1982 Anayasası: Temel Hak ve Hürriyetler ile Kişi Hakları Ders Notları
Hazırlayan: PDF Soru Bankası - Ders Notları Arşivi. Yayın , 8 dk
1. Temel Hak ve Hürriyetlerin Doğası ve Özellikleri Anayasada temel haklardan bahsedilirken “herkes” ifadesi kullanılıyorsa, bu sadece Türk vatandaşlarını değil, Türkiye’de bulunan yabancıları da kapsar. Temel hak ve hürriyetler devlet tarafından kişilere sonradan verilen lütuflar değil, kişinin insan olmasından kaynaklı doğuştan sahip olduğu haklardır; devletin görevi bu hakları tanımak ve korumaktır.
Temel hak ve hürriyetlerin özellikleri şunlardır:
- Kişiliğe Bağlılık, Dokunulmazlık, Devredilmezlik ve Vazgeçilmezlik: Kişi bu haklarını başkasına devredemez ve “kendi rızasıyla dahi olsa” bu haklardan vazgeçemez (örneğin kişinin köle olmayı kabul etmesi veya kendi yaşam hakkına son vermesi anayasaya aykırıdır).
- Sınırsız Değildir: Özgürlükler mutlak ve sınırsız değildir; kişinin kendisine, ailesine, topluma ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumlulukları bulunur (örneğin düşünce özgürlüğü, başkasına hakaret etme hakkı vermez).
- Hakların Sınıflandırılması (Jellinek ve Vasak Ayrımı): Alman hukukçu George Jellinek hakları üçe ayırmıştır. Karel Vasak ise bu ayrımı tarihsel ortaya çıkışlarına göre kuşaklandırmıştır:
- Kişi Hak ve Ödevleri (Negatif Statü / 1. Kuşak): Kişiyi devlete karşı koruyan, devletin müdahale edemeyeceği haklardır (Örn: Yaşam hakkı, konut dokunulmazlığı).
- Sosyal ve Ekonomik Haklar (Pozitif Statü / 2. Kuşak): Devletin maddi imkanları ölçüsünde vatandaşı desteklemesi ve hizmet sunması için yazılan haklardır (Örn: Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik).
- Siyasi Haklar (Aktif Statü / 1. Kuşak): Kişinin devletin yönetimine ve işleyişine ortak olmasını sağlayan haklardır (Örn: Seçme seçilme, memur olma, dilekçe hakkı).
2. Olağan Dönemlerde Hakların Sınırlandırılması (Madde 13) Savaş, seferberlik veya OHAL’in olmadığı normal zamanlarda devletin özgürlükleri sınırlandırabilmesi, 13. maddedeki çok sıkı şartlara bağlanmıştır. Bir hakkın sınırlandırılabilmesi için uyulması gereken zorunlu ilkeler şunlardır:
- Kanunilik: Sınırlama sadece ve sadece TBMM’nin çıkaracağı Kanunla yapılabilir. Cumhurbaşkanı kararnamesiyle veya İçişleri Bakanlığı genelgesiyle temel haklar sınırlandırılamaz.
- Özel Sınırlandırma Sebeplerine Bağlılık: Sınırlama ancak ilgili anayasa maddesinin kendi altında yazan özel sebeplere dayanılarak yapılabilir. (2001 Avrupa Birliği uyum yasalarıyla tüm haklar için geçerli olan “Genel Sınırlama Sebepleri” kaldırılmış, sadece özel amalar kalmıştır).
- Anayasanın Sözüne ve Ruhuna Uygunluk: Anayasanın dayandığı felsefeye aykırı olamaz.
- Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk: Örneğin kadınların oy kullanma hakkının elinden alınması demokrasiyle bağdaşmaz.
- Hakkın Özüne Dokunma Yasağı: Bir kanun hakkı daraltabilir ancak o hakkı tamamen kullanılamaz hale getirip hakkın özünü (kendisini) ortadan kaldıramaz. (2001’de eklenmiştir).
- Laik Cumhuriyetin Gereklerine Uygunluk: Eğitime veya başka bir hakka sadece belirli bir dinin mensuplarının erişebileceğini söyleyen kural laikliğe aykırıdır. (2001’de eklenmiştir).
- Ölçülülük İlkesi: Sınırlamada kullanılan araç, ulaşılmak istenen amaç için elverişli, gerekli ve orantılı olmalıdır (örneğin barışçıl bir gösteriye silahla müdahale yetkisi vermek ölçüsüzlüktür). (2001’de eklenmiştir).
3. Olağanüstü Dönemlerde Hakların Durdurulması (Madde 15) Devletin kendisini veya toplumu tehlikede gördüğü durumlarda haklar, olağan dönemin sınırlarına (demokratik toplum, kanunilik, hakkın özü vb.) bağlı kalınmaksızın kısmen veya tamamen durdurulabilir (Örn: Sokağa çıkmanın tamamen yasaklanması, seçimlerin geriye bırakılması, ibadethanelerin kapatılması vb.).
- Olağanüstü Dönem Sebepleri: Savaş, seferberlik ve Olağanüstü Hal (OHAL)’dir. (Eskiden var olan “Sıkıyönetim”, 2017 değişikliğiyle askerin gücünü artırdığı gerekçesiyle kaldırılmıştır).
- Bu dönemde dahi devletin aşamayacağı 3 temel kural vardır:
- Milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilemez.
- Ölçülülük ilkesine uyulmak zorundadır (Olağan dönemdeki 7 ilkeden OHAL’de de geçerli olan tek ilke budur).
- Sert Çekirdek (Mutlak Dokunulmaz) Haklara asla dokunulamaz.
Sert Çekirdek Haklar Nelerdir? Olağanüstü hallerde, savaşta bile dokunulamayan haklardır:
- Yaşam Hakkı ve Maddi/Manevi Bütünlük (İşkence Yasağı): Kişi öldürülemez ve işkence edilemez. (Tek istisnası: Savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümlerdir. Örneğin cephede düşman askerinin öldürülmesi hukuka uygundur ancak sivillerin, hastanelerin vurulması savaş (insancıl) hukukuna aykırıdır).
- Din, Vicdan, Düşünce ve Kanaatleri Açıklamama Hürriyeti: Kimse bunları açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz (Örn: Devlet kimseyi mezhebini açıklamaya zorlayamaz). Not: Düşünceyi açıklamama özgürlüğü çekirdek haktır ancak “ibadet etme” hürriyeti çekirdek hak değildir, savaşta engellenebilir.
- Suç ve Cezaların Geçmişe Yürümezliği (Kanunilik İlkesi): Suç işlendiği an kanunda olmayan bir cezadan dolayı kimse sonradan yargılanamaz.
- Masumiyet Karinesi: Suçluluğu mahkeme kararıyla (hükmen) sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
4. Yabancıların Haklarının Sınırlandırılması Yabancıların temel hak ve hürriyetleri, Türk vatandaşlarında olduğu gibi Kanunla sınırlandırılır. Ancak ek bir şart olarak bu sınırlamanın Türkiye’nin taraf olduğu Milletlerarası Hukuk Kurallarına uygun olması zorunludur.
5. Kişi Hak ve Ödevleri (Negatif Statü Hakları) Detaylı İncelemesi Kişiyi devlete karşı koruyan, devletin alanını daraltan haklardır.
- Kişi Dokunulmazlığı ve Yaşam Hakkı: Tıbbi zorunluluklar (acil ameliyat vb.) ve kanunda yazan haller dışında kimsenin vücut bütünlüğüne dokunulamaz, rızası olmadan bilimsel deney yapılamaz. Yaşam hakkının ihlali sayılmayan (devletin güç kullanabileceği) istisnai durumlar şunlardır: Meşru müdafaa, tutuklama ve yakalama kararlarının yerine getirilmesi, tutuklu/hükümlünün kaçmasının önlenmesi, isyan ve ayaklanmaların bastırılması, OHAL’de yetkili mercinin emrinin uygulanması. (Not: Kişinin kendi rızasıyla ölümü seçmesi ihlal sayılmayan bir durum değildir, haklardan vazgeçilemez).
- Zorla Çalıştırma (Angarya) Yasağı: Ücretsiz, karşılıksız çalıştırma olan angarya mutlak yasaktır. Ancak şunlar zorla çalıştırma sayılmaz: Hükümlü/tutukluların atölye çalışmaları, OHAL’de (deprem vb.) vatandaşlardan istenecek enkaz kaldırma gibi hizmetler, askerlik gibi vatandaşlık ödevi niteliğindeki bedeni/fikri çalışmalar.
- Kişi Hürriyeti ve Güvenliği: Yakalamayı (suçüstü anında vb.) herkes veya kolluk yapabilir ancak kişiyi hapse tıkan Tutuklama kararını sadece ve sadece HAKİM verebilir. Tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin yanında, kişinin kaçma veya delilleri karartma ihtimalinin de olması şarttır.
- Gözaltı Süreleri: Bireysel (tekil) suçlarda mahkemeye çıkma süresi hariç en fazla 48 saat, toplu suçlarda ise 4 gündür.
- Özel Hayatın Gizliliği, Konut Dokunulmazlığı ve Haberleşme Hürriyeti:
- 2010 yılında anayasaya giren “Kişisel Verilerin Korunmasını İsteme Hakkı”, Özel Hayatın Gizliliği başlığı altında düzenlenmiştir.
- Bu üç hak (Özel hayat, konut, haberleşme) kural olarak hakim kararıyla sınırlanır. Ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yetkili merciin (savcı/kolluk amiri) yazılı emriyle de kişi aranabilir, konutuna girilebilir veya telefonu dinlenebilir. Bu yetkili emir kararı, 24 saat içinde hakim onayına sunulmalı, hakim de kararını 48 saat içinde açıklamalıdır.
- Ortak Sınırlama Sebepleri (6 Adet): Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın korunması, genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması.
- Yerleşme ve Seyahat Özgürlüğü:
- Vatandaş sınır dışı edilemez ve suçlu dahi olsa ülkeye (yurda) girme hakkından mahrum bırakılamaz.
- Vatandaşın yurt dışına çıkış özgürlüğü, sadece hakkında yürütülen suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle HAKİM kararıyla sınırlandırılabilir (İdare engelleyemez).
- Yerleşme hürriyetinin özel sınırları: Suç işlemesini önlemek, sosyal/ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı kentleşme ve kamu mallarını (hazine arazilerini) korumaktır.
- Seyahat hürriyetinin özel sınırları: Suç işlemesini önlemek ve suç soruşturması/kovuşturmasıdır.
- Din ve Vicdan / Düşünce ve Kanaat Hürriyeti: Düşünce sınırsızdır. İbadet, anayasa çerçevesinde serbesttir. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretimde zorunludur; bunun dışındaki dini eğitimler küçükler için velinin, erginler için kendi isteğine bağlıdır.
- Düşünceyi Açıklama ve Yayma / Basın Hürriyeti: İnsanlar düşüncelerini yazı, resim vb. yollarla açıklayabilir. Radyo, TV ve sinema gibi yayınlar devlet tarafından kanunla izne bağlanabilir. Ancak gazete, dergi veya yayınevi/matbaa kurmak için önceden izin alınmaz ve mali teminat (para) yatırılmaz, sadece bildirimle kurulur.
- Bilim ve Sanat Özgürlüğü: Bilim ve sanat faaliyeti anayasanın değiştirilemez ilk 3 maddesini ortadan kaldırmak amacıyla kullanılamaz.
- Düzeltme ve Cevap Hakkı: Kişinin onur, haysiyet veya şerefini zedeleyen gerçeğe aykırı yayınlar yapıldığında kişi bunu düzelttirme hakkına sahiptir. Medya organı bunu yayınlamazsa, kişi mahkemeye başvurur ve Hakim en geç 7 gün içinde kararını vermek zorundadır.
- Dernek Kurma ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı: Kişiler önceden izin almadan (sadece yetkili mercie bildirim yaparak) silahsız ve saldırısız (barışçıl) toplantı/yürüyüş düzenleyebilir ve dernek kurabilir. Derneğe üye olmak ve ayrılmak serbesttir. Sınırlandırma sebepleri 6 tanedir (Milli güvenlik, kamu düzeni vb.).
- Mülkiyet Hakkı: Kişi mülk edinebilir ve miras bırakabilir; toplum yararına aykırı kullanılamaz. Mülkiyet hakkının devleti ilgilendiren tek sınırlama sebebi Kamu Yararıdır (Örn: Kamulaştırma, yol yapımı).
- Hak Arama Hürriyeti (Adil Yargılanma ve Kanuni Hakim Güvencesi): Herkes meşru yollardan mahkemelerde davacı/davalı olabilir. Mahkemeler davaya bakmaktan kaçınamaz. 2001 yılında anayasaya Adil (Makul Sürede) Yargılanma Hakkı eklenmiştir.
- Kanuni Hakim Güvencesi: Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir mercii önüne çıkarılamaz. Yani herkesin yargılanacağı mahkeme, kişi suçu işlemeden önce bellidir; yargılamanın seyrine göre sonradan “kişiye özel mahkeme” kurulamaz (Özel mahkeme, taraflı hakim demektir).
- Suç ve Cezalara İlişkin Anayasal Esaslar (Madde 38):
- Suçta ve cezada kanunilik ilkesi geçerlidir; ceza ancak kanunla konur.
- Masumiyet karinesi esastır.
- Susma Hakkı: Hiç kimse kendisini veya kanunda gösterilen yakınlarını (üst soy, alt soy, 3. dereceye kadar yan soy kardeş/yeğen/amca/dayı) suçlayıcı beyan vermeye veya telefon şifresi gibi delil göstermeye zorlanamaz.
- Kanuna aykırı yollarla (izinsiz arama vb.) elde edilen bulgular mahkemede delil sayılamaz.
- Ceza sorumluluğu şahsidir, aileyi bağlamaz.
- Kişi yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğünü (borcunu) ödeyemediği için hapisle cezalandırılamaz (Mal varlığıyla sorumludur).
- Ölüm cezası (idam 2004’te kalktı) ve Genel Müsadere (tüm mala el koyma) yasaktır. Suçta kullanılan eşyaya veya suçtan kazanılan paraya el konulan Özel Müsadere ise uygulanabilir.
- İdare (yürütme birimleri, belediye vb.) kişiyi hürriyetinden alıkoyacak hapis cezası veremez. Bunun anayasadaki tek istisnası Silahlı Kuvvetler’dir (Oda hapsi gibi askeri disiplin kuralları).
- Vatandaş, işlediği suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez. Bunun tek istisnası, savaş veya soykırım suçlarına bakan Uluslararası Ceza Divanı’na taraf olmanın getirdiği yükümlülüklerdir.
- İspat Hakkı: Kamu görevlilerine (örneğin belediye başkanı, vekil) görevleriyle ilgili isnatlarda bulunulduğunda ve kamu görevlisi hakaret davası açtığında; sanık (örneğin bunu iddia eden gazeteci) mahkemede iddiasının doğruluğunu ispat etme hakkına sahiptir (Eskiden doğrudan memurun beyanı esas alınırdı).
- Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması: Hakları ihlal edilen herkes, geciktirilmeden yargı mercilerine başvurma imkanına sahiptir. Devlet; idari işlemlerinde ilgililerin hangi yollara, hangi mercilere ve hangi sürelerde başvurabileceğini (itiraz yollarını) belirtmek zorundadır. Resmi görevlilerin haksız işlemleri sonucu kişinin uğradığı zarar devlet tarafından tazmin edilir; devlet daha sonra bu bedeli suçu işleyen memura rücu eder.
Notlar ve dosya açıklamaları ÖSYM konu listesine göre hazırlanır.
Yorum yaz