İçeriğe geç
KPSS Vatandaşlık Ders Notu PDF

Gerçek Kişilerin Ehliyetleri: Hak ve Fiil Ehliyeti Ders Notları

Hazırlayan: PDF Soru Bankası - Ders Notları Arşivi. Yayın , 5 dk

Gerçek kişilerin hukuk düzenindeki durumlarını belirleyen iki temel ehliyet türü vardır: Hak ehliyeti ve fiil ehliyeti.

1. Hak Ehliyeti Hak ehliyeti, kişinin haklara ve borçlara sahip olabilme yeteneğidir.

  • Pasif Bir Ehliyettir: Kişi kendi davranışlarına veya iradesine gerek duymadan, hiçbir işlem yapmaksızın (pasif kalarak) hak ve borç sahibi olur. Örneğin, yeni doğmuş bir bebeğe miras yoluyla mal veya borç kalması hak ehliyetinin bir sonucudur.
  • Başlangıcı ve Kazanılması: Hak ehliyeti, çocuğun ana rahmine düşmesiyle (cenin olmasıyla) başlar. Ancak bu hakların tam anlamıyla kazanılabilmesi için çocuğun “tam ve sağ doğması” şarttır. Çocuk ana rahmine düştüğü andan itibaren mirasçıdır, fakat ölü doğarsa bu hakları elde edemez.
  • İlkeleri:
    • Genellik İlkesi: Bütün insanlar (yaş, cinsiyet, akıl sağlığı fark etmeksizin) doğuştan hak ehliyetine sahiptir.
    • Eşitlik İlkesi: Aynı durumda olan herkesin haklara ve borçlara ehil olmada eşit olmasıdır (mutlak bir eşitlik değil, aynı hukuki statüde olanların eşitliğidir).

2. Fiil Ehliyeti (Dava Ehliyeti) Fiil ehliyeti, bir kimsenin kendi davranışlarıyla, kendi iradesiyle lehine haklar ve aleyhine borçlar yaratabilme yeteneğidir.

  • Aktif Bir Ehliyettir: Sözleşme yapmak, ev almak, kiralama yapmak veya dava açmak gibi işlemler kişinin aktif olarak kendi eylemleriyle gerçekleşir.
  • Fiil ehliyetine sahip olabilmek için üç temel şartın bir arada bulunması gerekir:

A. Ayırt Etme Gücüne (Mümeyyiz) Sahip Olmak: Fiil ehliyetinin en önemli şartıdır. Kişinin doğruyu yanlışı, iyiyi kötüyü ayırt edebilmesi ve davranışlarının sebep-sonuç ilişkisini kavrayabilmesidir. Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı ve sarhoşluk (alkol veya uyuşturucu etkisi) ayırt etme gücünü ortadan kaldıran veya etkileyen başlıca sebeplerdir. Ayırt etme gücü olmayan kişilerin yaptıkları hukuki işlemler baştan itibaren geçersizdir.

B. Ergin (Reşit) Olmak: Türk hukukunda ergin olmanın (reşit sayılmanın) üç farklı yolu vardır:

  • Olağan Erginlik: 18 yaşının doldurulmasıyla kendiliğinden kazanılan erginliktir.
  • Evlilik Yoluyla Erginlik: Evlenmek kişiyi doğrudan ergin kılar. Türk hukukunda iki evlenme yaşı bulunur:
    • Olağan Evlenme Yaşı: Kadın ve erkekte 17 yaşının doldurulması ve veli izniyle gerçekleşir.
    • Olağanüstü Evlenme Yaşı: Kadın ve erkekte 16 yaşının doldurulmasıyla, olağanüstü bir gerekçe (hamilelik vb.) öne sürülerek mahkeme kararıyla evlenilmesidir. Evlilik herhangi bir sebeple sona erse dahi kazanılmış olan erginlik devam eder. (Not: 15 yaşında evlilik hiçbir şekilde mümkün değildir).
  • Kazai Rüşt (Yargısal Erginlik): Özellikle küçüğün ticari hayata atılması veya memur olması gibi ihtiyaçlar doğrultusunda, kişinin mahkeme kararıyla ergin kılınmasıdır. Şartları; küçüğün en az 15 yaşını doldurmuş olması, velisinin onayının bulunması ve mahkemeye (Sulh/Asliye Hukuk) haklı bir gerekçe sunulmasıdır. (Not: Evlilik ve kaza-i rüşt ile ergin olanlar hukuki işlemlerde tam ehliyetli olsalar da; oy kullanmak veya ehliyet almak gibi kanunun mutlaka “18 yaşını doldurmayı” şart koştuğu haklardan yararlanamazlar).

C. Kısıtlı Olmamak (Hacir Altında Olmamak): Kişinin fiil ehliyetinin bir mahkeme (Sulh Hukuk Mahkemesi) kararıyla elinden alınmamış ve kişiye bir vasi atanmamış olmasıdır. Kısıtlanan ergin kişi tıpkı bir çocuk gibi vasisinin koruması altına girer ve önemli hukuki işlemleri tek başına yapamaz. Kısıtlılık kararı sadece ergin (18 yaşını doldurmuş) kişiler için alınır; çünkü yaş küçüklüğü bir kısıtlılık sebebi değildir (küçükler zaten velayet altındadır). Kısıtlanma sebepleri şunlardır:

  • Başkası (Aile) Tarafından İstenen Sebepler: Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol/uyuşturucu bağımlılığı, savurganlık (örneğin kumar), kötü yaşam tarzı ve kötü idaredir.
  • Kendi İsteğiyle Talep Edilen Sebepler: Yaşlılık, sakatlık/engellilik, deneyimsizlik ve ağır hastalıktır.
  • Hapis Cezası: Eski uygulamadan farklı olarak artık hapis cezası otomatik kısıtlılık sebebi değildir. Kişinin ceza süresi 5 yıldan az ise sadece kişi kendi isteğiyle mahkemeden kısıtlanma veya kayyım atanması talep edebilir. Ceza süresi 5 yıldan fazla ise, kişi istemese bile mahkeme kişinin mallarını ve haklarını korumak için gerekli görürse (hakim takdiriyle) kısıtlılık kararı verebilir.

3. Fiil Ehliyetine Göre Kişilerin Sınıflandırılması Kişiler fiil ehliyetlerinin durumuna göre dört gruba ayrılır:

A. Tam Ehliyetliler: Fiil ehliyetinin üç şartını da (ayırt etme gücüne sahip olma, ergin olma, kısıtlı olmama) taşıyan kişilerdir. Hukuki her türlü işlemi tek başlarına yapabilirler ve haksız fiillerinden (suç ve zararlarından) tamamen sorumludurlar.

B. Tam Ehliyetsizler: Tek bir belirleyici kriterleri vardır: Ayırt etme gücüne sahip olmamak. 3-5 yaşındaki bir çocuk veya yaşa bakılmaksızın akıl hastası olan herkes bu gruba girer.

  • Yaptıkları tüm hukuki işlemler (yararlarına dahi olsa) mutlak butlanla baştan itibaren geçersizdir.
  • Haksız fiillerinden dolayı ceza sorumlulukları yoktur (örneğin akıl hastasına hapis cezası verilmez, tam teşekküllü hastanede tedavi altına alınır).

C. Sınırlı Ehliyetliler: Tam ehliyetliler gibi ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmayan kişilerdir. Ancak kendilerine, yaşayabilecekleri olası mağduriyetleri veya tecrübesizlikleri gidermek amacıyla mahkeme tarafından bir “yasal danışman” atanmıştır.

  • Kısıtlı olmadıkları için vasiye ihtiyaçları yoktur, yasal danışman onların adına karar almaz, sadece bazı işlemlere onay verir.
  • Medeni Kanun’da sayılan (taşınmaz alım satımı, bağış yapma, vakıf kurma, kefil olma vb.) ekonomik değeri yüksek belirli işlemler için mutlaka yasal danışmanın onayını (imzasını) almak zorundadırlar; aksi halde işlem askıda kalır ve geçersiz olur. Bu sınırlı sayıdaki işlem haricinde tam ehliyetli gibi hareket ederler.

D. Sınırlı Ehliyetsizler: Ayırt etme gücüne sahip (iradeli) ancak koruma altında olması gereken kişileri kapsar. İki gruptan oluşur:

  1. Ayırt etme gücüne sahip olan çocuklar (henüz ergin olmamış 15-16 yaşlarındaki küçükler).
  2. Ergin olup mahkemece kısıtlanmış kişiler (örneğin 40 yaşındaki kumarbaz bir kısıtlı). Küçükler velilerinin, kısıtlılar ise vasilerinin yasal temsil ve koruması altındadırlar. İşlem yetkileri üçe ayrılır:
  • Tek Başlarına Yapabilecekleri İşlemler: Kendi zararlarına olmayan karşılıksız kazanımlar (örneğin bağış kabul etmek), kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanımı (nişan bozma, boşanma, babalık davası açma), günlük ufak harçlık veya mesleki kazanımların yönetimi ile yaş sınırını (15 yaş) doldurmak kaydıyla ölüme bağlı tasarruf olan vasiyetname düzenlemektir.
  • Yasal Temsilci (Veli/Vasi) Onayıyla Yapabilecekleri İşlemler: Kişiyi borç altına sokan alım-satım, kira gibi karşılıklı sözleşmelerdir. Eğer çocuk veya kısıtlı bu işlemleri yasal temsilcinin izni/onayı olmadan yaparsa, sözleşme onay verilene kadar askıda kalır (Tek Taraflı Bağlamazlık). Onay verilmezse işlem baştan itibaren geçersiz olur.
  • Kesinlikle Yapamayacakları (Yasaklanmış) İşlemler: Kişinin malvarlığında karşılıksız bir azalmaya yol açan bu işlemler kanun tarafından onlara mutlak olarak yasaklanmıştır. Veli veya vasi onay verse dahi yapılamaz; yapılması halinde mutlak butlanla geçersizdir. Bunlar 4 tanedir:
    1. Önemli bağışlarda bulunmak
    2. Vakıf kurmak
    3. Başkasına kefil olmak
    4. Rekabet yasağı sözleşmesi yapmak

Notlar ve dosya açıklamaları ÖSYM konu listesine göre hazırlanır.

Yorum yaz

Yorum yaz