüş: Pay, hisse (Hükümdarın elde ettiği ekonomik bolluğu ve toprağı boylar arasında adaletli şekilde paylaştırması).

Tanrı bu yetkileri hükümdara önce 7 yıllığına verir. Eğer hükümdar ülkeyi adaletle yönetir ve bolluğu sürdürebilirse bu süre uzardı; kuraklık veya kıtlık başlarsa, hükümdarın Tanrı’yı öfkelendirdiğine inanılır ve başarısız kabul edilirdi.

Hükümdarın Görevleri:

  • Halkı aç bırakmamak, çıplağı giydirmek (Sosyal Devlet anlayışı).
  • Dağınık Türk boylarını tek bayrak altında toplamak.
  • Ordunun başında sefere çıkmak.
  • Ülkenin bağımsızlığını (oksızlık) korumak.
  • Adaleti sağlamak (Könilik).
  • Kurultaya ve yüksek mahkemelere (Yargı) başkanlık etmek.
  • Töre hükümlerini uygulamak, değişmesi için kurultaya yeni töre teklifleri sunmak.
  • Elçileri kabul etmek.

Hükümdarlık Unvanları ve Sembolleri:

  • Unvanlar: Han, Hakan, Kağan, Yabgu, İlteber, İlteriş, İdikut, Şanyu, Tanhu, Erkin, İlig, Kara. Uygurlarda Maniheizm’in etkisiyle “Ay Tengri” unvanı da kullanılmıştır. (Not: Sultan, Şah, Padişah gibi unvanlar İslamiyet’in kabulünden sonra kullanılmıştır).
  • Semboller (Hükümdarlık Alametleri): Otağ (Hükümdar Çadırı – halkın çadırına “Yurt” denir), Nevbet (Günde 9 kez çalınan davul), Kılıç, Yay, Kemer (Kur), Tuğ (Sancak), Kamçı (Berge), Ordu, Toy (Ziyafet verme yetkisi), Örgin (Taht), Kotuz (Sorguç), Kama (Bıçak). (Not: Ok bir hükümdarlık sembolü değildir, herkeste bulunabilir).

3. Devletin İdeolojik Temelleri Devletin sürekliliğini sağlamak için üç büyük ülkü benimsenmiştir:

  • Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi: Dünyanın tamamını, “güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar” olan tüm coğrafyayı Türklerin yönetmesi idealidir. (Avrupa Hun hükümdarı Uldız’ın Bizans elçisine söylediği söz bu idealin bir yansımasıdır).
  • Nizam-ı Alem: Dünya hakimiyeti sağlandıktan sonra, egemenlik altına alınan farklı milletleri Gök Tanrı adına adaletle, düzen ve nizam içinde yönetme anlayışıdır.
  • Kızıl Elma: Türk Cihan Hakimiyetine ulaşmak için konulan, ulaşıldıkça değişen ve bir adım öteye taşınan “kısa ve uzun vadeli ardışık hedefler” silsilesidir.

4. İkili Teşkilat (Federatif Yapı) Orta Asya’nın (çöller, dağlar, devasa araziler) idaresi zor olduğu için devlet “Doğu ve Batı” olmak üzere iki koldan yönetilmiştir. İlk defa Asya Hunlarında Mete Han tarafından uygulanmıştır.

  • Doğu: Güneşin doğduğu yön olduğu için kutsal kabul edilir ve asıl hükümdar (Hakan) burada oturur.
  • Batı: Hakan’ın amcası veya kardeşi “Yabgu” unvanıyla burayı yönetir. Batı iç işlerinde serbest, dış işlerinde Doğu’ya bağlıdır.
  • Sonucu: Yönetimi kolaylaştırmayı amaçlasa da Çin’in kışkırtmalarıyla Batı’daki Yabguların Doğu’ya saldırmasına, taht kavgalarına ve devletlerin parçalanmasına zemin hazırlamıştır.

5. Kurultay (Toy / Kengeş) Günümüzün bakanlar kuruluna veya meclisine benzeyen, devletin her türlü meselesinin (askeri, sosyal, ekonomik ve dini) görüşüldüğü en üst kuruldur.

  • Üyeleri: Hakan (Başkan), Hatun, Boy Beyleri, Komutanlar, Hanedan üyeleri ve devletin ileri gelenleri. (Kurultay üyelerine genel olarak Toygun denir).
  • Önemli Detay: Kurultayda dini meseleler (Örn: Bilge Kağan’ın Budizm’i getirme teklifi) görüşülür ancak kurultayda “Kam, Şaman, Baksı” gibi din adamları kesinlikle yer almaz.
  • Toplanma Zamanı: Boyların nüfusunu (mal ve hayvan sayımını) belirlemek ve “Ülüş” payını buna göre dağıtmak için yılda 2 veya 3 kez (genelde ilkbahar ve sonbaharda) toplanır. Savaş gibi acil durumlarda da olağanüstü toplanabilir.
  • İşleyişi ve Yetkisi: Boy beylerinin kurultaya ve sonrasındaki “Toy”a (Ziyafete) katılması zorunludur; katılmamak isyan sebebi sayılır. Kurultay, yeri geldiğinde danışma, yeri geldiğinde karar organıdır. Hakan’ın yeni bir töre teklifini reddedebilir (Bilge Kağan’ın Budizm teklifinin Vezir Tonyukuk’un itirazıyla reddedilmesi gibi) veya töreye uymayan bir hakanı tahttan indirebilir. Hakan yoksa kurultaya vezir (Aygucı) başkanlık eder.
  • Orun: Kurultaydaki hiyerarşik oturma düzenidir. Boy beyleri kurultayda rastgele oturamaz; boyunun gücüne, insan ve hayvan sayısına göre belirlenmiş “Orun” adı verilen sıraya oturmak zorundadırlar.

Farklı Türk Devletlerinde Kurultay İsimleri:

  • Tabgaçlar: Nazırlar Meclisi
  • Hazarlar: İhtiyarlar Meclisi
  • Peçenekler: Komenton
  • Tuna Bulgarları: Millet Meclisi
  • Avrupa Hunları: Seçkinler Meclisi

6. Hatun (Katun) Hükümdarın eşidir ve devlet yönetiminde son derece etkilidir.

  • Kendine ait otağı (sarayı), ordusu/askeri birliği vardır.
  • Kurultaya katılır ve alınan kararlarda söz sahibidir. Fermanlar “Hakan ile Hatun buyurur ki” şeklinde yayımlanır (Yarlığ).
  • Yabancı elçileri kabul eder.
  • Hakan’ın olmadığı dönemlerde devlete başkanlık veya “naiplik” (vekillik) yapar.
  • Göktürk paralarında ve Uygur bayraklarında hakanla birlikte hatunun da resmi/sembolü bulunur.

7. Devlet Görevlileri

  • Ayukı: Hükümet.
  • Aygucı (Üge): Vezir, başbakan (Hükümetin başı).
  • Buyruk: Bakan.
  • Tudun: Vergi memuru / Sivil Vali.
  • Tutuk: Askeri Vali.
  • Apa (Apa Tarkan): Sivil yönetici, üst düzey vezir (Örn: Vezir Tonyukuk).
  • Ağılı: Hazineden sorumlu görevli.
  • Otacı (Emçi): Hekim / Tabip.
  • Bitikçi (Tamgacı): Yazışma işlerinden sorumlu görevli.
  • Yarlığ: Hükümdarın emri, fermanı.
  • Erkin: Oğuzlarda hükümdara verilen isim.
  • Tigin: Hükümdarın erkek çocukları.
  • İnanç / İnal / Ataman: Tiginleri eğitmekle ve onları sancağa (bölge yönetimine) hazırlamakla görevli devlet adamları. (Selçuklu’daki “Atabey”, Osmanlı’daki “Lala”nın karşılığıdır).
  • Şad: Sancağa (bölgeye) ordu komutanı veya yönetici olarak atanmış “Tigin”lere (hanedan üyelerine) verilen unvandır. (Örn: Kürşad bir isim değil, Kür isimli prensin aldığı ordu komutanlığı unvanıdır).

8. Sosyal Hayat ve Toplumsal Hiyerarşi Türklerin konar-göçer (göçebe) yaşam tarzı sosyal hayatlarını derinden etkilemiştir.

  • Toplumsal Yapı (Küçükten Büyüğe):
    1. Oguş: Aile
    2. Uruk: Sülale (Aileler birliği)
    3. Boy / Bod: Boy (Sülaleler birliği)
    4. Bodun: Millet
    5. İl / El: Devlet
  • Toplumda tek eşlilik (monogami) görülür. Düğünlere “Törün”, halk eğlencelerine “Şölen”, bahar bayramına ise “Nevruz” adı verilir.
  • Anneye “Ög”, babaya “Kang”, halkın konakladığı çadırlara “Yurt” denir. Geleneksel içecek kımızdır.

Konar-Göçer Yaşamın Etkileri:

  • Sürekli dış baskılarla mücadele edildiği ve yer değiştirildiği için bağımsızlık (istiklal) duygusu çok gelişmiştir.
  • Kalıcı mimari eserler yapılmamış, çadırcılık gelişmiştir.
  • Göçlerden dolayı büyük heykeller yerine taşınabilir el sanatları (küçük tözler/heykelcikler ve hayvan üslubu) gelişmiştir.
  • Yazı çok geç kullanılmıştır.
  • Hapis cezaları kalıcı yapılar olmadığı için kısa sürelidir (10 günü geçmez).
  • Toprak mülkiyeti kavramı gelişmediği için Avrupa’daki gibi senyör-vasal (köle-efendi) ilişkisi veya sosyal sınıf ayrımı görülmemiştir.
  • Ticaret tamamen hayvan ürünlerine (Kürk Yolu) ve takasa dayalıdır. Dokumacılık ve halıcılık gelişmiştir.

9. Hukuk Sistemi Yazı geç kullanıldığı için hukuk kuralları yazısızdır. Sosyal düzeni sağlayan bu örf, adet ve kurallara “Töre” denir. Töreler; Kut anlayışının etkisi, Kurultay kararları, Hakan’ın koyduğu yasalar ve toplumun gelenek-görenekleri ile şekillenir.

  • Törenin 4 Değişmez Kuralı:
    1. Könilik: Adalet.
    2. Uzluk: İyilik.
    3. Tüzlük: Eşitlik.
    4. Kişilik: İnsanlık.
  • Mahkemelere “Yargı”, mahkeme başkanlarına (hakimlere) “Yargan” veya “Yargıcı” denir.
  • Barış zamanı kılıç çekmek, at çalmak veya tecavüz gibi suçlar doğrudan idamla cezalandırılırdı.
  • Tüz: Devlet ile vatandaşın görevlerini karşılıklı olarak belirleyen, devlete aidiyeti ifade eden “yazısız sözleşme”dir (Günümüzdeki tüzük kelimesi buradan gelir).
  • Töre ile ilgili önemli sözler: Göktürk İşbara Kağan: “Bizim kuzey bölgelerimizde idare eden ile idare edilenler arasındaki kaideleri bozmaya ben cesaret edemem.” Altay Atasözü: “İnsan tanrısız, kürk yakasız, millet yasasız (töresiz) olmaz.”

10. Ordu ve Askeri Yapı Türklerde askerlik özel bir meslek sayılmaz; herkes asker doğar ve eğitilir. Buna “Ordu-Millet” anlayışı denir. Ordular hafif süvari birliklerinden oluşur ve ücretsizdir (Ücretli asker kullanan tek devlet Hazarlardır). Savaşlarda yelek, dar pantolon ve at üzerinde dengeyi sağlamak için çizme kullanılmıştır.

  • Askerlere “Sü” veya “Er”, ordu komutanlarına “Tarkan” (Oğuzlarda Sübaşı), Hakan’ın özel muhafızlarına ise “Börü” adı verilir. (Halk arasındaki “Su uyur düşman uymaz” sözünün aslı “Sü (asker) uyur, düşman uymaz” şeklindedir).
  • Onlu Sistem: Mete Han tarafından MÖ 209’da bulunmuştur (Günümüzde bu tarih Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın kuruluş yıl dönümüdür). Ordu hiyerarşik olarak bölünmüştür: 10 kişi (Takım – Onbaşı), 100 kişi (Bölük – Yüzbaşı), 1.000 kişi (Tabur – Binbaşı), 10.000 kişi (Tümen – Tümenbaşı).
  • Yelme: Savaş öncesi düşmanın durumunu öğrenmek ve istihbarat toplamak için gönderilen öncü/keşif birlikleridir (Osmanlı’daki Akıncılar).
  • Türklerin Dünya Askerlik Tarihine Etkisi: Onlu sistemin bulunması, atın evcilleştirilip savaş aracı olarak kullanılması, üzenginin icadı, ceket-pantolon-çizme kullanımı, et konservesi (pastırma/kurutulmuş et) yapımı ve savaş taktiklerinin yayılmasıdır.
  • Savaş Taktikleri: Turan Taktiği (Sahte ricat/geri çekilme, Kurt kapanı, Hilal taktiği ve Pusu stratejilerinin birleşimi). Bu taktik ilk defa Mete Han tarafından Çin’e karşı Payteng Savaşı’nda uygulanmış; daha sonra 1071 Malazgirt, 1396 Niğbolu, 1526 Mohaç ve Mustafa Kemal Atatürk tarafından Büyük Taarruz’da başarıyla kullanılmıştır.

Yorum Yaz

Yorum yaz