1. Türk Adının Anlamı ve Türkiye Kelimesi Türk adının anlamı, tarih boyunca farklı araştırmacılar ve milletler tarafından farklı şekillerde yorumlanmıştır:
- Wambery: Türemek.
- Doerfer: Devlete bağlı halk.
- Kaşgarlı Mahmud: Olgunluk çağı.
- İran Kaynakları: Güzel insan.
- Çin Kaynakları: Zırhlı miğfer (koruyucu, delinmez anlamında).
- Ziya Gökalp: Kanunlu, nizam sahibi, töreli.
- Genel Anlam: Güçlü, kuvvetli, terk edilmiş.
Türk kelimesi ilk defa Çin kaynaklarında geçmiştir. Devlet adı olarak “Türk” ismini ilk kullanan devlet Göktürkler olmuştur. “Türkiye” ifadesi ise ilk defa Bizans kaynaklarında, önce Orta Asya, ardından da Anadolu’yu tanımlamak için kullanılmıştır.
2. Orta Asya Kültür Merkezleri Orta Asya (Sibirya, Altaylar, Kingan Dağları, Himalayalar ve Hazar Denizi arasındaki bölge), sert kışları ve sıcak-kurak yazlarıyla zorlu bir iklime sahiptir. Bu bölgede yapılan kazılarda Türklerin atalarına ve çevre milletlere ait önemli kültür merkezleri ortaya çıkarılmıştır:
- Anav: Orta Asya’nın en eski kültür merkezidir.
- Afanasyevo: En eski Türk kültür merkezidir.
- Andronovo: Türk atalarının yaşadığı merkezdir.
- Karasuk: Demirin ilk işlendiği yerdir.
- Tagar: En gelişmiş kültür merkezidir.
- Kelteminar: Yerleşik yaşam izlerinin görüldüğü kültür merkezidir.
3. Orta Asya’dan Yapılan Türk Göçleri Türkler konar-göçer bir yaşam tarzına sahip oldukları için tarih boyunca çeşitli coğrafyalara göç etmişlerdir.
- Göçlerin Nedenleri: Kuraklık, kar fırtınaları, kıtlık ve iklim şartlarının tarım ile hayvancılığa elverişsiz olması göçlerin temel sebepleridir. Hızlı nüfus artışına bağlı olarak kaynakların hızla tükenmesi, Çin, Kitan ve Moğol gibi dış baskılar da Türkleri göçe zorlamıştır. Bunların yanı sıra boylar arası siyasi mücadeleler (kaybeden boyun bağımsızlık için bölgeyi terk etmesi), hayvan hastalıkları, yeni yerler görme isteği ve tüm dünyayı yönetme idealini ifade eden “Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi” göçlerin diğer önemli nedenleridir.
- Göçlerin Sonuçları: Türk kültürü çok geniş alanlara yayılmış, farklı coğrafyalarda yeni Türk devletleri kurulmuştur. Ancak nüfusça az olarak gidilen yerlerde (örneğin Çin) Türklerin bir kısmı asimile olmuş, din ve dil yapıları değişmiştir. Göçlerin en önemli tarihsel sonucu ise; Türk tarihinin dağınık bir coğrafyada şekillenmesi nedeniyle bir bütün halinde incelenmesinin zorlaşmasıdır.
4. Bilinen İlk Türk Boyu: İskitler (Sakalar) Tarihte bilinen ilk Türk boyudur (devlet boyutuna ulaşmamışlardır). Kırım civarında yaşamışlardır. İranlılar bu boya “Saka” adını vermiştir.
- En önemli hükümdarları Alper Tunga’dır. İran-Turan mücadelelerinde İranlı Firdevsi’nin Şehname adlı destanında “Afrasiyab” (Afresiyab) adıyla geçmektedir.
- Tarihteki ilk kadın hükümdar olan Tomris Hatun İskitlerdendir. Ayrıca “Amazon” adı verilen kadın savaşçılara sahiptirler.
- Atı evcilleştirerek bir savaş aracı olarak kullanmışlar ve üzengiyi (ata binerken denge sağlayan ağır metal) ilk defa kullanmışlardır.
- Maden işlemeciliğinde çok usta oldukları için “Bozkırın Kuyumcuları” unvanını almışlardır. Tarihçi Herodot da onların gümüş işçiliğinde ve dişçilikteki ustalıklarından övgüyle bahsetmiştir.
- Sanat eserlerinde “Hayvan üslubunu” kullanmışlar ve ölen kişilerin mezarlarına ilk defa “Balbal” adı verilen taşları dikmişlerdir.
5. Asya Hun Devleti Tarihte bilinen ilk Türk devletidir. Hun adı ilk defa MÖ 318’de Çin kaynaklarında, Kuzey Şansi Antlaşması’nda geçmektedir. Devletin kurucusu Teoman’dır (Tuman) ve başkenti “Toprak Ana” veya “Kutsal Bölge” olarak anılan Ötüken’dir.
- Mete Han Dönemi (En Parlak Dönem): Babası Teoman tarafından Yüeçilere rehin bırakılan, ardından oradan kurtulup babasını ıslıklı ok (çavuş oku) eğitimiyle sadakatini test ettiği kendi ordusuna öldürterek tahta geçen Mete Han, “Tanhu” (Şanyu) unvanını kullanmıştır.
- Yüeçilerin ısrarlı toprak taleplerine karşı çıkarak, “Toprak millete aittir” diyerek tarihte vatan sevgisinden bahseden ilk Türk hükümdarı olmuştur.
- Orta Asya’da ok yayı çeken 26 Türk kavmini tek bayrak altında toplayarak tarihteki ilk Türk siyasi birliğini sağlamıştır.
- MÖ 209’da askeri hiyerarşiyi düzenleyen “Onlu Sistemi” (Tümen, Binbaşı vb.) bulmuştur (Bu tarih günümüzde Kara Kuvvetleri Komutanlığının kuruluş yılıdır).
- Çin ile İpek Yolu hakimiyeti için savaşmış; Payteng (Baideng) Savaşı’nda sahte ricat (Turan) taktiğini ilk kez kullanarak Çin ordusunu soğukta kuşatmıştır. Çin’i mağlup etmesine rağmen asimile olmamak için Çin’e yerleşmemiş, onları sadece vergiye bağlamıştır.
- Çin’in Parçalama Politikaları (Uyut, Yut): Çin İmparatorluğu savaşla yenemediği Hunları içeriden çökertmek için casuslar göndermiş; Çinli prensesleri Hunlarla evlendirmiş, bu prenseslerin yanındaki hizmetçiler aracılığıyla Türk boylarını birbirine düşürmüştür. Ayrıca Türkleri lükse, ipeğe ve Çin mutfağına alıştırarak kültürlerini yozlaştırmaya, asimile etmeye çalışmışlardır.
- Yıkılış Süreci: Mete Han’dan sonra Ki-ok (Kiyok) ve Ho-han-yeh dönemlerinde Çin özentisi ve asimilasyon artmıştır. Ho-han-yeh Çin’e bağlanmayı teklif etmiş, ancak kardeşi Çiçi, “İstiklali feda etmeyi gülünç ve utanç verici bulurum” diyerek buna şiddetle karşı çıkmıştır. Bu ihtilaf sonucu devlet ikiye ayrılmış, Çiçi 1600 askeriyle 70 bin Çinliye karşı savaşarak can vermiştir. İlerleyen süreçte devlet Kuzey ve Güney olarak tekrar bölünmüş ve Çin tarafından tamamen yıkılmıştır.
6. Kavimler Göçü (375) Hun devletinin dağılmasının ardından, Çin baskısından kaçan Kuzey Hunları, Balamir önderliğinde Avrupa’ya doğru harekete geçmiştir (200.000 kişilik bir kitle). Karadeniz’in kuzeyinden ilerleyen Hunlar; Alanlar, Gepitler, Gotlar, Anglosaksonlar ve Franklar gibi 13 farklı barbar kavmi yerlerinden yurdundan ederek Roma İmparatorluğu’nun içlerine doğru büyük bir göç dalgasına (Kavimler Göçü) sebep olmuştur.
- Sonuçları:
- 395 yılında Roma İmparatorluğu, Batı ve Doğu (Bizans) olmak üzere ikiye ayrılmış; 476’da Batı Roma yıkılmıştır.
- Macaristan’da Avrupa Hun Devleti kurulmuştur.
- Avrupa’da toprağa ve köle-efendi ilişkisine dayanan Feodalite (Derebeylik) rejimi ortaya çıkmıştır.
- Kilise çok büyük bir siyasi/ekonomik güce ulaşmış ve Avrupa’da “Skolastik düşünce” (değiştirilemeyen, sorgulanamayan dogmatik düşünce) hakim olmuştur.
- Kavimlerin birbirine kaynaşmasıyla İspanyol, Fransız, İngiliz, Alman gibi yeni Avrupa milletleri ve devletleri ortaya çıkmıştır.
- İlk Çağ kapanmış, Orta Çağ başlamıştır.
- Avrupalılar pantolon giyme, ceket, üzengi kullanımı ve savaş taktikleri gibi Türk kültür ve askeri unsurlarını öğrenmişlerdir.
7. Avrupa Hun Devleti Balamir tarafından Macaristan’da kurulmuştur.
- Uldız Dönemi: Anadolu’ya ilk Türk akınları bu dönemde yapılmıştır. Uldız, Doğu Roma (Bizans) elçisine “İstersem güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar her yeri zapt ederim” diyerek devletin gücünü göstermiş ve Bizans’ı baskı altında tutup asıl hedefi Batı Roma’ya çevirme siyaseti izlemiştir. (Urfa piskoposu Efrahim, Hunların bu hareketliliği için “Yecüc ve Mecüc’ün atlıları” tabirini kullanmıştır).
- Attila Dönemi (En Parlak Dönem): Rua ve Bleda’dan sonra devleti tek başına yöneten Attila, Bizans üzerine I. ve II. Balkan Seferlerini düzenlemiştir.
- 434 Margos Barışı: Bizans’ın ödediği vergi 2 katına çıkarılmış, Bizans’ın Hun kaçaklarını ve mültecilerini iade etmesi, ticari faaliyetlerin sadece sınır kasabalarında yapılması şart koşulmuştur.
- 447 Anatolius Antlaşması: Vergi 3 katına çıkarılmış, savaş tazminatı alınmış ve Tuna boylarındaki 5 günlük mesafe askerden arındırılmıştır.
- Batı Roma Seferi: Attila, kendisine evlilik teklif eden Batı Roma prensesi Honoria’nın isteği üzerine çeyiz olarak imparatorluğun yarısını talep etmiş ve Batı Roma’ya sefere çıkmıştır. Roma kapılarına dayandığında; Papa I. Leo’nun bizzat gelerek yalvarması, Roma’nın Hristiyanlarca kutsal sayılması, Attila’nın Batı Roma’nın gücünü kırdığına inanması, ordusundaki salgın hastalıklar ve doğudaki Sasani tehlikesi sebepleriyle şehri almaktan vazgeçmiştir.
- Unvanları: Avrupalılar günahları yüzünden Tanrı’nın onları cezalandırmak için Attila’yı gönderdiğine inandıklarından ona “Tanrının Kırbacı” veya savaş tanrısı Ares’in kılıcına sahip olduğu inancıyla “Tanrının Kılıcı” ile “Cesur Kavimlerin Efendisi” unvanlarını vermişlerdir. Almanların ünlü Nibelungen Destanı’nda ise ismi “Etzel” olarak geçer. Attila’nın şüpheli ölümünden sonra devlet dağılmış, Hunlar Macarlar ve Avarlarla karışmıştır.
8. Avrupa’da Kurulan Diğer Türk Boyları ve Devletleri
- Avarlar: Kurucuları Bayan Han’dır. Çinliler onları aşağılamak için “Juan Juan” (börtü böcek), Göktürkler ise “Apar” (karşı koyan, engel olan) olarak adlandırmıştır. Hem Orta Asya’da hem de Avrupa’da devlet kurmuşlardır. Orta Asya’daki Töles isyanını bastıran Göktürk kurucusu Bumin Kağan’ın, Avar Hakanı’ndan kızını istemesi ve hakanın “Siz bizim demirci kölelerimizsiniz” diyerek bunu reddetmesi üzerine yıkılarak Avrupa’ya göç etmişlerdir. 619 ve 626 yıllarında Sasanilerle birlikte İstanbul’u kuşatan ilk Türk devleti olmuşlardır. Üzengiyi Avrupa’ya taşımışlar, Slavları ve Cermenleri askeri yönden etkilemişlerdir. 805’te Franklar tarafından yıkılmışlardır.
- Uzlar (Gagavuzlar): Oğuzların Hristiyan olanlarına Uz, Müslüman olanlarına Türkmen denir. Bizans ordusunda ücretli askerlik yapmışlar, 1071 Malazgirt Savaşı’nda Peçeneklerle birlikte taraf değiştirerek Selçuklulara katılıp savaşın seyrini değiştirmişlerdir. Günümüzde Romanya ve Moldova’da Gagavuz Türkleri olarak varlıklarını sürdürmektedirler.
- Peçenekler: Tarih boyunca hiçbir zaman devlet kuramamış, boy halinde yaşamışlardır. Ruslarla 150 yıl savaşmış, Edirne’yi (1050) ve İstanbul’u karadan (1090) kuşatmışlardır. Ancak Bizans, Kumanlarla anlaşıp Peçenekleri mağlup ettirmiştir. Bizans’ta ücretli askerlik yapmışlar, Malazgirt’te saf değiştirmişlerdir. Bulunan “Miklos Hazinesi” Peçeneklere aittir.
- Macarlar: 896’da Arpad tarafından kurulmuşlardır. Soylarını Attila’ya dayandırırlar. Hristiyanlaşarak asimile olmalarına rağmen dünyada ilk “Türkoloji Enstitüsünü” kurmuşlar ve günümüzde “Türk Kurultayı” düzenlemektedirler. Macaristan’ın İngilizce yazılışı olan Hungary, Hunlardan gelmektedir.
- Bulgarlar: Kelime anlamı “karışmak”tır. Kubrat Han zamanında Büyük Bulgar Devleti kurulmuş, daha sonra devlet ikiye ayrılmıştır:
- Tuna Bulgarları: Asparuh Han kurmuştur. Krum Han zamanında İstanbul kuşatılmıştır. Boris Han döneminde Hristiyanlığı kabul etmişlerdir. Simon döneminde “Han” unvanı terk edilerek “Çar” unvanı kullanılmaya başlanmıştır.
- İtil (Volga) Bulgarları: İlteber Almış Han zamanında İslamiyet’i kabul etmişlerdir. Dini tam olarak öğrenmek için Abbasi Halifeliğinden heyet istemişlerdir. Bu heyette yer alan ünlü Arap seyyah İbn Fadlan, “Rihle” (Seyahatname) adlı eserinde İtil Bulgarlarının Müslümanlaşma sürecini anlatmıştır. İtil Bulgarları, Doğu Avrupa’da ve dünyada kurulan ilk Müslüman Türk devletidir.
- Hazarlar: Museviliği kabul eden ilk ve tek Türk devletidir. Doğu Avrupa tarihinde çok büyük rol oynamışlar ve ticaret (Kürk Yolu) üzerinden büyük zenginlik elde etmişlerdir. Adaletin ve hoşgörünün sağlanması adına davalara 2 Müslüman, 2 Hristiyan, 2 Yahudi ve 1 Şamanist’ten oluşan 7 kişilik bir “Hakimler Heyeti” bakmıştır. Dönemlerindeki barış ve zenginliğe “Pax Hazaria” (Hazar Barış Çağı) denir. Emevilerle savaşarak Karadeniz’in kuzeyi ve Kafkasların İslamlaşmasını bir süreliğine engellemişlerdir (Orta Asya’da bunu yapan diğer devlet Türgişlerdir). Emevilerin Arap olmayanları dışlayan “Mevali” politikası yüzünden Hazar ülkesindeki Müslümanlar savaşlarda Hazarları desteklemiş, Hazar Hakanı da onları yönetmesi için “Hazz” adı verilen yöneticiler atamıştır. Hazarlar, ordusuna ücretli asker alan ilk Türk devletidir. Kiev Knezliği tarafından yıkılmışlardır. Günümüzde Karay/Karaçay Türkleri olarak kalıntıları devam etmektedir.
- Sibirler (Sabarlar): Kelime anlamı “yoldan sapan, yol değiştiren, serbest dolaşan”dır. Bugün Sibirya’ya isimlerini vermişlerdir. Boğarık Hatun adında önemli bir kadın hükümdarları vardır. Anadolu’ya (Kayseri, Ankara, Konya) akınlar düzenlemiş, varlıklarına Bizans tarafından son verilmiştir.
- Kıpçaklar (Kumanlar): Ruslar onlara “Polovets” (tarla/bozkır ahalisi) demişlerdir. İsim anlamı olarak sarı, sarımtırak, solgun, kül rengi ve öfkeli demektir; fiziksel olarak sarı saçlı, renkli gözlü Türklerdir. Yaşadıkları bölgeye “Deşt-i Kıpçak” denmiştir. Bizans ile birleşip Peçenekleri mağlup etmişlerdir. Oğuzlarla yaptıkları mücadeleler “Dede Korkut Hikayeleri”ne, Ruslarla yaptıkları mücadeleler ise “Igor Destanı”na konu olmuştur. Latince, Farsça ve Türkçe dillerini barındıran “Codex Cumanicus” adlı sözlüğü bırakmışlardır (Orijinali Venedik’tedir). Altınordu Devleti’nin Türkleşmesinde etkili olmuşlar, Eyyubi ve Memlük ordularında görev yapmışlardır.
Yorum Yaz