Vatandaşlık ve Anayasa Hukukunun Temel Kavramları Ders Notları
Hazırlayan: PDF Soru Bankası - Ders Notları Arşivi. Yayın , 10 dk
1. Anayasa Kavramı ve Anayasa Tarihçesi Anayasa, devletin temel organlarını (yasama, yürütme, yargı) düzenleyen bir metin olmasının ötesinde, en temel işleviyle devletin yetkilerini sınırlandıran ve kamusal özgürlükleri (temel hak ve hürriyetleri) güvence altına alan hukuksal bir belgedir. (Örneğin savaş koşulları altında hazırlanan 1921 Anayasası’nda, acil durumlar nedeniyle kamu özgürlüklerine yer verilememiştir). Bir metnin anayasa sayılabilmesi için iki açıdan değerlendirilmesi gerekir:
- Maddi Anlamda Anayasa: Metnin içeriğinde yasama, yürütme, yargı ve temel hakların düzenlenmiş olmasıdır.
- Şekli Anlamda Anayasa: Normlar hiyerarşisinde (hukuk kuralları sıralamasında) en üstte yer alan ve diğer hiçbir kuralın ona aykırı olamayacağı metin olmasıdır.
Tarihteki Önemli Anayasal Belgeler ve İlk Anayasalar:
- Magna Carta Libertatum (1215 - İngiltere): Özgürlük Bildirisi olarak da bilinen bu belge, Avrupa’da ilk defa bir kralın yetkilerini sınırlandırmıştır. Bir anayasa olarak ilan edilmediği için anayasa değil, “anayasal belge” kabul edilir.
- Sened-i İttifak (1808 - Osmanlı Devleti): Magna Carta ile benzer bir şekilde, kral (padişah) ile derebeyleri (ayanlar) arasında, özellikle vergi uyuşmazlıkları üzerine ortaya çıkmıştır. Osmanlı’da demokratikleşme hareketlerinin başlangıcı sayılan bu belge, padişahın yetkilerini ilk kez sınırlandıran anayasal belgedir.
- Dünyanın İlk Yazılı Anayasası (1787 - ABD): Amerika’nın İngiliz sömürgesinden kurtulmak için verdiği Bağımsızlık ve Özgürlük Savaşı’nın ardından 1787’de hazırlanmıştır.
- Avrupa’nın İlk Yazılı Anayasası (1791 - Fransa): Temelinde vergi anlaşmazlıkları yatan 1789 Fransız İhtilali’nden 2 yıl sonra ilan edilmiştir.
- Türk Tarihinin İlk Yazılı Anayasası: 1876 tarihli Kanun-i Esasi’dir.
2. Kurucu İktidar Tipleri Anayasa bir ülkenin kuruluş sözleşmesidir ve anayasa yapma/değiştirme gücünü elinde bulunduran güce “Kurucu İktidar” denir. İkiye ayrılır:
- Asli Kurucu İktidar: Savaş, darbe veya devrim gibi olağanüstü durumlarda ortaya çıkan hukuk dışı, sınırsız bir iktidardır. Önceki anayasayı ve mevcut hukuk kurallarını tamamen reddederek devleti sil baştan kurar ve sıfırdan anayasa yapar. Türkiye’deki 1960 darbesi sonrası hazırlanan 1961 Anayasası ve 1980 darbesi sonrası hazırlanan 1982 Anayasası asli kurucu iktidar örnekleridir.
- Tali (Bağlı) Kurucu İktidar: Mevcut anayasanın koyduğu kurallara ve usullere bağlı kalarak, yine anayasada belirtilen şartlar doğrultusunda anayasayı değiştiren hukuki iktidardır. Tali iktidar, anayasayı değiştirirken oylama çoğunluklarına veya “değiştirilemez” maddelere (ilk 3 madde gibi) uymak zorundadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirildiği 2017 anayasa değişikliği tali kurucu iktidarın bir eylemidir.
3. Anayasa Türleri
- Yazılı Anayasa: Kuralların kağıda döküldüğü ve dünyada en yaygın olan anayasa türüdür.
- Yazısız (Teammüli) Anayasa: 1215 Magna Carta’dan günümüze kadar geleneklerin zamanla kural halini aldığı, metne dökülmemiş anayasa türüdür. Tek örneği İngiltere’dir (Meclis kararları kral tarafından sadece onaylanıp yayımlanır).
- Çerçeve Anayasa: Detaylara girmeyen, sadece genel hatları çizen ve geri kalan ayrıntıları kanunlara bırakan kısa metinlerdir. Türk tarihindeki tek çerçeve anayasa, 23 maddelik 1921 Anayasası’dır (Teşkilat-ı Esasiye).
- Kazuistik Anayasa: Madde ve fıkralarla her detayın uzun uzadıya yazıldığı anayasalardır. Devlet, korktuğu unsurları güvence altına almak için bayrak veya milli marş gibi konuları anayasaya ekler. Türk tarihindeki en kazuistik (en ayrıntılı) anayasa 1982 Anayasası’dır.
- Yumuşak (Esnek) Anayasa: Değiştirilmesi kanunların değiştirilmesi kadar kolay olan, özel bir zorluk veya değiştirilemez madde içermeyen anayasadır. Türk tarihindeki tek yumuşak anayasa 1921 Anayasası’dır.
- Sert (Katı) Anayasa: Kanunlardan daha zor değiştirilen anayasalardır. Bir anayasayı sertleştiren (değişmesini zorlaştıran) unsurlar şunlardır:
- Değiştirilemez maddeler barındırması (1924 Anayasası’ndaki “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” maddesi veya 1982 Anayasası’ndaki 3 madde gibi).
- Nitelikli/Yüksek meclis oylama çoğunlukları araması (Örn: Kanun için 151 vekil yeterliyken anayasa için 360 vekil aranması).
- Belirli bir süre için anayasa değişikliğinin yasaklanması (Hitler Anayasasında uygulandığı gibi, halkın anayasayı benimsemesi için 10 yıl değişiklik yasağı getirilmesi).
- Anayasa değişikliği için Halk Oylamasının (Referandum) öngörülmesi. 1980 darbesini yapanlar, 1982 Anayasası’nın ileride değiştirilmesini zorlaştırmak amacıyla cumhurbaşkanı onayından geçmeyen değişiklikler için referandumu sistematik bir anayasal kural haline getirmişlerdir.
- Anayasanın usulüne uygun değiştirilip değiştirilmediğini denetleyen bir Anayasa Mahkemesi’nin bulunması. Türk tarihindeki en sert ve en kazuistik anayasa 1982 Anayasası’dır.
4. Devlet Kavramı ve Hukuksal Yapılarına Göre Devletler Devletin var olabilmesi için 3 temel unsurun bir araya gelmesi gerekir:
- Vatan (Ülke): Devletin üzerinde kurulduğu toprak parçasıdır. (Dünyada boş bir toprak parçası kalmadığı için, modern devletler ancak başka devletlerden toprak koparak kurulabilir).
- Millet: Ortak bir geçmişe sahip, bir arada yaşama arzusu duyan topluluktur. Mevcut nüfusu (turistleri de) kapsayan “halk” kavramından farklı olarak; millet, o toprakta ölenleri ve gelecekte doğacak olanları da kapsar.
- Egemenlik: Devletin dışa karşı bağımsız olması ve kendi kararlarını hiçbir baskı altında kalmadan serbestçe alabilmesidir.
Hukuksal Yapılarına (Siyasi Organizasyonlarına) Göre Devletler:
- Tek Yapılı (Üniter) Devlet: Ülke genelinde tek bir devletin, tek bir anayasanın, tek kanunların ve tek mahkemelerin (yasama, yürütme, yargı birliği) bulunduğu, idarenin başkentten yönlendirildiği devlettir. İlk örneği 1789 İhtilali’yle birlikte milliyetçilik/ulusçuluk akımıyla doğan Fransa’dır. Türkiye ve Yunanistan üniter devlete örnektir.
- Bölgeli Devlet: Üniter devletin farklı bir uygulaması olup, ortak anayasaya bağlı kalmak kaydıyla bazı bölgelere kendi yerel parlamentoları aracılığıyla idari özerklik tanınmasıdır (Örn: İspanya).
- Birleşik Yapılı (Federal) Devlet: Birden fazla kendi kendini yöneten eyaletin (federe) birleşerek üstte çatı bir devlet (federal) oluşturmasıdır.
- Federal devlet dış politika ve milli savunmadan sorumluyken; federe (eyalet) devletler iç işlerinde bağımsızdır.
- Hem ülkenin tamamını kapsayan federal bir anayasa hem de her eyaletin kendi anayasası vardır. Eyalet yasaları üst anayasaya aykırı olamaz; bu durumu Federal Yüksek Mahkeme denetler.
- Hukuk ve vatandaşlık sistemi çifttir (örneğin ABD’de bir eyalette idam cezası varken diğerinde olmayabilir).
- Federal sistemde yasama (meclis) çift kanatlı olmak zorundadır. Nüfus oranına göre seçilen Temsilciler Meclisi ile her eyaletin eşit olarak temsil edildiği (büyük-küçük eyalet dengesi için) Senato bu sistemi oluşturur ve ikisine birden Kongre denir.
- Federe devletlerin birlikten ayrılma hakkı kesinlikle yoktur.
- ABD, Almanya, İsviçre (en köklü örneklerinden), Kanada, Avustralya, Rusya ve Avusturya federal yapıdadır.
5. Devlet Şekilleri (Egemenliğin Kaynağına Göre) Devlet başkanının göreve nasıl geldiğini tanımlayan rejimlerdir.
- Monarşi: Devlet başkanının soya dayanarak (babadan oğula) geldiği rejimlerdir. Günümüzde Suudi Arabistan, Japonya, İngiltere, İsveç, İspanya gibi ülkeler bu gruptadır.
- Mutlak Monarşi: Kralın yasama, yürütme (ve bazen yargı) yetkilerini hiç kimseyle paylaşmadığı, Osmanlı Devleti’nin 1876 öncesi dönemi veya bugünkü Suudi Arabistan gibi devletlerdir.
- Meşruti Monarşi: Kralın yetkisini (sembolik olarak veya fiilen) bir parlamentoyla (meclisle) paylaştığı rejimdir. Avrupa’daki monarşilerin (İngiltere, İspanya, Belçika vb.) hepsi ve Osmanlı Devleti’nin 1876-1923 arası dönemi meşrutiyettir.
- Cumhuriyet: Devlet başkanının soya dayalı olmadan, seçimle ve egemenliğini halktan alarak göreve geldiği rejimdir. Avrupa’daki ilk modern örneği Fransa’dır. Türkiye’nin komşularının tamamı cumhuriyettir. Not: Bir ülkenin cumhuriyet olması onun doğrudan “demokratik” olduğu anlamına gelmez; temel hakların ve hukukun varlığı demokrasinin göstergesidir.
6. Modern Devlet Organları ve Hükümet Sistemleri Modern bir devlette yasama (kural koyma / TBMM), yürütme (kurallara göre ülkeyi yönetme / Cumhurbaşkanı) ve yargı (denetim sağlayan, etin çürümesini engelleyen tuz işlevindeki mahkemeler) olmak üzere üç organ bulunur. Bu kuvvetlerin toplanma şekline göre hükümet sistemleri oluşur:
A. Kuvvetler Birliği Sistemleri (Anti-Demokratik veya Olağanüstü Durumlar) Tüm yetkilerin tek merkezde toplandığı sistemlerdir.
- Mutlak Monarşi: Yetkilerin tamamen bir kral/padişah elinde toplanmasıdır.
- Diktatörlük: Seçimle göreve gelmesine rağmen yasama ve yargıyı kukla haline getirerek tüm güçleri fiilen kendinde toplayan sistemdir (Örn: Hitler dönemi Almanya).
- Meclis Hükümeti Sistemi: Yasama ve yürütme güçlerinin tamamen Meclis (parlamento) içerisinde birleştiği, meclisin üstünlüğüne dayanan sistemdir. Kurtuluş Savaşı gibi hızlı karar alınması gereken olağanüstü dönemlerde Türkiye’de 1921 Anayasası ile uygulanmıştır. Ayrı bir devlet başkanı, başbakan veya bakanlar kurulu (kabine) yoktur; meclis üyeleri arasından oylamayla seçilen bakanlar, meclisin memuru gibi çalışarak bireysel sorumluluk alırlar.
B. Kuvvetler Ayrılığı Sistemleri (Demokratik Modeller) Montesquieu tarafından teorize edilen, temel hakları korumak adına organların ayrıldığı sistemlerdir.
- Başkanlık Sistemi: Klasik örneği ABD‘dir. Yasama ve yürütme arasında sert ayrılık vardır. Yürütme tek kişiden (Başkan) oluşur ve halk tarafından seçilir. Başkanlık ve meclis seçimleri ayrı zamanlarda yapılır. Başkan yasama organını feshedemez, yasama da başkanı siyaseten (güvensizlik oyu ile) düşüremez. Aynı kişi hem yürütmede hem yasamada görev alamaz. Not: Türkiye’deki “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” başkanlık sistemine benzese de (tek kişi yürütme), başkanın seçimleri yenileyebilmesi ve seçimlerin aynı gün yapılması gibi sebeplerle “Türk Usulü” farklı bir sistemdir.
- Parlamenter Sistem: Klasik örnekleri İngiltere, Almanya, İtalya ve Türkiye’nin komşularıdır (Yunanistan, Irak, Bulgaristan). Yasama ve yürütme arasında yumuşak ayrılık vardır. Yürütme iki kanatlıdır: Sembolik yetkilere sahip bir devlet başkanı (Kral/Cumhurbaşkanı) ve ülkeyi asıl yöneten başbakan/bakanlar kurulu. Bir kişi aynı anda hem bakan hem de milletvekili olabilir. Hükümet, yasamaya karşı sorumludur ve meclis tarafından “gensoru” (güvensizlik oyu) ile düşürülebilir. Türkiye’de 1961 ve (kısmen) 1982 anayasası (2017’ye kadar) dönemlerinde uygulanmıştır.
- Yarı Başkanlık Sistemi: Klasik örneği Fransa‘dır. Parlamenter sistem üzerine bir darbe inşasıyla oluşmuş ve parlamenter sisteme “güçlü cumhurbaşkanı” eklenmiştir. Cumhurbaşkanı tıpkı başkanlık sistemindeki gibi doğrudan halk tarafından seçilir ve ülkeyi fiilen yönetir, ancak aynı zamanda başbakan/bakanlar kurulu ve meclis mekanizması da çalışmaya devam eder (bakanlar yine meclis tarafından düşürülebilir).
7. Demokrasi Kavramı ve Unsurları Demokrasi, egemenliğin halka ait olduğu yönetim biçimidir. Bir ülkede demokrasinin var olabilmesi için şu unsurlar şarttır:
- Halkın kendisini yönetebilmesi (Milli egemenlik).
- Özgürlük: 1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi ile 1924 Türk Anayasası’nda tanımlandığı şekliyle “başkasına zarar vermeyen her şeyi yapabilmek”tir.
- Çoğulculuk: Farklı fikir, görüş, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının var olması (tek parti sistemi demokrasiye aykırıdır; çoğunluk diktası uygulanamaz).
- Eşitlik: Herkesin yasalar önünde eşit haklara sahip olması.
- Hukuk Devleti: Devletin ve idarenin hukuka bağlı kalması.
- Temel Hak ve Hürriyetlerin Güvencesi: Düşünce, ifade ve basın özgürlükleri gibi hakların anayasal güvence altında olması.
8. Demokrasinin Uygulanma Biçimleri Nüfus yoğunluğuna ve halkın yönetim süreçlerine katılım oranına göre 3 modele ayrılır:
- Doğrudan Demokrasi: Nüfusun çok az olduğu küçük topluluklarda (eski Yunan site devletleri gibi), halkın aracı/temsilci seçmeden kendi yasalarını bizzat kendisinin yaptığı sistemdir.
- Temsili Demokrasi: Artan nüfus nedeniyle halkın kendi yerine karar alması için seçimle vekiller/temsilciler belirlediği, Türkiye’de ve dünyada en yaygın olan sistemdir. Bu sistemde “Emredici Vekalet” (halkın vekile zorla kendi istediği kanunu çıkarttırması) ve temsilcilerin azli (görevden alınması) yasaktır.
- Yarı Doğrudan Demokrasi: Temsili sistemle doğrudan demokrasinin karışımıdır. Halk hem temsilci seçer hem de seçtiği temsilcilerin yönetimdeki bazı kararlarına bizzat katılır veya müdahale eder. 4 aracı vardır:
- Halk Oylaması (Referandum): Parlamento tarafından çıkarılan bir yasanın ya da kararın onay için doğrudan halkın önüne getirilmesidir. Türkiye’de uygulanan tek yarı doğrudan demokrasi aracı referandumdur ve sadece Anayasa değişiklikleri için öngörülmüştür.
- Halk Vetosu: Parlamentonun çıkardığı ve halkın istemediği bir yasanın, halkın kendi inisiyatifiyle belirli bir imza toplayarak parlamentoya itiraz etmesi ve yasanın referanduma sunulmasını zorunlu kılmasıdır.
- Halk Girişimi: Halkın imza toplayarak meclise yeni bir kanun teklifinde bulunabilmesidir. (Örn: İsviçre’de uygulanır).
- Temsilcilerin Azli (Geri Çağırma): Halkın memnun olmadığı bir vekili yine imza toplayarak görevden alabilmesidir (Türkiye’de uygulanmaz).
9. Türkiye’de Yapılan Referandumların Tarihi Süreci Türkiye’de anayasal anlamda referandum kuralı ilk kez ve sistematik olarak 1982 Anayasası ile hukukumuza yerleşmiştir. Bugüne kadar toplam 7 kez referandum yapılmıştır:
- 1961 Anayasası Referandumu: Askeri darbeyle hazırlanan anayasa (%61 oranla) halka onaylatılarak meşrulaştırılmış, asli kurucu iktidar işlemi tamamlanmıştır.
- 1982 Anayasası Referandumu: Yine darbe sonucu hazırlanan anayasa (%91 oranla) halka onaylatılarak meşrulaştırılmıştır (asli kurucu iktidar).
- 1987 Referandumu: 1980 darbesinin ardından Erbakan, Ecevit, Demirel ve Türkeş gibi siyasi liderlere getirilen siyasi yasakların kaldırılması oylamasında “Evet” çıkmış ve siyasete dönmüşlerdir.
- 1988 Referandumu: Dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın yerel ve genel seçimlerin birleştirilmesi teklifi halk tarafından reddedilmiştir. Türk tarihinde “Hayır” çıkan tek referandumdur.
- 2007 Referandumu: Abdullah Gül’ün seçilememesi üzerine patlak veren siyasi kriz sonucunda, “Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesine” dair yapılan değişiklik (tali kurucu iktidar) onaylanmıştır.
- 2010 Referandumu: Anayasa Mahkemesi ve HSK’nın (Hakimler ve Savcılar Kurulu) yapısını değiştiren paket “Yetmez ama evet” sloganlarıyla onaylanmıştır.
- 2017 Referandumu: Türkiye’nin yönetim biçimini “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak değiştiren tarihi anayasa değişikliği %51 oranında bir oyla kabul edilmiştir. (2007, 2010 ve 2017 değişiklikleri Tali Kurucu İktidar tarafından yapılmıştır).
Notlar ve dosya açıklamaları ÖSYM konu listesine göre hazırlanır.
Yorum yaz