İçeriğe geç
KPSS Tarih Ders Notu PDF

2026 KPSS / AGS Tarih: I. TBMM Dönemi Gelişmeleri, Ayaklanmalar ve Sevr Antlaşması Ders Notları

Hazırlayan: PDF Soru Bankası - Ders Notları Arşivi. Yayın , 8 dk

1. I. TBMM’nin Açılışı ve Temel Özellikleri

  • Açılış Süreci: İtilaf Devletleri’nin Osmanlı Devleti ile yapacağı barış antlaşmasının taslağının hazırlandığı San Remo Konferansı devam ederken, Ankara’da I. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) açılmıştır. Meclisin açılış konuşmasını, meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla (75 yaşında) Sinop Milletvekili Şerif Bey yapmıştır.
  • Kuruluş Amacı: I. TBMM’nin temel amacı ulusal bağımsızlığı (düşmanı yurttan atmayı) sağlamaktır. Üyeleri seçim yoluyla belirlendiği ve her türlü fikir tartışılabildiği için demokratik; yeni bir ordu ve anayasa (Teşkilat-ı Esasiye) kurduğu için kurucu bir meclistir. Mecliste azınlık milletvekili bulunmadığı için ulusçu (milliyetçi) bir yapıdadır.
  • İsim Tartışması: Mustafa Kemal, meclisin kurucu özelliğini vurgulamak için “Meclis-i Müessisan” (Kurucu Meclis) adını önermiş, ancak bu ismin halkta “yeni bir rejim kurulduğu” algısı yaratıp tepki çekeceği endişesiyle kabul görmemiş ve “Büyük Millet Meclisi” adı benimsenmiştir.
  • Meclis Hükümeti Sistemi: Meclis içinden seçilen bir kişi meclisin başkanı olurken, aynı zamanda kurulacak hükümetin (İcra Vekilleri Heyeti’nin) de başkanı sayılmıştır. Bakanlar meclis dışından atanamaz; meclis içindeki vekiller arasından tek tek oylamayla seçilir. Bu sistem olağanüstü savaş şartlarında hükümetin hızlı karar almasını sağlamıştır.
  • İlk İcra Vekilleri Heyeti (İlk Hükümet):
    • Meclis ve Hükümet Başkanı: Mustafa Kemal.
    • Sağlık (Sıhhiye) Bakanı: Dr. Adnan Adıvar.
    • Milli Eğitim (Maarif) Bakanı: Dr. Rıza Nur.
    • Milli Savunma Bakanı: Fevzi Çakmak.
    • Genelkurmay Başkanı: İsmet İnönü‘dür. (Önemli Not: Türkiye Devleti’nin ilk Genelkurmay Başkanı İsmet İnönü’dür. Cumhuriyet’in ilanından sonra (1923) ise Mareşal Fevzi Çakmak bu göreve getirilmiştir).
  • İlk Kanun: I. TBMM’nin çıkardığı ilk kanun, küçükbaş hayvanlardan alınan verginin 4 misli artırılmasını ve ülke genelinde sabitlenmesini öngören Ağnam Vergisi (Resmi Ağnam) kanunudur.
  • Bilecik Görüşmeleri: İstanbul Hükümeti, I. TBMM’nin hukuki varlığını ilk defa Bilecik Görüşmeleri ile resmen tanımıştır. (Daha önceki Amasya Görüşmeleri’nde Temsil Heyeti tanınmıştı).

2. TBMM ve Kuvay-i Milliye’ye Karşı Çıkan Ayaklanmalar

Milli Mücadele döneminde Anadolu’nun dört bir yanında isyanlar çıkmıştır. Bu ayaklanmalar temel olarak 4 kategoriye ayrılır:

A. İstanbul Hükümeti Tarafından Doğrudan Çıkarılan Ayaklanmalar

  • Ahmet Anzavur Ayaklanması (Kuvay-i Muhammediye): Eski bir Osmanlı subayı olan Ahmet Anzavur’a paşalık unvanı verilerek çıkarılmıştır. Susurluk, Manyas, Balıkesir, Geyve Boğazı, Sapanca, Adapazarı, Kocaeli ve İzmit bölgelerinde etkili olmuştur. Halkın dini duygularını sömürmek için isyancı güce “Kuvay-i Muhammediye” (Muhammed’in Kuvvetleri) adı verilmiştir. Toplam üç kez isyan etmiş, üçüncü isyanı TBMM açıldıktan sonra gerçekleşmiştir.
    • Akbaş Cephaneliği Baskını: Vatansever Kuvay-i Milliyecilerden Köprülü Hamdi ve Dramalı Rıza Bey, 40 kişilik bir kuvvetle Akbaş Koyu’ndaki Fransız/Senegalli askerlerin koruduğu cephaneliği basarak silahları İzmir’in kurtuluşu için Yenice’ye kaçırmıştır. Ancak Ahmet Anzavur, Köprülü Hamdi ve Dramalı Rıza’yı yakalayarak şehit etmiştir.
  • Kuvay-i İnzibatiye (Hilafet Ordusu): Ahmet Anzavur’un üçüncü isyanının aldığı isimdir. Başlangıçta başına Süleyman Şefik Paşa atanmış ancak Anzavur kontrolü ele almıştır. Bu güçlerin amacı “düzeni sağlama” adı altında Kuvay-i Milliye’yi ezmektir.

B. İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri’nin Ortaklaşa Çıkardığı Ayaklanmalar İtilaf Devletleri’nin maddi/silah desteği sağladığı ve kışkırttığı geniş çaplı isyanlardır.

  • Bolu, Düzce, Hendek ve Adapazarı İsyanları: Ankara’ya (TBMM’ye) en yakın isyanlar olduğu için büyük tehdit oluşturmuştur. TBMM’nin açılışını kutlayan top atışlarını yanlış anlayan isyancılar, öğüt vermek için gelen TBMM elçisi Hüsrev (Gerede) Bey’i tutuklayıp Düzce’den Bolu’ya yürütmüşlerdir.
  • Yozgat (Çapanoğlu) İsyanı: Bölgedeki hakimiyetini kaybetmek istemeyen güçlü Çapanoğulları aşireti tarafından Bozok bölgesinde çıkarılmıştır.
  • Bozkır İsyanı: Konya’nın Bozkır ilçesinde Zeynel Abidin’in etkisiyle çıkmıştır (1. ve 2. Konya ayaklanmaları olarak bilinir).
  • Çumra (Delibaş Mehmet) İsyanı: Konya’da çıkmıştır.
  • Hart Olayı (Şeyh Eşref İsyanı): Bayburt (Aydıntepe) bölgesinde çıkmıştır.
  • Ali Batı İsyanı: Mardin, Midyat ve Nusaybin bölgesinde çıkmıştır.
  • Çopur Musa İsyanı: Afyon ve Denizli’ye bağlı Çivril’de çıkmıştır.
  • Milli Aşireti İsyanı: Urfa bölgesinde çıkmıştır (Önce Fransızlara direnmiş, sonra TBMM’ye karşı kendi yerel güçlerini kurmak için ayaklanmışlardır).
  • Cemil Çeto İsyanı: Siirt (Kurtalan/Garzan) civarında çıkmıştır.
  • Postacı Nazım İsyanı: Sivas bölgesinde çıkmıştır.
  • Şeyh Recep İsyanı: Sivas bölgesinde çıkmıştır.
  • Koçkiri İsyanı: Sivas (İmranlı, Zara, Hafik, Suşehri) ve Tunceli (Dersim) civarında etkili olan büyük bir Kürt aşireti isyanıdır. Başında Alişer bulunmaktaydı. Birinci İnönü Savaşı sırasında patlak vermiş, TBMM’yi çok zor durumda bırakmıştır. Amasya’da Sakallı Nurettin Paşa komutasında kurulan Merkez Ordusu tarafından bastırılabilmiştir.

C. Eskiden Kuvay-i Milliyeci Olup Sonradan Ayaklananlar Yunan işgaline karşı başlarda büyük başarılar gösteren, ancak TBMM’nin kurduğu düzenli orduya katılmak istemeyen (emir altına girmeyi ve otoriteyi reddeden) liderlerin çıkardığı ayaklanmalardır.

  • Çerkez Ethem İsyanı (Kuvay-i Seyyare): TBMM içinde “Yeşil Ordu” adlı bir grubun da lideri olan Çerkez Ethem, başlarda Yozgat isyanı gibi isyanları bastırmış ve büyük prestij kazanmıştı. Ancak Albay Refet Bele ile anlaşamaması ve düzenli orduya katılmayı reddetmesi üzerine I. İnönü Savaşı sırasında isyan etmiştir. Türk ordusu bir yandan Yunanlarla, diğer yandan Çerkez Ethem ile savaşmak zorunda kalmıştır. İsyan bastırılınca Çerkez Ethem Yunanlılara sığınmış (iltica etmiş) ve sonrasında “150’likler” listesine alınarak yurda girişi yasaklanmıştır.
  • Demirci Mehmet Efe İsyanı: Çerkez Ethem’in etkisinde kalarak düzenli orduya karşı isyan etmiş, daha sonra bastırılmıştır. (Not: Aydın’daki büyük kahraman Yörük Ali Efe kesinlikle bir isyancı değildir, sadık bir vatanseverdir).

D. Azınlıkların Çıkardığı Ayaklanmalar Dış destekli olup temel amaçları Osmanlı toprakları üzerinde kendi bağımsız devletlerini kurmaktır.

  • Ermeni İsyanları: Çukurova bölgesinde; Haçin (Saimbeyli) ve Zeytun (Süleymanlı) olayları olarak bilinir. Fransız askeri gücü altında gelen Ermeni lejyonları bölgedeki Türkleri katletmiştir.
  • Pontus Rum İsyanı (1920 - 1923): Milli Mücadele döneminin en uzun süren isyanıdır. Merkez Samsun olmak üzere Trabzon’dan İnebolu’ya kadar olan bölgede eski Pontus Rum Devleti’ni canlandırmayı amaçlamıştır. Paris Barış Konferansı’na sahte raporlar sunan Metropolit Hrisantos isyanın destekçilerindendir. Merzifon Amerikan Koleji, bölgedeki Rumlara ve Ermenilere silah deposu/terör yuvası olarak hizmet etmiştir. Rum çeteler Bafra’daki Nebiyan Dağı’nı merkez üssü yapmışlardır. Sakallı Nurettin Paşa komutasındaki Merkez Ordusu tarafından bastırılmıştır.

Ayaklanmaların Genel Nedenleri:

  1. TBMM’yi ve Kuvay-i Milliye’yi yok etmek.
  2. İstanbul Şeyhülislamı Dürrizade Abdullah Efendi‘nin, “Kuvay-i Milliyecilerin cihat yapmadığına, fitne ve kardeş kanı döktüğüne” dair yayınladığı ve İngiliz uçaklarıyla Anadolu’ya atılan fetvasının halk üzerindeki derin dini etkisi.
  3. İngilizlerin, Kuvay-i Milliye birliklerini İstanbul ve Boğazlar çevresinden uzak tutma isteği.
  4. Anadolu’daki bazı köklü ailelerin (Çapanoğulları vb.) bölgesel otoritelerini kaybetmek istememesi.
  5. Azınlıkların devlet kurma hayalleri.

Ayaklanmaların Sonuçları:

  1. Kardeş kanı dökülmüş, Müslüman Müslümanı kırmıştır.
  2. İşgal güçlerine karşı kullanılması gereken maddi kaynak, insan gücü ve cephane isyancılara harcanmıştır.
  3. Kurtuluş Savaşı’nın süresi uzamış, kazanılması gecikmiştir.
  4. Yunan ordusunun Anadolu içlerine ilerlemesi kolaylaşmıştır.
  5. Mondros’un 7. maddesi itilaf devletlerince daha kolay işler hale getirilmiştir.
  6. İsyanlar bastırıldıktan sonra TBMM’nin Anadolu’daki mutlak gücü, otoritesi artmış ve düzenli ordunun kurulması hızlanmıştır.

3. Ayaklanmalara Karşı TBMM’nin Aldığı Önlemler

TBMM, Anadolu’da asayişi sağlamak ve otoritesini pekiştirmek için önemli adımlar atmıştır:

  1. Hıyanet-i Vataniye Kanunu (29 Nisan 1920): TBMM’ye karşı ayaklananların vatan haini sayılıp yargılanması için çıkarılmıştır.
  2. Firariler Kanunu: Düzenli ordunun kurulması aşamasında asker kaçaklarını engellemek ve orduya katılımı sağlamak için çıkarılmıştır.
  3. İstiklal Mahkemeleri’nin Kurulması (11 Eylül 1920):
    • Firariler ve Hıyanet-i Vataniye kanunlarını uygulamak için kurulmuştur.
    • Meclis içinden seçilen 3 milletvekilinden oluşan seyyar mahkemelerdir. (Gittiği yere dar ağacını da götürürdü).
    • Kararları vicdani kanaate dayanır ve kesindir; temyiz (itiraz/düzeltme) hakkı yoktur. Gerekirse suçlu askerin ailesine de yaptırım uygulamıştır.
    • 1920-1924 yılları arasında görev yapmış; Cumhuriyet döneminde inkılapların tehlikeye düştüğü 1925-1927 yılları arasında (Şeyh Sait İsyanı gibi olaylarda) yeniden faaliyete geçirilmiştir.
    • Mahkemenin aktif olarak görev yaptığı son dava İzmir Suikastı Davası’dır.
  4. Fetvalar Savaşı: Dürrizade’nin ihanet fetvasına karşılık, Ankara Müftüsü Mehmet Rıfat Börekçi (Cumhuriyetin ilk Diyanet İşleri Başkanı) ve beraberindeki 153 müftü/din adamı, Milli Mücadele’yi destekleyen, asıl cihadın işgalcilere karşı yapıldığını belirten bir karşı fetva yayımlamıştır.
  5. İrşat Heyetleri (Öğüt Kurulları): Halkı doğru bilgilendirmek ve isyanları önlemek amacıyla Anadolu’ya gönderilmiştir.
  6. Haberleşmenin Kesilmesi: İstanbul ile olan tüm resmi haberleşme kesilmiş, 16 Mart 1920 İstanbul’un işgalinden sonraki İstanbul Hükümeti kararları yok sayılmıştır.
  7. Basın ve Yayın Faaliyetleri:
    • Halka devletin çıkardığı kanunları ve doğru haberleri duyurmak için yarı resmi nitelikteki Hakimiyet-i Milliye gazetesi çıkarılmıştır.
    • Yalan haberlerin önüne geçmek için Anadolu Ajansı kurulmuştur.

4. Sevr Barış Antlaşması (10 Ağustos 1920)

  • Hazırlık Süreci: İtilaf Devletleri, Sevr’in şartlarını Nisan 1920’de İtalya’da düzenlenen San Remo Konferansı’nda belirlemiştir. Osmanlı temsilcisi Tevfik Paşa şartları çok ağır bularak taslağı imzalamamıştır.
  • İşgallerin Genişletilmesi ve Puşide-i Siyah: Antlaşmanın imzalanmasını geciktiren Osmanlı’ya gözdağı vermek amacıyla İtilaf Devletleri, Yunanistan’ın sınırları genişletmesine izin vermiştir. Yunanlar “Milne Hattı’nı” geçerek Bursa ve Uşak’ı işgal etmiştir. Yunan askerlerinin Bursa’da Osman ve Orhan Gazi’nin türbelerini tahrip etmesi üzerine TBMM, Bursa kurtulana kadar meclis kürsüsüne yası simgeleyen siyah bir örtü (Puşide-i Siyah) serilmesine karar vermiştir.
  • Antlaşmanın İmzalanması (10 Ağustos 1920): İlerleyiş üzerine Padişah Vahdettin, Saltanat Şurası’nı toplamıştır. Şurada antlaşmaya tek itiraz eden ve onay vermeyen kişi Topçu Feriki (Korgeneral) Rıza Paşa olmuştur. Şuranın onayıyla Damat Ferit Hükümeti tarafından görevlendirilen Reşat Halis, Rıza Tevfik ve Bağdatlı Hadi‘den oluşan heyet, 10 Ağustos 1920’de Fransa’nın Sevr kasabasında antlaşmayı imzalamıştır.
  • Antlaşmaya Tepkiler: Bu durum ülkede büyük infial yaratmıştır. Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir, antlaşmayı imzalayanların gıyaben vatan haini ilan edilerek idam edilmesini talep etmiştir. İstiklal Mahkemeleri de bu yönde karar almıştır. İngiliz Başbakanı Lloyd George, Sevr’den sonra “Türkiye artık yok” ifadesini kullanmıştır.
  • Antlaşmanın Hukuki Durumu: Sevr Barış Antlaşması, yürürlükteki Osmanlı anayasası (Kanun-i Esasi) gereği Mebusan Meclisi’nin onayından geçmesi gerekirken meclis kapalı olduğu için onaylanmamıştır. Bu nedenle antlaşma hukuken geçersiz (ölü doğmuş) bir antlaşmadır ve Türk milletinin bağımsızlık savaşı sayesinde hiçbir zaman uygulanamamıştır.

Notlar ve dosya açıklamaları ÖSYM konu listesine göre hazırlanır.

Yorum yaz

Yorum yaz