Toplumsal Düzen Kuralları ve Hukukun Temel Kavramları Ders Notları
Hazırlayan: PDF Soru Bankası - Ders Notları Arşivi. Yayın , 7 dk
1. Sosyal Düzen Kuralları Sosyal düzen kuralları, toplum içindeki yaşamı düzenleyerek bir kaos ortamının oluşmasını engeller; tıpkı trafik ışıkları, tabelalar veya şeritlerin olmadığı bir trafik ağında kazaların kaçınılmaz olması gibi, kuralsız bir toplumda da düzen sağlanamaz. Sosyal hayatı düzenleyen dört temel kural şunlardır:
- Din Kuralları: Allah’ın peygamberler ve kutsal kitaplar aracılığıyla koyduğu emir ve yasaklardır. Zaman içinde değişmeyen (külliyen kabul ve red esasına dayalı) bu kuralların yaptırımı ahirette görülen “uhrevi” (manevi) yaptırımlardır. Örneğin hırsızlık dinen günahtır ve manevi bir yaptırımı vardır.
- Ahlak Kuralları: Toplumda yerleşmiş iyi ve kötü değer yargılarıdır. İkiye ayrılır:
- Subjektif Ahlak: Kişinin kendi vicdanıyla baş başa kalarak belirlediği doğrulardır (örneğin yolda bulunan bir cüzdanı kimse görmese de polise teslim etmek) ve yaptırımı kişinin duyacağı vicdan azabıdır.
- Objektif Ahlak: Toplumun evrensel doğrularından oluşan kurallardır (örneğin otobüste yaşlılara yer vermek veya çocuklara kötü davranmamak). Yaptırımı toplum tarafından ayıplanma ve kınanmadır.
- Görgü (Adab-ı Muaşeret) Kuralları: Topluma girerken selam vermek, kapıyı çalmak veya yüksek sesle müzik dinlememek gibi oturup kalkma, yeme içme kurallarını içerir. Yaptırımı toplumdan dışlanmak ve kınanmaktır (manevi yaptırım).
- Hukuk Kuralları: Devletin yasama ve yürütme gibi yetkili organları tarafından konulan, uyulması zorunlu kurallardır. Arkasına devlet gücünü aldığı için diğer kurallardan farklı olarak “maddi yaptırımlı” (müeyyideli) kurallardır. Örneğin yaya şeritlerinde durmayan sürücülerin para cezasıyla karşılaşması ya da Türk Ceza Kanunu Madde 81 gereği kasten adam öldürmenin müebbet hapisle cezalandırılması maddi yaptırımlara örnektir. Hukuk kurallarına uyulmaması durumunda ceza, tazminat, cebri icra, hükümsüzlük ve iptal gibi yaptırımlar devreye girer.
2. Hukuk Kurallarının Genel Özellikleri
- Genellik: Hukuk kurallarının aynı durumda olan herkese aynı şekilde uygulanmasıdır; örneğin kırmızı ışıkta istisnasız tüm sürücülerin durması gerekir.
- Soyutluk: Kuralların sadece belli, somut bir olay için değil, benzer nitelikteki bütün olaylar için geçerli olmasıdır (örneğin “kasten adam öldürmek suçtur” kuralının tüm kasten öldürme olaylarını kapsaması).
- Süreklilik: Bir kuralın yürürlüğe girdiği andan yürürlükten kalkıncaya kadar sürekli uygulanmasıdır; tek istisnası her yıl yenilenen “Bütçe Kanunu” adlı geçici kanundur.
- Kişilik Dışı Olması: Kuralların metinlerinde Ahmet, Ayşe gibi özel isimlerin bulunmamasıdır (örneğin “18 yaşını dolduran herkes seçme hakkına sahiptir” ifadesi).
- Maddi Yaptırımlı (Müeyyideli) Olması: Kurallara uyulmadığında devlet zoruyla karşılaşılmasıdır; maddi yaptırım olmazsa zayıf olanın ezileceği ve düzenin sağlanamayacağı açıktır.
3. Hukukun Amaçları Hukukun temel amaçları şunlardır: Toplumsal düzeni ve barışı sağlamak, mahkemeler aracılığıyla adaleti tesis ederek kaosu önlemek, kişilerin ve devletin yetkilerini sınırlayarak bireylere özgürlük alanı yaratmak, önceden belirlenmiş kurallarla hukuki güvenlik sağlamak ve internet dolandırıcılığı ya da drone kargoculuğu gibi gelişen durumlara göre toplumsal ihtiyaçları karşılamaktır.
Hukuk adalet ve eşitlik sağlar, ancak bu her zaman “mutlak eşitlik” anlamına gelmez. Adalet iki farklı şekilde tesis edilir:
- Denkleştirici (Düzeltici) Adalet: Kişilerin yaş, cinsiyet veya maddi durumu gibi kişisel durumları fark etmeksizin herkese eşit işlem yapılmasıdır. Trafik kuralını ihlal eden herkese aynı cezanın verilmesi buna örnektir.
- Dağıtıcı (Paylaştırıcı) Adalet: Kişilerin durumlarına göre (yaş, eğitim, kıdem, mali güç) farklı muamele edilmesidir. Ceza hukukunda ayırt etme gücü ve yaşa göre ceza verilmesi, vergi hukukunda mali güce göre vergi alınması veya bir iş yerinde liyakata ve kıdeme göre farklı maaşlar verilmesi bu adalet türüne örnektir.
4. Hukukun Yaptırımları (Müeyyideler) Hukuka aykırı davranıldığında karşılaşılan ve devlet gücüyle uygulanan zorlayıcı tedbirlere yaptırım denir. Beş temel yaptırım türü vardır:
A. İptal İdare (bakanlıklar, valilikler, belediyeler, üniversiteler vb. devletin yürütme kolu) tarafından kamu gücüne dayalı olarak yapılan hukuka aykırı “idari işlemlerin” yargı kararıyla ortadan kaldırılmasıdır. İdari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç olmak üzere beş unsuru vardır ve bunlardan birinin hukuka aykırı olması iptal sebebidir (örneğin, savunma alınmadan memura ceza verilmesi veya valinin alması gereken kararı kaymakamın alması). Uyuşmazlıklar “İdari Yargı”da (İdare Mahkemesi, Vergi Mahkemesi, istinaf için Bölge İdare Mahkemeleri ve temyiz için Danıştay) çözülür. Mahkeme idari işlemi iptal ettiğinde, işlem geçmişe etkili olarak hiç olmamış gibi ortadan kalkar (örneğin haksız yere atılan memur işine geri döner). Ayrıca idarenin hukuka aykırı eylem ve işlemlerinden doğan zararları karşılamak için idari yargıda açılan tazminat davasına ise Tam Yargı Davası denir (örneğin belediyenin kazdığı çukur yüzünden kaza yapan vatandaşın zararının belediyeden tazmin edilmesi).
B. Ceza Ceza kanunlarının suç saydığı eylemlere ve idare hukukundaki ihlallere uygulanan yaptırımdır.
- Adli Cezalar: Yargılama sonucu mahkemelerce verilir. Üçe ayrılır:
- Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis: Suçun nitelikli hali (canavarca hisle adam öldürme vb.) işlendiğinde verilen, infaz koşulları en zor olan ömür boyu hapis cezasıdır (koşullu salıverilme 30 yıl sonra mümkündür).
- Müebbet Hapis: Ömür boyu hapistir ancak koşullu salıverilme 24 yıldan sonra devreye girebilir.
- Süreli Hapis: 1 ay ile 20 yıl arasında değişir. 1 yıldan az olanlara “kısa süreli hapis cezası” denir ve bunlar seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevrilebilir.
- Adli Para Cezası: Mahkemece 5 gün ile 730 gün arası olarak belirlenir ve failin mali durumuna göre (dağıtıcı adalet gereği) günlüğü 100 TL ile 500 TL arasında hesaplanarak tahsil edilir.
- İdari Cezalar: Hakim kararı olmadan idari makamlarca verilen, idari işlem niteliğindeki cezalardır. Memurlara verilen disiplin cezaları (uyarma, kınama, meslekten çıkarma vb.) veya trafik, sigara yasağı ve yıkım cezaları bu kapsama girer.
- Müsadere (El Koyma) Hakkında Not: 2004 yılı anayasa değişikliği ile idam ve “Genel Müsadere” (suç işleyen kişinin evine, arabasına vb. tüm mal varlığına el konulması) kaldırılmıştır. Ancak “Özel Müsadere” (sadece suçta kullanılan eşyaya veya suçtan elde edilen kazanca el konulması) halen devam etmektedir.
C. Tazminat Hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla başkasına verilen zararın karşılanmasıdır (örneğin bir kişinin arabasına çarparak zarar vermek). Tazminatın oluşabilmesi için hukuka aykırı fiil, kusur, asıl unsur olan “zarar” ve nedensellik (illiyet bağı) şarttır.
- Maddi Tazminat: Kişinin mal varlığında oluşan, belgelendirilebilen ve ekonomik olarak ölçülebilen (araç hasarı gibi) zararların karşılanmasıdır.
- Manevi Tazminat: Hukuka aykırı fiil sonucu kişinin duyduğu acı, elem ve üzüntünün (örneğin toplum önünde hakarete uğramak veya kazadan sonra travma yaşayıp araba kullanamamak) telafi edilmesidir.
D. Cebri İcra (Zorla Yerine Getirme) Borçlunun kendi rızasıyla yerine getirmediği hukuki veya idari bir yükümlülüğün devlet gücü zoruyla yerine getirilmesidir. Örneğin tahliye kararı olan evi boşaltmayan kiracının polis zoruyla çıkarılması, zorla askere götürülme, borcunu ödemeyenin malına haciz konularak satışının gerçekleştirilmesi, trafik cezası, vergi ve nafaka ödemeyenlerin borçlarının icra dairesi aracılığıyla tahsil edilmesi cebri icradır.
E. Hükümsüzlük (Geçersizlik) Hukuki bir işlemin geçerlilik şartlarını taşımadığı için sonuç doğurmamasıdır. Hükümsüzlüğün dört ana türü vardır:
- Yokluk: Bir hukuki işlemin kurucu unsurlarından birinin (örneğin evlilikte nikah memurunun veya iki ayrı cinsiyetin bulunmaması, boşanmada mahkeme kararının olmaması) hiç bulunmamasıdır. İşlem hukuk dünyasında hiç doğmamıştır ve herhangi bir iptal davasına gerek yoktur.
- Mutlak Butlan (Kesin Hükümsüzlük): Kurucu unsur (örneğin nikah memuru) vardır yani görünüşte işlem mevcuttur ancak işlem yasanın emredici kurallarına, kamu düzenine veya ahlaka aykırı olduğu için baştan itibaren geçersizdir. Zaman aşımı yoktur ve hakim resen dikkate alır. Mutlak butlan sebepleri şunlardır:
- Ayırt etme gücü olmayanlarla (akıl hastaları, ağır zihinsel engelliler) sözleşme veya evlilik yapmak.
- Sözleşme konusunun kamu düzenine, emredici kurallara veya ahlaka aykırı olması (örneğin cinayet işletmek için kiralık katil tutmak, uyuşturucu ticareti veya kölelik sözleşmesi).
- Konunun imkansız olması (örneğin Mars’tan arsa veya Dolmabahçe Sarayı’nı satmak).
- Muvazaa (Danışıklılık): Üçüncü kişileri veya alacaklıları kandırmak amacıyla, tarafların kendi aralarında hüküm doğurmayan gerçek dışı bir işlem yapmalarıdır (örneğin borçtan veya hacizden mal kaçırmak için gayrimenkulü bedelsiz olarak yakın akrabaya satılmış gibi tapuda devretmek).
- Nispi Butlan (İptal Edilebilirlik): Hukuki işlemin baştan geçerli kabul edilmesi ancak taraf iradesinin (sözleşme kararının) sakat olması sebebiyle mağdur olan tarafın 1 yıl içinde iptal davası açarak işlemi geçersiz kılabilmesidir. Eğer süresi içinde itiraz edilmezse, başlangıçta sakat olan sözleşme kalıcı olarak geçerli hale gelir. İradeyi sakatlayan (nispi butlan gerektiren) dört sebep vardır:
- Hata (Yanılma): Sözleşme tutarına bir sıfır fazla eklemek veya isim benzerliğinden yanlış kişiyle sözleşme yapmak.
- Hile (Aldatma): Birinin karşı tarafı kandırmasıdır (örneğin orijinal diye sahte altın saat satılması).
- İkrah (Korkutma/Tehdit): Silah zoruyla veya tehditle kişiye zorla sözleşme imzalatılması ya da evlilik yaptırılmasıdır.
- Gabin (Aşırı Yararlanma): Kişinin bilgisizliğinden, tecrübesizliğinden veya zor durumundan faydalanarak edimler arasında aşırı dengesizlik yaratmaktır (örneğin acil paraya ihtiyacı olan birinin 500 bin liralık aracını fırsat bilip 50 bin liraya almak veya deprem zamanı kiraları fırsatçılıkla aşırı fahiş hale getirmek).
- Tek Taraflı Bağlamazlık (Askıda Hükümsüzlük): Sınırlı ehliyetsiz kişilerin (ayırt etme gücü olan 15-16 yaşlarındaki çocuklar ya da vesayet altındaki ergin kısıtlılar) kendilerini tek başlarına borç altına sokan işlemleri yasal temsilcilerinin (veli veya vasi) onayı olmadan yapması durumudur. Bu kişilerin market alışverişi yapma hakları bulunsa da, örneğin 16 yaşındaki Zeynep’in bir telefon operatörüyle 2 yıllık abonelik sözleşmesi imzalaması ya da 17 yaşındaki Ali’nin ailesine sormadan birine cep telefonunu satması gibi durumlarda, yasal temsilci işleme onay verene kadar sözleşme “askıda”dır. Veli ya da vasi sözleşmeyi onaylarsa işlem geçerli olur, reddederse işlem geçersiz sayılır.
Notlar ve dosya açıklamaları ÖSYM konu listesine göre hazırlanır.
Yorum yaz