Borçlar Hukuku, Ticaret Hukuku ve Devletler Özel Hukuku Ders Notları
Hazırlayan: PDF Soru Bankası - Ders Notları Arşivi. Yayın , 9 dk
1. BORÇLAR HUKUKU VE TEMEL İLKELERİ
Borçlar Hukuku, tarafların eşit statüde olduğu ve serbest iradelerin geçerli olduğu bir özel hukuk dalıdır. Borçlar hukukuna hâkim olan temel ilkeler şunlardır:
- Sözleşme Özgürlüğü İlkesi: Kişilerin sözleşme yapıp yapmamakta, sözleşme yapacağı kişiyi (Örn: Ayşe’nin evini istediği kişiye kiraya vermesi) ve sözleşmenin içeriğini belirlemekte tamamen özgür olmasıdır. Ancak bu özgürlüğün sınırları vardır; sözleşmeler emredici hukuk kurallarına, ahlaka (Örn: göçmen kaçakçılığı için anlaşmak), kişiliğe (Örn: organ satışı), kamu düzenine aykırı olamaz ve sözleşmenin konusu imkânsız (Örn: ölmüş atı veya Mars’tan arsa satmak) olamaz.
- Eşitlik İlkesi: Borç ilişkisinin tarafları (alıcı-satıcı, ev sahibi-kiracı) hukuk önünde eşittir; kimse bir başkasına zorla mal satamaz veya iradesini zorla dayatamaz.
- Şekil Serbestisi İlkesi: Kural olarak sözleşmelerde şekil zorunluluğu yoktur; kişiler kanunda aksi belirtilmedikçe sözleşmeyi sözlü, adi yazılı veya noter onaylı resmi yazılı yapabilir. İstisna olarak taşınmaz (ev/arsa) satım sözleşmeleri mutlaka tapuda resmi olarak yapılmak zorundadır.
- Nispilik İlkesi: Borç ilişkisinin ve sözleşmelerin sadece tarafları bağlaması, üçüncü kişileri etkilememesi kuralıdır. Örneğin, A ile B arasındaki kira sözleşmesi C’yi veya arkadaşı Murat’ı bağlamaz; ev sahibi kirayı sadece muhatabından isteyebilir.
- Dürüstlük İlkesi (Medeni Kanun Md. 3): Tarafların sözleşme yaparken, haklarını kullanırken ve borçlarını öderken makul, usule uygun, iyi niyetli (orta zekâlı bir insan gibi) davranma zorunluluğudur. Ayıplı (motoru bozuk) bir aracı arızasını gizleyerek satmak, kirayı gecenin 3’ünde veya tamamen bozuk parayla ödemeye çalışmak, borçluyu düğün gününde defalarca arayıp darlamak ya da arazisine çukur kazarak komşuya zarar vermek dürüstlük kuralına aykırıdır.
- Kusurlu Sorumluluk İlkesi: Bir kimsenin başkasına verdiği zarardan ancak kendi kusuru (kasıtlı eylemi veya dikkatsiz/özensiz hareketi) varsa sorumlu tutulabilmesidir. Kusur ve zarar varsa tazminat doğar (Örn: Kırmızı ışıkta geçip başka bir araca çarpmak).
- İvazlılık (Karşılıklılık) İlkesi: Borç ilişkilerinde kural olarak karşılıklılık esastır; satıcı malı teslim ederken alıcı da bedelini öder. Sadece “bağışlama” sözleşmeleri istisnai olarak ivazsızdır (karşılıksızdır).
- Üçüncü Kişi Aleyhine Borç Kurulamaması: Bir sözleşmede, açıkça rızası ve onayı alınmadıkça üçüncü bir kişi borç altına sokulamaz (Örn: A ile B anlaşıp “Benim borcumu C ödeyecek” diyemez).
- İfa (Ödeme) Yeri Kuralları:
- Para Borçları: Alacaklının yerleşim yerinde ödenir (Götürülecek borçtur; borçlu Eskişehir’deki alacaklının ayağına götürür).
- Parça Borçları: Benzeri olmayan, belirli bir eşyanın (Örn: yarış atı) teslim borcu, sözleşme nerede kurulmuşsa orada yerine getirilir.
- Tür Borçları ve Diğer Borçlar: Benzeri olan (Örn: 10 ton buğday) ve genel nitelikteki borçlar, borcun doğumu sırasında borçlunun yerleşim yerinde ödenir.
- Sözleşme Tipinde Serbestlik: Taraflar Borçlar Kanunu’nda sayılan sınırlı sayıdaki sözleşme tiplerine bağlı kalmak zorunda değildir; emredici kurallara aykırı olmamak şartıyla diledikleri türde yeni sözleşmeler türetebilirler.
2. BORCUN UNSURLARI VE DOĞURAN SEBEPLER
Her borç ilişkisinde alacaklı, borçlu ve edim olmak üzere üç kurucu unsur bulunur.
- Alacaklı: Borç ilişkisinin aktif tarafıdır; borcun (edimin) yerine getirilmesini talep etme hakkına sahiptir.
- Borçlu: Borç ilişkisinin pasif tarafıdır; alacaklıya karşı belli bir yükümlülük (edim) altına giren kişidir.
- Edim: Borcun konusu olan davranışlardır. Üç şekilde ortaya çıkar:
- Vermek: Malı teslim etmek veya parayı ödemek.
- Yapmak: Bir hizmet veya eser üretmek (Örn: ressamın tablo yapması, boyacının ev boyaması, futbolcunun oynaması). Bu tür şahsi emek barındıranlara “şahsi edim” denir.
- Yapmamak: Olumsuz bir eylemdir (Örn: ticari sırları açıklamama, rekabet etmeme sözleşmesi).
Borcu Doğuran Temel Sebepler (3 Kaynak):
- Sözleşmeler: Karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla doğar. İlk irade açıklamasına “öneri (icap)”, kabul edilmesine “kabul beyanı” denir. Sözleşmeler ifa (yerine getirme) borcu doğurur.
- Haksız Fiiller: Hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla bir başkasına zarar vermektir. Dört unsuru vardır: Hukuka aykırılık, kusur, zarar ve illiyet (neden-sonuç) bağı. En önemli unsuru “zarar”dır. Haksız fiiller tazminat borcu doğurur.
- Sebepsiz Zenginleşme: Haklı veya geçerli bir sözleşme, hukuki sebep olmaksızın, bir kişinin mal varlığının diğerinin aleyhine artmasıdır. Bu durumda zenginleşme, fakirleşme ve bunlar arasında illiyet bağı vardır. Sebepsiz zenginleşme iade borcu doğurur (Örn: Yanlış IBAN hesabına para yatırılması sonucu parayı alanın zenginleşip, gönderenin fakirleşmesi).
3. BORCUN İFASI, SORUMLULUK VE SONA ERMESİ
- Müeccel ve Muaccel Borç: Vadesi henüz gelmemiş borçlara “Müeccel”, vadesi gelmiş ve artık talep edilebilir hale gelmiş borçlara “Muaccel” borç denir.
- Temerrüt: Vadesi geldiği (muaccel olduğu) halde borçlunun borcunu ödememesi, geciktirmesi durumudur (Örn: Kredi kartı son ödeme tarihini geçirmek). Temerrüt durumunda faiz vb. hükümler uygulanır.
- Borçtan Sorumluluk: Anayasa gereği hiç kimse yalnızca borcunu ödeyemediği için hapisle veya özgürlüğünden alıkoyularak (tarihteki kölelik gibi) cezalandırılamaz. Borçlar hukukunda şahıs ile sorumluluk yoktur, sadece mal varlığıyla sorumluluk vardır.
- Sınırsız Sorumluluk: Kural olarak borçlu, tüm borçlarından bütün mal varlığıyla (sınırsız) sorumludur (Örn: Mirası kabul eden çocuğun murisin borçlarından tüm mallarıyla sorumlu olması).
- Sınırlı Sorumluluk: Belli bir malla veya belli bir miktarla sorumluluktur (Örn: Kefilin sadece sözleşmede imzaladığı rakamla sorumlu tutulması veya devlete kalan son mirasların sadece malın değeri oranında borcu karşılaması).
Borcu Sona Erdiren Haller:
- İfa: Borcun usulüne uygun şekilde yerine getirilmesidir. Borcu bitiren en yaygın yoldur.
- İbra: Alacaklının, alacağını almaktan vazgeçerek borcu bağışlaması, silmesidir.
- Yenileme (Tecdit): Mevcut eski bir borcun yapılandırılarak sonlandırılması ve onun yerine yeni bir borç sözleşmesinin üretilmesidir (Örn: Sıva borcu yerine evi devretmek üzere anlaşmak).
- Birleşme: Alacaklı ve borçlu sıfatlarının (kimliğinin) aynı kişide birleşmesidir. Kişi kendi kendine borçlu olamayacağı için borç düşer (Örn: Alacaklı babanın vefatı sonrası tek mirasçı olan borçlu çocuğa mirasın kalması veya iki şirketin birleşmesi).
- Takas: Karşılıklı, aynı cinsten (örneğin para-para, buğday-buğday) ve her ikisi de muaccel (vadesi gelmiş) olan borçların, taraflardan birinin tek taraflı irade beyanıyla birbirini karşıladığı oranda sona erdirilmesidir. Mal değişimi olan Trampa sözleşmesiyle karıştırılmamalıdır.
- Kusursuz İfa İmkânsızlığı: Sözleşme yapıldıktan sonra borcun konusunun (Örn: satılacak atın eceliyle ölmesi, satılacak tablonun yıldırım düşmesi sonucu yanması) borçlunun kusuru olmaksızın yok olmasıdır.
Zamanaşımı, Eksik Borç ve Defi:
- Borçlar Hukukunda genel zamanaşımı süresi 10 yıldır. Süresi içinde talep edilmeyen, icraya verilmeyen borçlar zamanaşımına uğrar.
- Zamanaşımı borcu ortadan kaldırmaz, onu dava edilemez ve icra edilemez bir “eksik borç” haline getirir.
- Eksik Borçlar: Zamanaşımına uğramış borçlar, kumar borçları ve ahlaki ödevden doğan borçlardır. Bunlar dava edilemez; ancak ödenirse sonradan geri de istenemez.
- Defi: Bir kimsenin mahkemede haklı bir sebebini (Örn: ödemezlik defisi, zamanaşımı defisi) ileri sürerek borcu ödemekten kaçınması, kendini savunmasıdır. Hâkim zamanaşımını kendiliğinden (resen) dikkate almaz, kişi bunu mutlaka kendi ileri sürmelidir.
Sözleşmelerin Hükümsüzlüğü ve İstisnai Kavramlar:
- Muvazaa: Tarafların üçüncü kişileri (alacaklıları) aldatmak amacıyla, gerçekte istemedikleri halde görünüşte gizli bir sözleşme yapmalarıdır (Örn: Karısından mal kaçırmak için sevgilisine evi satmış gibi göstermek). Kesin hükümsüzdür (mutlak butlan).
- Gabin (Aşırı Yararlanma): Sözleşme taraflarından birinin zor durumundan, düşüncesizliğinden, cahilliğinden veya tecrübesizliğinden faydalanarak fahiş oranlarda çıkar sağlamaktır (Örn: Depremzedeye evi 10 katı fiyata kiralamak, cahil yaşlı bir kadının tarlasını çok ucuza kapatmak). Süresi içinde (1 yıl) dava açılırsa nispi butlan sebebiyle iptal edilebilir.
- Ahde Vefa İlkesi: Geçerli bir sözleşmenin taraflarının, dürüstlük kuralı gereği sözleşme şartlarına sadık kalmak ve bağlı olmak zorunda olmasıdır.
- Emprevizyon (Öngörülemezlik): Sözleşme yapıldıktan sonra ortaya çıkan olağanüstü ve öngörülemez durumlar (savaş, ekonomik kriz vb.) nedeniyle, sözleşme şartlarının bir taraf için katlanılamaz hale gelmesi üzerine, sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasının mahkemeden talep edilmesidir.
4. TİCARET HUKUKU
Ticaret hukuku; ticari işletmeler, şirketler, kıymetli evrak, deniz ticareti, sigorta ve taşıma hukuku gibi alt dallardan oluşur.
- Tacir: Bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi nam ve hesabına işleten kimsedir.
- Esnaf: Ekonomik faaliyeti sermayeden çok bedeni gücüne (emeğine) dayanan, sabit dükkanda veya gezici olarak ticaret/sanatla uğraşan (terzi, berber, bakkal gibi) ve geliri Cumhurbaşkanı kararnamesiyle belirlenen sınırı aşmayan kişidir.
- Kambiyo Senetleri (Kıymetli Evrak): Nakit yerine geçen taşınabilir evraklardır. Çek, Bono ve Poliçe olmak üzere üç türdür.
- Donatan ve Navlun (Deniz Ticareti): Gemisini deniz ticaretinde menfaat sağlamak amacıyla işleten (gemi sahibi) kişiye Donatan; yük taşıma taahhüdü içeren sözleşmeye ve ödenen ücrete ise Navlun denir.
Şirket Türleri:
- Şahıs Şirketleri: Ortakların tüm borçlardan bütün mal varlığıyla (sınırsız) sorumlu olduğu riskli şirketlerdir. Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan Kolektif ve Komandit şirketler bu gruptadır ve en az 2 kişi ile kurulurlar.
- Sermaye Şirketleri: Sorumluluğun konulan sermaye oranıyla sınırlı olduğu, riski az olan şirketlerdir. Limited ve Anonim şirketler bu gruptadır ve en az 1 kişi ile kurulabilirler. Limited şirketlerin azami 50 ortak sınırı varken, anonim şirketlerin üst sınırı yoktur ve borsaya kote olabilirler.
- Adi Şirket: Türk Ticaret Kanunu’nda değil, Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş bir şirket türüdür. En az 2 kişiyle (Örn: kurbanlık danaya ortak olmak veya mahalle bakkalı açan iki kardeş) kurulur. En belirgin özelliği tüzel kişiliğinin olmamasıdır. Çok risklidir; alacaklılar, ortaklardan herhangi birini tüm şirket borçlarından sorumlu tutabilir.
5. DEVLETLER ÖZEL HUKUKU
Yabancılık unsuru taşıyan hukuksal ilişkilerin çözümlendiği alandır. Üç temel alt dalı/konusu vardır: Vatandaşlık Hukuku, Yabancılar Hukuku ve Kanunların İhtilafı.
- Uyrukluk ve Vatandaşlık: “Uyrukluk”, hem gerçek kişileri hem de eşyaları (gemi, uçak vb.) devlete bağlayan hukuki ve siyasi bağdır. “Vatandaşlık” ise sadece gerçek kişileri (insanları) devlete bağlayan siyasi ve hukuki bağdır.
- Yabancılar Hukuku: Türkiye’de ikamet eden yabancıların, karşılıklılık (mütekabiliyet) esasına göre özel hakların tamamından (ev alma, ticaret yapma, evlenme/boşanma vb.) yararlanabilmesini, ancak kamu haklarından (oy kullanma, memur olma, izinsiz dernek kurma) yararlanamamasını düzenler.
- Kanunların İhtilafı (Çatışması): Farklı ülke vatandaşları (Örn: Fransız ile Türk vatandaşı) arasında doğan özel hukuk uyuşmazlıklarında (ticari anlaşmazlık, boşanma davası) hangi ülkenin mahkemesinin ve hangi kanunun kurallarının uygulanacağını belirler.
Vatandaşlık Hukukunun Anayasal Kuralları (Madde 66):
- Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.
- Türk babanın veya Türk annenin çocuğu Türktür. (İkisinden sadece birinin Türk olması yeterlidir, çocuğun doğduğu yerin hiçbir önemi yoktur).
- Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarda kazanılır ve kaybedilir. Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.
- Vatandaşlıktan Çıkarılma ve Yargı Yolu: Kişi kendi isteğiyle vatandaşlıktan çıkmak isterse (Örn: Alman vatandaşı olmak için) İçişleri Bakanlığı kararıyla çıkarılır. Kişinin rızası dışında (ihanet vb. durumlarda) vatandaşlıktan atılması ise Cumhurbaşkanı kararıyla olur. Anayasaya göre vatandaşlıktan çıkarma işlemlerine karşı yargı yolu kapatılamaz (açıktır); çıkarılan kişi karara karşı doğrudan Danıştay’a giderek iptal davası açabilir.
Türk Vatandaşlığının Kazanılması Yolları:
- Aslen (Doğumla) Kazanma: Soybağı esasına göre anne ya da babadan birinin Türk olmasıyla veya yabancı ana-babadan dolayı vatandaşlık kazanamayan mülteci durumundaki çocukların doğrudan “Türkiye’de doğması” koşuluyla kazandıkları vatandaşlıktır.
- Sonradan Kazanma Yolları: Yabancıların yetkili makam kararıyla kazandığı durumdur. (Mahkeme kararıyla asla vatandaşlık kazanılmaz).
- Genel İkametle: Türkiye’de geriye dönük kesintisiz en az 5 yıl ikamet etmek ve suç işlememek, bulaşıcı hastalığı olmamak şartıyla başvurulabilir.
- Evlilik Yoluyla: Bir Türk vatandaşıyla geriye dönük en az 3 yıl evli olmak şartıyla başvurulabilir.
- Evlat Edinilme: Bir Türk vatandaşı tarafından küçük yaşta evlat edinilen yabancı bir çocuk Türk vatandaşlığını kazanır.
- Seçme Hakkı (Geri Dönüş): Ebeveynlerinin kararıyla geçmişte vatandaşlıktan çıkan çocuklar, 18 yaşını doldurup ergin olduktan sonraki 3 yıl içinde seçme haklarını kullanarak yeniden Türk vatandaşı olabilirler.
Notlar ve dosya açıklamaları ÖSYM konu listesine göre hazırlanır.
Yorum yaz