İçeriğe geç
KPSS Coğrafya Ders Notu PDF

2026 KPSS ve AGS Coğrafya Ders Notları: Yeryüzü Şekilleri, İç ve Dış Kuvvetler, Jeolojik Zamanlar

Hazırlayan: PDF Soru Bankası - Ders Notları Arşivi. Yayın , 9 dk

Bu ders notu, Türkiye’nin yer şekillerinin oluşumunu sağlayan iç ve dış kuvvetleri, jeolojik dönemleri, dağların sınıflandırılmasını ve bu coğrafi özelliklerin ekonomik ve sosyal yaşama etkilerini sistematik bir şekilde ele almaktadır.

İçindekiler

1. İç ve Dış Kuvvetler

Anadolu’nun bugünkü yer şekillerini almasında temel olarak iç ve dış kuvvetlerin etkileşimi rol oynamıştır.

  • İç Kuvvetler: Kaynağını yerin derinliklerindeki magmadan alan ve yeryüzünü şekillendiren enerjidir. Dağ oluşumu (orojenez), kıta oluşumu (eprojenez), volkanizma ve depremler (seizma) iç kuvvetler grubuna girer.
  • Dış Kuvvetler: Kaynağını Güneş’ten alan ve iklim olaylarıyla bağlantılı olarak çalışan kuvvetlerdir. Akarsular, rüzgarlar, buzullar, dalgaların aşındırma/biriktirme faaliyetleri ve yeraltı suları dış kuvvetlerdir.
  • Türkiye, ılıman orta kuşakta yer aldığı için, Anadolu’nun şekillenmesinde aşındırma gücü en yüksek olan ve en fazla etkiye sahip olan dış kuvvet akarsulardır. (Eğer Türkiye çöllerde olsaydı rüzgarlar, kutuplarda olsaydı buzullar en etkili kuvvet olurdu).

2. Jeolojik Zamanlar ve Anadolu’nun Oluşumu

Dünyadaki tüm kara parçaları yaklaşık 4.6 milyar yıl önce “Pangea” adı verilen tek bir süper kıta halindeydi ve etrafında “Panthalassa” adı verilen tek bir okyanus bulunuyordu. Zaman içerisinde meydana gelen sismik hareketler ve levha tektoniği sonucunda bu kara parçaları birbirinden koparak bugünkü kıtaları oluşturmuştur. Anadolu’nun oluşum süreci dört ana jeolojik zamana ayrılır:

1. Jeolojik Zaman (Paleozoik):

  • Bitki ve hayvan kalıntılarının toprak altında kalarak fosilleşmesi sonucunda çok önemli bir fosil yakıt olan taş kömürü yatakları oluşmuştur. Türkiye’de taş kömürü yatakları Zonguldak, Bartın ve Amasra çevresinde bulunur.
  • Bu dönemde oluşan eski, sert ve temel arazilere Masif adı verilir.
  • Türkiye’nin Masif Alanları: Yıldız (Istranca), Biga (Gelibolu/Çanakkale), Saruhan-Menteşe (Ege), Alanya-Anamur (Akdeniz), Mardin, Bitlis-Bingöl, Kırşehir, Zonguldak, Daday-Devrekani (Kastamonu), Tokat ve Ardahan masifleridir.
  • Deprem ve Masif İlişkisi: Yıldız, Alanya-Anamur ve Mardin masifleri, kırılmadan günümüze kadar gelen çok sağlam araziler olduğu için Türkiye’de deprem riskinin daha az olduğu alanlardır.
  • Türkiye’de 1. zamandan kalma masif araziler genel olarak az yer kaplamaktadır.

2. Jeolojik Zaman (Mezozoik):

  • Dinozorların yaşadığı ve Anadolu’nun bulunduğu bölgede “Tetis Denizi”nin yer aldığı dönemdir. Günümüzde İç ve Doğu Anadolu’daki yüksek dağlarda deniz fosillerine rastlanması bu denizin varlığının kanıtıdır.
  • Birinci zamanda oluşan araziler dış kuvvetler tarafından tamamen aşındırılarak düzeltilmiş (peneplen yontuk arazi haline getirilmiş) bir yapıya bürünmüştür.

3. Jeolojik Zaman (Tersiyer / Senozoik): Anadolu’nun bugünkü dağlık, engebeli ve kırıklı şeklini almasında en fazla etkiye sahip olan, şiddetli tektonik hareketlerin yaşandığı dönemdir.

  • Alp-Himalaya Dağ Sistemi ve Sıkışma: Kuzeyden Avrasya levhasının, güneyden ise Afrika ve Arabistan levhalarının Anadolu’yu sıkıştırmasıyla arazi yükselmiş; böylece İsviçre Alplerinden Hindistan Himalayalarına kadar uzanan sistemin bir parçası olan Kuzey Anadolu Dağları ve Toros Dağları oluşmuştur. Kuzeyden ve güneyden gelen bu baskı, Türkiye’deki dağların doğu-batı yönünde uzanmasına neden olmuştur.
  • Fay Hatları ve Depremler: Sıkışma sonucu arazilerin kırılmasıyla Kuzey Anadolu, Doğu Anadolu ve Batı Anadolu fay hatları ortaya çıkmıştır. Bu durum deprem riskini artırmış; sıcak su kaynaklarının, kaplıcaların ve jeotermal tesislerin oluşmasına temel hazırlamıştır.
  • Volkanizma: Konveksiyonel hareketlerle magmanın yeryüzüne çıkması sonucu volkanik dağlar oluşmuştur.
  • Yer Altı Kaynakları: Linyit (örneğin Kahramanmaraş Afşin-Elbistan, Manisa Soma, Kütahya), petrol (Batman), bor (Kütahya vd.) ve kaya tuzu yatakları bu dönemde oluşmuştur. 3. zamandan kalma araziler Türkiye’de geniş yer kapladığı için en yaygın enerji kaynağı linyit kömürüdür.

4. Jeolojik Zaman (Kuaterner / Senozoik): İnsanların ortaya çıktığı dönemdir. İklim değişiklikleri (buzul çağlarında karların birikip, buzul çağı bitince erimesi) nedeniyle Anadolu toptan bir yükselme (eprojenez) sürecine girmiştir.

  • Eprojenez sonucunda Doğu Anadolu yükselmeye devam ederken, Marmara ve Ege’nin bulunduğu kara parçaları kırılarak çökmüştür.
  • Çöken alanlara Akdeniz sularının ilerlemesiyle Ege Denizi ve Ege Adaları oluşmuştur.
  • Suların eski akarsu vadilerini doldurması sonucu (Ria kıyı tipi) Çanakkale Boğazı, İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi meydana gelmiş; böylece Karadeniz suları okyanusa bağlanarak göl olmaktan çıkıp açık bir denize dönüşmüştür.
  • Ayrıca Kıbrıs adası da bu dönemde Anadolu’dan koparak oluşmuştur.

Türkiye Arazisinin “Genç” Olmasının Kanıtları: Türkiye 3. ve 4. jeolojik zamanlarda (Senozoik) bugünkü şeklini aldığı için yaşlı değil, genç bir arazidir. Genç arazi yapısının en temel kanıtları şunlardır:

  1. Fay hatlarına bağlı aktif deprem alanlarının yaygın olması.
  2. Ortalama yükseltinin ve engebenin fazla olması (Fiziki haritalarda kahverengi tonların yoğun olması).
  3. Yüksek eğimden dolayı akarsuların akış hızlarının, aşındırma güçlerinin yüksek olması ve akarsular üzerinde taşımacılık yapılamaması. (Not: Batıdan doğuya doğru yükselti artar; en düz bölgemiz Güneydoğu Anadolu, en yüksek bölgemiz Doğu Anadolu’dur).

3. Türkiye’de Dağların Oluşumu ve Türleri

Dağ oluşum sürecine Orojenez denir. Orojenez sonucunda dağlar, arazinin esneklik durumuna göre ya kıvrılır ya da kırılır; ayrıca magmanın çıkışıyla volkanik dağlar oluşur.

A. Kıvrım Dağları

Esnek arazilerin yan basınçlarla sıkışarak kıvrılmasıyla oluşur. Yükselip tepe olan kısımlara Antiklinal (dağ), çukurda kalan kısımlara Senklinal (ova) adı verilir.

1. Kuzey Anadolu Dağları:

  • Batı Karadeniz: Küre, Bolu, Ilgaz ve Köroğlu dağları yer alır. Küre ve diğer dağların denize paralel ve yüksek uzanması nedeniyle Sinop limanının art bölgesiyle (iç kesimlerle) ulaşımı çok zordur; bu nedenle Sinop doğal bir liman olmasına rağmen hinterlandı (art bölgesi) dar olduğu için gelişememiştir.
  • Orta Karadeniz: Canik dağları bulunur. Canik dağları, doğu ve batıdaki dağlara göre yükseltisi daha az olan ve kıyının daha gerisinden başlayan tek sıra bir dağdır. Bu sayede Karadeniz’de iç kesimlerle ulaşımın en kolay olduğu, yol yapım maliyetinin nispeten düşük olduğu ve Samsun ilinin en fazla geliştiği bölümdür. Ayrıca yükseltinin azlığı yamaç yağışlarının etkisini düşürmüş, geride yer alması ise kıyıda geniş Bafra ve Çarşamba delta ovalarının oluşmasını sağlamıştır.
  • Doğu Karadeniz: Giresun, Rize (Kaçkar), Zigana, Soğanlı, Çimen, Kop, Mescit, Yalnızçam ve Allahuekber dağları bulunur. (Tarihte Sarıkamış Harekatı’nın gerçekleştiği Allahuekber dağları bu bölgededir). Bu dağlar iki sıra halinde, denizin hemen gerisinde çok yüksek ve sarp bir duvar gibi uzandığı için kıyı ile iç kesimler arası ulaşım çok zor ve yol yapım maliyetleri çok yüksektir; ulaşım mecburen Zigana, Kop ve Ovit gibi yüksek maliyetli tüneller ve geçitler aracılığıyla sağlanır. Çok yüksek olmaları sebebiyle yamaç yağışları bu bölümde Türkiye’deki en yüksek seviyesine ulaşır.

2. Toros Dağları:

  • Batı Toroslar: Akdağ, Bey Dağları, Barla ve Geyik dağları yer alır. Antalya ilinin arkasında yüksek ve sarp bir biçimde uzanan bu dağlar ulaşımı çok zorlaştırır ve engebenin fazla olmasına neden olur. Ancak yamaç yağışlarını tuttuğu için Antalya Türkiye’nin en fazla ormana sahip ili konumundadır. Ayrıca Bey Dağları’nın yükseklerinde Saklıkent Kış Turizmi merkezi yer alır. Bu sarp araziler endemik bitki türü çeşitliliğinin Türkiye’deki en zengin noktasıdır.
  • Orta Toroslar: Bolkar, Aladağlar, Tahtalı ve Binboğa dağları yer alır. Adana-Mersin çevresinin arkasında yer alan bu dağlar, Batı Toroslara göre kıyının daha gerisinde konumlandığı için Adana çevresi çok daha geniş düzlüklere sahiptir; tarım ve sanayi çok daha gelişmiştir. Yaz aylarında Çukurova’daki şiddetli sıcaklardan bunalan halkın serinlemek amacıyla Toros dağlarının yüksek kesimlerine çıkmasıyla yaylacılık kültürü bu bölümde yaygın bir faaliyettir (Serinlemek amaçlı yaylacılık Doğu Toroslarda veya diğer yörelerde yapılmaz).
  • Doğu Toroslar: Güneydoğu Anadolu’nun kuzeyinden geçerek doğuya uzanır (Hakkari Cilo Dağları vb.). Güneydoğu Anadolu, güneyden gelen Basra alçak basıncının etkisiyle yazları aşırı karasal ve sıcaktır. Doğu Torosların varlığı, kış aylarında kuzeyden (Sibirya’dan) gelen dondurucu ve karasal soğuk rüzgarların bölgeye girmesini engeller; bu sayede Güneydoğu Anadolu kış aylarında sıfırın altındaki sıcaklıkları çok nadir görür.

B. Kırık Dağlar

Esnekliğini yitirmiş sert arazilerin yan basınçlarla kırılarak yükselmesi/çökmesiyle oluşur. Yüksekte kalan dağlık kısımlara Horst, çökerek oluşan ovalara Graben denir.

  • Daha çok Ege Bölgesi’nde yoğunlaşmıştır. Kırık dağlar sistemi kuzeyden güneye; Kaz, Madra, Yunt, Boz, Aydın ve Menteşe dağlarından oluşur. Akdeniz Bölgesi’nde (Hatay) yer alan Amanos (Nur) dağları da kırık dağlara örnektir.
  • Bu dağlar aktif fay hatlarıyla iç içe olduğu için bulundukları yörelerde deprem riski çok yüksektir; aynı zamanda kaplıca ve jeotermal enerji potansiyeli çok fazladır.
  • Menteşe Dağları İstisnası: Ege’deki dağlar genel olarak kıyıya dik uzanırken, Muğla çevresindeki Menteşe dağları kıyıya paralel (Kuzeybatı-Güneydoğu) uzanır. Bu sebeple Muğla; İzmir gibi diğer Ege illerinden farklı olarak çok daha engebelidir, yamaç yağışları alır, orman örtüsü daha gürdür ve çam balı arıcılığında ilk sıradadır.

C. Volkanik Dağlar ve Araziler

Magmanın yeryüzüne çıkarak soğuması sonucu koni şeklinde oluşan tepelerdir. Türkiye’de volkanik araziler ve koniler en yoğun olarak İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yer alır; ancak günümüzde hiçbiri aktif değildir.

  • İç Anadolu Volkanları: Karadağ, Karacadağ, Meke (Meke Tuzlası), Hasan Dağı, Melendiz ve Erciyes Dağı’dır. Erciyes Dağı yüksek yapısıyla günümüzde kış turizminin önemli merkezlerinden biridir.
  • Doğu ve Güneydoğu Anadolu Volkanları: Güneydoğu’daki Karacadağ, kalkan (yayvan) biçimli geniş bir alana lavlarını yaymış olup bölgede bazalt taşlı tarlaların ve engebeli kayalık yüzeylerin oluşmasına neden olmuştur. Doğu Anadolu’da ise Bitlis Nemrut, Süphan, Tendürek ve Ağrı dağları yer alır. (Bitlis’teki Nemrut Volkanı, Van Gölü’nün oluşumunda doğrudan etkilidir; Adıyaman’daki tarihi Kommagene Krallığı’na ait Milli Park olan Nemrut Dağı ile karıştırılmamalıdır).
  • Diğer Volkanik Alanlar: Manisa Kula yöresi, Türkiye’nin ilk jeopark alanıdır ve çok sayıda volkanik cüruf konisinden oluşur. Ayrıca İzmir (Karaburun, Aliağa), Hatay (Hassa) ve Biga hattında da volkanik sahalar mevcuttur. (Yıldız dağları, Sinop ve Alanya-Anamur gibi masif alanlarda volkanik saha bulunmaz).
  • Derinlik Volkanizması (Batolit): Magmanın yeryüzüne çıkamadan yer kabuğunun çok derinlerinde soğuması ve katılaşmasıdır. Bursa sınırları içindeki Uludağ, bir dış volkan konisi değil, magmanın yer altında katılaşmasıyla oluşan muazzam bir batolittir (derinlik volkanı).

4. Buzullar ve Orman Üst Sınırı

Türkiye’de Buzullar: Buzulların normal şartlarda kutuplara yakın soğuk bölgelerde oluşması beklenir. Türkiye, Ekvator’dan uzakta ılıman orta kuşakta yer almasına rağmen, 2200 metrenin üzerindeki yüksek dağların zirvelerinde güncel buzullara ve buzul aşındırmasıyla oluşan göllere rastlanmaktadır.

  • Bu buzullar, Türkiye’nin yer altı sularını ve akarsularını besleyen son derece kritik tatlı su rezervleri (su depoları) olarak hayati önem taşır.
  • Türkiye’nin en yüksek 2. noktası olan Hakkari Cilo Dağı, Antalya Toroslarında yer alan Bey dağları, Orta Toroslar (Aladağlar vb.), Doğu Karadeniz (Kaçkar) ve Bolu Ilgaz dağlarının yüksek zirvelerinde buzul oluşumları mevcuttur. (Adana-Mersin gibi aşırı sıcak yörelerde tüketilen karsambaç tatlısının kar ihtiyacı Toroslardaki bu karlardan karşılanır).
  • Marmara Bölgesindeki Yıldız (Istranca) veya Koru dağlarının yükseltisi 2200 metrenin altında kaldığı için buralarda buzul veya buzul şekilleri bulunmaz.

Orman Üst Sınırı: Dağ yamaçları boyunca ağaç yetişebilen en yüksek seviyeyi “orman üst sınırı” belirler ve bu sınırın temel belirleyicisi sıcaklıktır. Sıcak olan güney enlemlerde ormanlar daha yükseklere kadar tırmanabilirken, soğuk alanlarda ağaçlar yerini çayırlara bırakır.

  • Ancak Türkiye’de orman üst sınırının en yüksek olduğu yerler, genel rakım (taban) yüksekliğinin halihazırda çok yüksek seviyede bulunduğu Doğu Karadeniz ve Ardahan (Yalnızçam dağları çevresi) hattıdır. Şehir merkezi deniz seviyesinden çok yukarılarda olduğu için, ormanlar otomatik olarak çok daha yüksek rakımlara ulaşabilmektedir.

Notlar ve dosya açıklamaları ÖSYM konu listesine göre hazırlanır.

Yorum yaz

Yorum yaz