İçeriğe geç
KPSS Coğrafya Ders Notu PDF

2026 KPSS ve AGS Coğrafya Ders Notları: Türkiye’de Doğal Afetler

Hazırlayan: PDF Soru Bankası - Ders Notları Arşivi. Yayın , 7 dk

Doğal afetler konusu sadece sınavlarda karşımıza çıkan bir bilgi bütünü değil; Anadolu’da yaşayan herkesin hayatta kalmak ve çevresini korumak için bilmesi gereken hayati bir konudur.

1. Depremler (Seizma)

Depremler, yer kabuğunda meydana gelen sarsıntılar sonucunda oluşur. Anadolu’da depremler sonucunda deniz sularının karaların içlerine kadar girdiği dev dalgalar olan tsunamiler de yaşanabilmektedir. Özellikle Marmara ve İskenderun gibi deniz kıyılarında denizin içinden geçen fay hatlarında meydana gelen sarsıntılar, tsunami dalgalarının kıyıya vurmasına neden olmaktadır.

Türkiye’de oluşum nedenlerine göre depremler üç gruba ayrılır:

  • Çöküntü (Göçme) Depremleri: Karstik arazilerde yer alan mağaraların veya insanların açtığı maden ocaklarının tavanlarının çökmesiyle meydana gelir. Karstik arazinin ve mağaraların yoğun olduğu Antalya hattında devasa obrukların oluşumuyla; taş kömürü madenlerinin bulunduğu Zonguldak’ta; kaya tuzu yataklarının bulunduğu Çankırı, Yozgat, Sivas hattında ve linyit madenlerinin bulunduğu Manisa’da çöküntü depremleri görülür.
  • Volkanik Depremler: Aktif volkanik dağların bulunduğu bölgelerde magmanın hareketine bağlı yaşanır. Türkiye’de günümüzde aktif bir volkan dağı bulunmadığı için bu depremler görülmez; ancak Hasan Dağı gibi potansiyel volkanlarda bir hareketlilik olması durumunda yaşanma ihtimali vardır.
  • Tektonik Depremler: Türkiye’de en fazla görülen ve yıkıcı etkisi en yüksek olan deprem türüdür. Anadolu, 3. ve 4. jeolojik zamanlardan (Senozoik) kalma genç arazilere sahip olduğu için yerkabuğu (levhalar) hareketlidir ve geniş alanlarda fay hatları barındırır. İç kuvvetlerin yeryüzünü şekillendirme süreci olan tektonik depremler doğanın bir gerçeğidir ve yaşanmaya devam edecektir.

Türkiye’deki Başlıca Fay Hatları:

  • Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF): Saros Körfezi’nden ve Marmara’dan başlayarak Doğu Anadolu’ya uzanır; Muş, Bingöl, Bitlis hattında Doğu Anadolu Fay Hattı ile kesişir. KAF; İstanbul’u doğrudan tehdit etmenin yanı sıra İzmit, Bolu, Düzce, Erzincan gibi yıkıcı depremlerin yaşandığı şehirlerden geçer.
  • Doğu Anadolu Fay Hattı (DAF): Hatay’dan başlayıp Malatya, Elazığ, Kahramanmaraş, Adıyaman, Gaziantep, Diyarbakır üzerinden Muş, Bingöl, Bitlis hattına uzanır. Bu fay üzerindeki hareketlilik o kadar şiddetlidir ki, bilim insanları uzun yıllar sonra bu hat üzerindeki hareketliliğin Ortadoğu’dan ayrılmalara/kırılmalara neden olabileceğini öngörmektedir.
  • Batı Anadolu Fay Hattı (BAF): Ege Bölgesi’ndeki kırık dağların (Kaz, Madra, Yunt, Boz, Aydın, Menteşe) altında yer alır ve Ege’de sık sık sarsıntılara neden olur. Tarih boyunca Bergama (İyonya) gibi antik kentler depremlerle yıkılıp tekrar tekrar aynı yere kurulmuştur.

Depremin Az Olduğu Yerler: Mardin masifi, Alanya-Anamur masifi, Yıldız Dağları masifi, Ergene havzası ve Doğu Karadeniz sahilleri fay hatlarından uzak olduğu için Türkiye’de deprem riskinin nispeten daha az olduğu yerlerdir. Ancak bu durum “hiç deprem olmaz” anlamına gelmez; örneğin KAF üzerinde yaşanacak büyük bir deprem Samsun, Trabzon, Rize veya fay geçmeyen Ergene’yi de daha düşük şiddette olsa da sarsacaktır.

Deprem Önlemleri ve Deprem Anı: Deprem yağmur veya kar yağması kadar doğal bir süreçtir; ölümlere neden olan depremin kendisi değil, fay hatları veya tektonik ovalar üzerine yapılan dayanıksız binalardır. Japonya veya Rusya’daki gibi 8-9 şiddetine dayanabilecek sağlam binalar inşa edilmelidir. Deprem anında binadan kaçmaya çalışmak, asansöre binmek, balkondan veya pencereden atlamak, merdivenlere yönelmek çok tehlikelidir. Bunun yerine, zemin katta olmayanlar sabit bir eşyanın yanına çökerek (hayati organları koruyacak şekilde kapanarak) sarsıntı geçene kadar “yaşam üçgeni” oluşturmalıdır. Ayrıca, acil durumlar için her evde mutlaka bir deprem çantası hazır bulundurulmalıdır.

2. Erozyon

Su ve rüzgar (dış kuvvetler) tarafından toprağın en üst ve en verimli kısmının aşındırılarak taşınması olayıdır. Can ve mal kaybına anında yol açmayan, uzun yıllar içinde yavaş yavaş gerçekleşen sinsi bir afettir.

  • Görüldüğü Yerler: Erozyon, bitki örtüsünün cılız olduğu karasal iklim bölgelerinde etkilidir. İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve Ergene Havzası erozyonun en yoğun olduğu yerlerdir. Orman örtüsünün gür olduğu Karadeniz, Akdeniz (Toroslar) ve Ege (Menteşe, Kaz Dağları) bölgelerinde ise çok daha az görülür.
  • Nedenleri:
    • Kurak ve yarı kurak iklim şartları ile bitki örtüsünün fakir/tahrip edilmiş olması.
    • Ankara, Konya, Kayseri gibi iç bölgelerde ilkbaharda aniden bastıran şiddetli sağanak (konveksiyonel) yağışlar.
    • Arazinin eğimli olması erozyonu hızlandırır (Örn: Eğimi fazla olan Hakkari’de düz olan Şanlıurfa’ya göre toprak daha kolay taşınır), ancak erozyon için eğim temel şart değildir, düz alanda da gerçekleşebilir.
  • Arazinin Yanlış Kullanımı (İnsan Etkisi):
    • Eğim Yönüne Paralel Sürme: Tarlaların eğim doğrultusunda yukarıdan aşağıya (paralel) sürülmesi yerçekiminin etkisiyle toprağın kaymasını kolaylaştırır. Doğru olan, araziyi eğim yönüne dik sürmek ve toprak taşınmasını tutacak taraçalar (basamaklar) yapmaktır.
    • Anız Yakılması: Buğday hasadından sonra tarlada kalan sapların (anız) kolay temizlenmesi için yaz aylarında (Ağustos) yakılmasıdır. Bu işlem topraktaki mineralleri yok eder, bitki çeşitliliğine zarar verir ve tarlayı boş, korumasız bırakarak erozyonu hızlandırır; ayrıca orman yangınlarına sıçrama riski taşır. Doğru olan uygulama anızı yakmak değil, traktörle yeniden sürerek toprağa karıştırmaktır.
    • Nadas Uygulaması: Karasal iklimlerde sulama imkanının olmadığı yerlerde, toprağın mineral/su toplaması için bir yıl ekilip ertesi yıl boş bırakılmasıdır. Boş bırakılan toprak rüzgar ve suyla kolayca taşındığı için erozyonu tetikler. Bunun yerine doğru uygulama, toprağı boş bırakmayan “Nöbetleşe Ekim”dir (Örn: Bir yıl buğday, ertesi yıl toprağa azot ve mineral sağlayan nohut ekilmesi).
  • Sonuçları: Toprağın en verimli üst kısmı taşındığı için tarımda verim düşer ve yöre halkını uzun vadede göçe zorlar. Taşınan topraklar baraj göllerini doldurarak barajların kullanım ömrünü kısaltır.

3. Heyelan (Toprak Kayması)

Eğimli arazilerde bol yağışın etkisiyle suya doyan toprağın, altındaki tabakayla birlikte yerçekimi doğrultusunda kütle halinde aşağı doğru kaymasıdır. Erozyondan temel farkı; heyelanda sadece toprağın üst yüzeyi değil, altındaki ana tabakanın da blok halinde taşınmasıdır.

  • Görüldüğü Yerler: Heyelan için en temel şartlar eğim ve bol yağıştır. Bu nedenle Türkiye’de en fazla Karadeniz Bölgesi’nde (özellikle Doğu ve Batı Karadeniz) görülür. Eğer sorularda Karadeniz yoksa, Toroslara veya eğimin fazla olduğu Hakkari, Şırnak, Bingöl, Bitlis, Tunceli hattına gidilmelidir. Yükseltisi fazla olmasına rağmen arazisi düz bir plato olan Erzurum-Kars çevresinde heyelan riski Hakkari’ye göre çok daha düşüktür.
  • İnsan Etkisi ve Sonuçları: Eğimli arazilerde yol açmak veya ev inşa etmek (istinat duvarı örülse dahi) yamacın doğal dengesini bozar ve toprağın suya doymasıyla birlikte heyelanı tetikler. Ayrıca kayan toprak kütlelerinin (örneğin fındık bahçelerinin) komşu arazilere geçmesi, Karadeniz’de insanlar arası sınır ve mülkiyet anlaşmazlıklarına yol açmaktadır. Karadeniz’de heyelan olayları yağışların ve kar erimelerinin arttığı ilkbahar ve yaz aylarında maksimum seviyeye ulaşır.

4. Çığ

Eğimli arazilerdeki yoğun kar tabakasının kütle halinde hızla aşağı doğru kaymasıdır.

  • Görüldüğü Yerler: Eğim ve bol kar yağışının bir arada görüldüğü Hakkari, Bingöl, Bitlis ve Van hattı Türkiye’de çığ riskinin zirve yaptığı yerlerdir. Bunun dışında Doğu Karadeniz’in yüksek kesimleri, Toros Dağları, Bolu (Ilgaz) ve Uludağ gibi eğimli karlı alanlarda da kış aylarında çığ tehlikesi yüksektir. (Çukurova, Bafra-Çarşamba deltaları veya Ergene havzası gibi düz ve alçak yerlerde çığ oluşmaz).

5. Orman Yangınları

Küresel ısınma ve çölleşmenin artışıyla birlikte Türkiye’nin yanı sıra İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi ülkelerde orman yangını tehlikesi her geçen yıl büyümektedir. Ağaçların yanması, oksijen döngüsünü bozarak doğrudan ekosisteme zarar verir.

  • Nedenleri: Türkiye’deki yangınların çok büyük bir kısmı insan kaynaklıdır. Doğaya bırakılan cam veya pet şişelerin 40 derece sıcaklıkta mercek görevi görerek kuru otları tutuşturması, araçlardan dışarı atılan sönmemiş sigara izmaritleri ormanları hızla küle çevirmektedir.
  • Görüldüğü Yerler: Ormanın bulunduğu her yerde (Karadeniz, Doğu Anadolu vb.) yangın riski vardır; ancak orman varlığı ile yaz sıcaklığının yüksekliğinin birleştiği Ege ve Akdeniz kuşağında yangın tehlikesi en üst seviyededir.
  • Önlemler: Yangınlara İHA’lar, SİHA’lar, hava araçları ve itfaiyelerle müdahale etmek önemli olsa da; asıl çözüm yangının çıkış nedenlerini ortadan kaldırmaktır. Toplum eğitilmeli, doğaya atık veya izmarit atılmamalı, anız yakımından vazgeçilmeli ve bolca fidan dikilmelidir.

6. Sel, Taşkın ve Kaya Düşmesi

  • Sel: Ani ve şiddetli yağışlar sonucu suların yamaçlardan hızla akışa geçmesidir. Türkiye’de Karadeniz Bölgesi’nde (Kastamonu, Trabzon, Rize vb.) ilkbahar, yaz ve sonbahar aylarında çok sık görülür. Ayrıca İç Anadolu’da (özellikle Ankara’da) ilkbahar aylarında görülen sağanak konveksiyonel yağışlara bağlı sel olayları da ciddi tehlikeler yaratmaktadır (Peri bacalarının oluşum mekanizması da bu sel sularına bağlıdır).
  • Taşkın: Akarsuyun yatağından taşarak çevreyi sular altında bırakmasıdır. Eğimin az olduğu, yüzeyden akan akarsular taşkın riski taşır. Edirne’den geçen Meriç Nehri’nin hemen her yıl taşarak çevreyi ve yerleşim yerlerini sular altında bırakması bunun en tipik örneğidir.
  • Kaya Düşmesi: Dağlık ve engebeli olan Anadolu’da, özellikle ilkbahar aylarında artan yağışların etkisiyle yamaçlardaki kayaların düşmesi olayıdır.
  • Önlemler: Sel ve taşkınlara karşı en temel önlem dere yataklarının ıslah edilerek düzenlenmesi ve kuruyan dere yataklarına “buradan bir daha su geçmez” düşüncesiyle yerleşim veya yol yapılmamasıdır; çünkü doğa oluşturduğu vadiyi er ya da geç tekrar suyla dolduracaktır.

Notlar ve dosya açıklamaları ÖSYM konu listesine göre hazırlanır.

Yorum yaz

Yorum yaz