Medeni Hukuk Dears Notları: Aile, Miras ve Eşya Hukuku
Hazırlayan: PDF Soru Bankası - Ders Notları Arşivi. Yayın , 8 dk
1. AİLE HUKUKU
A. Nişanlanma Nişanlanma, farklı cinsten iki kişinin karşılıklı olarak evlenme vaadiyle kurduğu hukuki bir ilişkidir. Resmi bir şekil şartı yoktur (aile arasında sözlü olarak yapılabilir) ancak basit bir işlem de değildir; nişanın haksız yere bozulması (örneğin sadakatsizlik) durumunda karşı tarafın manevi tazminat davası açma hakkı doğar.
B. Evlenme ve Kurucu Unsurları Evlilik, farklı cinsten iki kişinin (kadın ve erkek) evlendirme memuru (veya müftü) önünde evlenme iradelerini sözlü beyan etmeleriyle kurulur. Bu üç kurucu unsurdan (ayrı cinsiyet, resmi memur, sözlü beyan) biri dahi eksikse evlilik hukuken “yok hükmünde” kabul edilir.
- Evlenme Yaşı: Türkiye’de olağan evlenme yaşı 17 yaşın doldurulması ve veli izniyle gerçekleşir (18 yaşını beklemeye gerek yoktur). Olağanüstü durumlarda (örneğin hamilelik) ise mahkeme kararıyla 16 yaşın doldurulmasıyla evlenilebilir. Evlenen kişi, sorumluluk üstlendiği için hukuken otomatik olarak “ergin” (reşit) sayılır.
C. Evlenmenin Hükümsüzlüğü (Butlan Sebepleri) Evliliğin geçersiz kılındığı durumlar ikiye ayrılır:
- Mutlak Butlan (Kesin Hükümsüzlük): Herkesin dava açabileceği, savcının resen soruşturma başlatabileceği ve evliliği kesin olarak geçersiz kılan durumlardır.
- Mevcut Evlilik: Hali hazırda resmi nikahı olan birinin ikinci kez evlenmesi.
- Yasak Derecede Hısımlık: Üst soy, alt soy, kardeşler, 2. ve 3. derece yan soylar (amca, teyze, dayı, hala, yeğen) ve evlatlık ile onun alt soyuyla evlenmek yasaktır. Boşanılsa dahi eski eşin annesiyle veya eşin önceki evliliğinden olan çocuklarıyla evlenilemez.
- Sürekli Ayırt Etme Gücünden Yoksunluk: Akıl hastalığı veya ağır zihinsel engellilik hali.
- Nispi Butlan (İptal Edilebilirlik): İrade sakatlığı nedeniyle sadece mağdur olan tarafın kendi isteğiyle mahkemeye başvurarak evliliği geçersiz kılabildiği durumlardır. İptal davası, öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl ve her halükarda 5 yıl içinde açılmalıdır.
- Hata/Yanılma: Evlenilen kişinin kimliğinde veya niteliğinde yanılmaktır (Örneğin; birbirine çok benzeyen tek yumurta ikizlerinden iyi huylu olan Ahmet yerine, dolandırıcı ve kötü huylu olan Mehmet ile yanlışlıkla evlenen Ayşe’nin durumu).
- Aldatma: Karşı tarafı kandırmak veya özel bir durumu gizlemektir (Örneğin; verem gibi bulaşıcı bir hastalığı gizlemek, yalan söyleyerek kendini zengin tanıtmak). (Not: Bulaşıcı hastalık kesin evlenme engeli değil, sadece nispi butlan sebebidir).
- Korkutma: Kişinin silah zoruyla veya tehditle zorla evlendirilmesidir.
- Geçici Ayırt Etme Gücü Yoksunluğu: Nikah anında ilaç, uyuşturucu veya sarhoşluk etkisiyle ne dediğini bilmeden irade dışı “evet” denilmesidir.
D. Boşanma ve İddet Müddeti Boşanma, kişinin “bozucu yenilik doğuran” bir hakkını mahkeme yoluyla kullanmasıdır ve evliliği kesin olarak sona erdiren bir hakim kararıdır.
- İddet Müddeti (Bekleme Süresi): Boşanan bir kadının, soybağı karışıklığını (önceki evlilikten hamile kalma ihtimalini) önlemek amacıyla yeniden evlenebilmek için beklemesi gereken 300 günlük süredir. Ancak kadın bu süreçte doğum yaparsa veya hamile olmadığını resmi sağlık kurulu raporuyla ispatlarsa mahkeme bu süreyi kaldırır. İddet müddeti kesin bir evlenme engeli değildir.
E. Velayet, Vesayet ve Kayyım
- Velayet: Ergin olmayan çocukların (18 yaş altı) eğitim, bakım, inanç ve banka hesabı gibi işlemlerinin ana-baba tarafından yönetilmesini sağlayan doğal haktır. Mahkeme (Medeni Kanun md. 334 gereği), 19-20 yaşlarındaki ağır zihinsel engelli kısıtlı erginlere vasi atamaya gerek görmeyip onları ana-babasının velayeti altında bırakabilir.
- Vesayet (Vasi Atanması): Velayet altında olmayan, devlet korumasındaki (kimsesiz/yetim) küçükler ile fiil ehliyeti elinden alınmış “kısıtlı erginlerin” korunması, mallarının yönetilmesi ve temsil edilmesi için mahkeme kararıyla vasi atanmasıdır. (Örneğin; eşinin başvurusuyla kısıtlanan 40 yaşındaki kumarbaz bir adama eşinin vasi atanması). Yasal danışmandan farkı; vasi sadece onay vermez, aynı zamanda kişi adına bizzat işlem yapıp karar alabilir.
- Kayyım: Sürekli değil, “geçici” bir durumdur. Belirli bir işin görülmesi veya belirli bir malvarlığının idare edilmesi için mahkemece atanır. (Örneğin; vefat eden babadan kalan mirasın yönetiminde menfaat çatışması yaşanması, bir sitenin yönetilemeyip mahkemeden yönetici istenmesi veya yönetim kurulu toplanamayan bir derneğe/spor kulübüne işlerin yürümesi için atanması).
2. MİRAS HUKUKU
Miras, kişinin ölümüyle beraber hukuki sonuç doğuran ve tüm malvarlığının başkasına geçmesini düzenleyen alandır.
- Muris: Miras bırakan, vefat eden gerçek kişidir. Tüzel kişiler (şirketler vb.) ölüm kavramı yaşamadıkları için muris olamazlar, ancak mirasçı olabilirler.
- Tereke: Ölen kişinin geride bıraktığı alacakları, borçları (aktif ve pasif malvarlığı), taşınır ve taşınmaz mallarının tümüne verilen isimdir.
- Mirasçı ve Reddi Miras: Terekenin hak ve borçlarını bir bütün halinde devralan kişidir. Mirasçılar “bozucu yenilik doğuran haklarını” kullanarak tüm mirası reddedebilirler. (Örneğin; merhum sanatçı Levent Kırca’nın vefatının ardından borçlarının fazla olması sebebiyle çocuklarının reddi miras yapması).
- Veraset İlamı (Mirasçılık Belgesi): Mirasçıların kimler olduğunu ve pay oranlarını gösteren, noterden veya mahkemeden alınan resmi belgedir. Bu belge olmadan vergi dairesinde işlem yapılamaz ve mirasa konu mallar devralınamaz.
A. Yasal Mirasçılar Mirasçıları ve sırasını bizzat kanunun belirlediği kişilerdir. Sırasıyla;
- Kan Hısımları: Hiyerarşik sıraya göre; ilk sırada alt soy (çocuklar, torunlar), alt soy yoksa üst soy (ana-baba ve onların çocukları olan kardeşler, yeğenler), onlar da yoksa büyükanne/büyükbaba ve onların çocukları (amca, dayı, hala, teyze) mirasçıdır. (Önemli Not: Hukukta kan bağı olmayan tam “üvey” kardeşler arasında mirasçılık ilişkisi yoktur; ancak anne veya babadan biri ortak olan “yarım kan” kardeşler mirastan pay alır).
- Sağ Kalan Eş: Belirli oranlarda zümrelerle birlikte mirasçıdır.
- Evlatlık: Mirasçılık ilişkisi tek yönlüdür; evlatlık kişi kendisini evlat edinene mirasçı olabilir ancak evlat edinen kişi evlatlığa mirasçı olamaz.
- Devlet: Geride kimse kalmazsa son yasal mirasçı devlettir.
B. Atanmış Mirasçı ve Ölüme Bağlı Tasarruflar Kanunda yazmayan ancak murisin sağlığında kendi iradesiyle mirasçı olarak belirlediği kişilere “atanmış mirasçı” denir. Bu belirleme işlemi “Ölüme Bağlı Tasarruf” (vasiyetname veya miras sözleşmesi) ile yapılır.
- Vasiyetname: Tek taraflı bir irade beyanıdır. Kişi istediği zaman tek taraflı vazgeçip belgeyi yırtabileceği için “ergin” olma şartı aranmaz; 15 yaşını doldurmuş olmak ve ayırt etme gücüne sahip olmak yeterlidir.
- Miras Sözleşmesi: İki taraflı ve karşılıklı yapılan bir işlemdir. Tek taraflı vazgeçilemeyeceği için tarafların mutlaka ayırt etme gücüne sahip ve ergin (18 yaşını doldurmuş) olmaları zorunludur.
C. Saklı Pay Mirasçılığı Murisin serbestçe tasarruf edemeyeceği, vasiyetname ile bile başkasına devredemeyeceği kanunla korunan miras hissesidir. Saklı pay mirasçıları; ana, baba, alt soy (çocuklar) ve sağ kalan eştir (kardeşlerin saklı payı yoktur). Örnek: Bankada 100.000 TL parası olan muris, vasiyetname ile tüm parasını X kişisine bırakamaz. Kanuna göre çocukların 1/2 (50.000 TL) saklı pay hakkı vardır ve bu hak vasiyetname ile yok sayılamaz.
3. EŞYA HUKUKU
Bir varlığın hukukta “eşya” sayılabilmesi için şu 5 özelliği taşıması şarttır:
- Maddi (Cismani) Olması: Evrende yer kaplaması, elle tutulup gözle görülmesi (kalem, kumanda vb.).
- Sınırlanabilir Olması: Örneğin derede akan su eşya değilken, şişelenip damacanaya konan su eşyadır.
- Hukuki Hakimiyete Elverişli Olması: Mars’taki bir arsa veya devasa bir deniz eşya sayılmaz.
- Kişisel Olmamalı: İnsan vücudunun ayrılmaz bir parçası (örneğin böbrek gibi yaşamsal fonksiyonları olan organlar) eşya olamaz. Ancak vücuttan ayrılabilen ve satılabilen saç bir eşyadır.
- Ekonomik Değeri Olmalı: Altın, otomobil vb. ekonomik karşılığı olan varlıklar olmalıdır.
A. Ayni Haklar ve Mülkiyet Hakkı Ayni hak; eşya üzerinde sahip olunan ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haktır.
- Mülkiyet Hakkı (Tam Ayni Hak): Malike (mülk sahibine) eşya üzerinde şu 3 yetkinin tamamını bir arada veren en geniş haktır:
- Kullanma
- Yararlanma (Gelirinden/semeresinden faydalanma, kiraya verme)
- Tasarruf Etme (Satma, devretme, yok etme). Bu üç yetkiden biri bile eksikse ortada tam ayni hak (mülkiyet) yoktur, “sınırlı ayni hak” vardır.
B. Birlikte Mülkiyet Türleri
- El Birliği Mülkiyeti: Eşya üzerindeki pay oranlarının belli olmadığı, kişilerin mal üzerinde tek başına tasarruf edemediği ve topluluk halinde (hep beraber) hareket etmek zorunda olduğu mülkiyettir (örneğin henüz bölünmemiş miras payları veya mal ayrılığı sözleşmesi yapmamış evli çiftlerin malları).
- Paylı Mülkiyet: Eşyanın tamamı üzerinde herkesin pay oranının (1/3 vb.) belirli olduğu ve paydaşların kendi payı üzerinde serbestçe tasarruf edebildiği mülkiyet türüdür.
C. Sınırlı Ayni Haklar Herkese karşı ileri sürülebilen ancak malike mülkiyetin 3 temel yetkisini aynı anda vermeyen (genelde ikisini veya birini veren) haklardır. Bunlar; İrtifak Hakları, Rehin Hakkı ve Taşınmaz Yükü’dür.
- İrtifak Hakları: Kullanma ve yararlanma içerir.
- İntifa Hakkı: Sahibine tam yararlanma ve kullanma yetkisi verir ancak kesinlikle satma ve devretme yetkisi vermez. Tüzel kişilerde 100 yıla kadar, gerçek kişilerde ise ölüme kadar kurulabilir. Kişiye bağlı olduğu için mirasla devredilemez. (Örnek: Sincan’daki 10 katlı binanın kullanım ve kira gelirini alma hakkının Murat’a verilmesi, ancak Murat’ın binayı satamaması).
- Sükna (Oturma) Hakkı: Kişiye sadece bir evde oturma/kullanma hakkı verir. Kiraya verip gelir elde etme veya satma yetkisi yoktur. Kiracılıktan farkı; kiracılık ev sahibiyle olan nispi bir ilişkidir, sükna ise herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir haktır. İntifa gibi devredilemez.
- Geçit Hakkı: Komşunun arazisi üzerinden yol/geçiş hakkı edinmektir. Eşyaya bağlıdır ve başkasına devredilebilir (tarla satılsa da hak devam eder).
- Üst Hakkı: Başkasının arazisi üzerine yapı (reklam tabelası vb.) yapma hakkıdır.
- Kaynak Hakkı: Komşunun arazisinden çıkan suyu kullanma hakkıdır.
- Rehin Hakkı: Borcun ödenmemesi durumunda alacaklıya (örneğin bankaya ipotek) taşınır/taşınmazı sattırma (tasarruf) yetkisi veren haktır, başka bankaya devredilebilir.
- Taşınmaz Yükü: Bir taşınmaza bağlı olarak, o taşınmazla sınırlı kalmak kaydıyla malike belli bir yükümlülük (örneğin her yıl tarladan 100 ton mısır/buğday teslim etme borcu) getirmesidir.
D. Zilyetlik ve Tapu Sicili
- Zilyetlik: Bir eşyayı, o an “fiili olarak” elinde bulundurma (hakimiyeti altında tutma) durumudur. Zilyet olan kişinin mülk sahibi (malik) olması gerekmez; aracı kullanan şoför, arabayı onaran tamirci ve hatta hırsız bile o an eşyanın fiili hakimi olduğu için zilyettir.
- Tapu Sicili: Taşınmazlar üzerindeki ayni hakların ve değişikliklerin, devlet memurlarının gözetimi ve denetimi altında tutulduğu resmi kayıtlardır (taşınırlarda böyle bir kayıt yoktur).
- Şerh ve Terkin: Taşınmazlar üzerindeki kişisel hakların ve malike getirilen kısıtlamaların 3. kişilere karşı koruma altına alınması amacıyla tapuya işlenmesine (açıklama düşülmesine) “şerh” denir. Örneğin, bir kadının tapuya giderek “eşinin izni olmadan bu ev satılamaz/kiralanamaz” şeklinde kayıt düşmesi bir “Aile Konutu Şerhi”dir. Bu şerhin veya kaydın sonlandırılıp silinmesi işlemine ise “Terkin” adı verilir.
Notlar ve dosya açıklamaları ÖSYM konu listesine göre hazırlanır.
Yorum yaz