2026 KPSS / AGS Tarih: Osmanlı Devleti Kültür ve Medeniyeti Ders Notları (Eğitim ve Bilim İnsanları)
Hazırlayan: PDF Soru Bankası - Ders Notları Arşivi. Yayın , 9 dk
1. Osmanlı Devleti’nde Eğitim Sistemi Osmanlı Devleti’nde eğitim sistemi genel olarak dört kısma ayrılır: Örgün, yaygın, askeri ve mesleki eğitim. Mesleki eğitim Ahi teşkilatında, askeri eğitim ise Acemi Oğlanlar Ocağı, Yeniçeri Ocağı ve Donanma gibi kurumlarda verilmiştir. Planlı ve programlı bir yapıya sahip olan örgün eğitim kurumları ise Sıbyan mektepleri, Medreseler ve Saray okullarıdır,.
A) Saray Okulları (Şehzadegan Mektebi, Enderun ve Harem)
- Şehzadegan Mektebi: Padişah çocukları olan şehzadelerin eğitim gördüğü okuldur. Şehzadeler eğitimlerine 7 yaşında başlar ve 12 yaşına kadar burada eğitim alırlardı,. 12 yaşından sonra ise devlet tecrübesi kazanmak üzere sancaklara gönderilirlerdi. Şehzadelere ders veren dönemin en ünlü hocalarına “Hace-i Sultani” (Sultanların Hocası) denirdi; Akşemsettin ve Molla Gürani bu hocalara örnektir. Şehzadelerin okula başladığı ilk gün, bu eğitimin önemini vurgulamak amacıyla şatafatlı bir tören olan “Bedi Besmele” veya diğer adıyla “Amin Alayı” düzenlenirdi,.
- Enderun Mektebi: Devlet memuru (sadrazamlığa kadar yükselebilecek ümera sınıfı) yetiştirmek amacıyla kurulan erkek okuludur,. Devşirme sistemiyle alınan Hristiyan çocuklar Müslüman yapılarak burada eğitilir, ilerleyen dönemlerde Türk çocukları da bu okula kabul edilirdi.
- Harem: Sarayda kız çocuklarının eğitim gördüğü okuldur. Zamanla Türk kızları da burada eğitim almıştır. Haremdeki tüm kadınlar padişahın eşi değildi; buradaki kızlar eğitim aldıktan sonra sadrazam, vezir, nişancı gibi üst düzey devlet yöneticileriyle (ümera) evlendirilirdi.
- Saray Eğitiminin Amacı: Enderun ve Harem okullarında devşirme sistemine ağırlık verilmesinin temel amacı, Osmanoğulları dışındaki güçlü Türk ailelerinin veya farklı ırkların devlet kademelerine sızmasını engelleyerek merkezi otoriteyi güçlendirmektir.
B) Sıbyan Mektebi (İlkokul) Eğitimin ilk basamağıdır. Genellikle camilerin altında veya mahalle hocasının evinde bulunurdu.
- 4 ile 6 yaş arasındaki kız ve erkek çocuklarının ücretsiz olarak eğitim gördüğü, Kur’an-ı Kerim ve elif-ba öğrendikleri yerdir,,.
- Çocukların okula başladığı ilk gün “Amin Alayı” adı verilen bir tören düzenlenirdi,. Bu törende çocuk bir ata veya eşeğe bindirilir, mahalleli tarafından çocuğun heybesine şeker, para ve yiyecek atılır, dinine ve vatana faydalı olması için hocanın ettiği dualara hep bir ağızdan “Amin” denilerek çocuğun okula aidiyeti ve motivasyonu artırılırdı,.
C) Medreseler (Orta, Lise ve Yükseköğretim) Osmanlı Devleti’nde orta dereceli ve yükseköğretim (lise/üniversite) seviyesindeki okullardır. Eğitim dili Arapça‘dır,.
- İlk Medreseler ve Atamalar: İlk medrese Orhan Bey döneminde İznik’te (İznik Orhaniyesi) açılmıştır,. Günümüze ulaşan en eski medrese ise Gelibolu fatihi Süleyman Paşa adına yine İznik’te açılan Süleyman Paşa Medresesi’dir,. Osmanlı Devleti’nin atanan ilk müderrisi (öğretmeni) Davud-u Kayseri‘dir,. Kuruluş yıllarında ciddi bir öğretmen açığı yaşandığı için çevre coğrafyalardan Arabi, Acemi, Kürdi gibi lakaplar taşıyan hocalar getirtilmiştir,.
- Medreselerde Eğitim İşleyişi: Eğitim, sınıf geçmeye değil “kitap geçmeye” dayalıydı. Öğrenci, okutulan ağır kitabı ezberleyip sınavı geçtiğinde dersi geçmiş sayılırdı. Başarısız olan öğrencilere “taşraya çıkma cezası” (tasdikname) verilirdi.
- Akademik Kariyer Basamakları: Medreseye yeni başlayan öğrenciye Softa (veya Suhte / Cik), okulu ve hocayı tanıyan tecrübeli öğrenciye Danişment, mezun ya da stajyer öğretmene Muid, atama bekleyenlere Mülazım, ataması gerçekleşen profesör düzeyindeki hocalara ise Müderris denirdi,,,. Medreselerde verilen diplomaya ise “İcazetname” denirdi,.
- Maaş ve Dereceler: Medrese isimlerinin yanındaki 20’li, 30’lu, 50’li, 70’li gibi rakamlar öğrenci sayısını değil, müderrisin aldığı “akçe” cinsinden maaşı ve dolayısıyla medresenin büyüklüğünü/kalitesini gösterirdi,.
- İhtisas (Uzmanlık) Medreseleri: Medreseyi bitirenler normal şartlarda kadı veya müderris olurken; özel bir alanda uzmanlaşmak isteyenler bir yıl daha okuyarak ihtisas yapardı. Darül Tıp‘ta okuyanlar hekim, Darül Hadis‘te okuyanlar hadis öğreticisi, Darül Kurra‘da okuyanlar Kur’an öğreticisi/hafız, Darül Hendese‘de okuyanlar ise mühendis olurdu,,.
- Önemli Medreseler: Fatih Sultan Mehmet döneminde günümüzün ilahiyat fakültesi ayarında Sahn-ı Seman Medreseleri ve onlara öğrenci yetiştiren hazırlık (imam-hatip) seviyesindeki Tetimme Medreseleri açılmıştır,,,,,. Kanuni Sultan Süleyman döneminde ise Süleymaniye Medreseleri açılmıştır,.
- Cerre Çıkmak ve Suhte İsyanları: Medrese öğrencileri staj yapmak ve yaz tatillerini değerlendirmek amacıyla köylere gidip halka ders anlatır, halk da gönül rızasıyla onlara harçlık (burs) verirdi; bu faaliyete “Cerre Çıkmak” denirdi,. Ancak ilerleyen zamanlarda köylü para vermek istemeyince öğrencilerin zor kullanmasıyla köylü-öğrenci çatışmaları başlamış, bu durum “Suhte İsyanları” (Öğrenci isyanları) adı verilen kanlı olaylara (özellikle Mersin bölgesinde) sebep olmuştur,,.
- Medreselerin Bozulma Nedenleri:
-
- yüzyıla kadar akli bilimler (matematik, geometri, astronomi) ile nakli bilimler (ezbere dayalı Kur’an, kelam, fıkıh, siyer) birlikte okutulurken, 17. yüzyıldan itibaren ulemanın gereksiz görmesiyle akli bilimlerin müfredattan kaldırılması,,,.
- Hoca ihtiyacını kapatmak veya maaşın ailede kalmasını sağlamak amacıyla getirilen “Beşik Ulemalığı” (Alimin oğlu alimdir) anlayışı,,.
- Atamalarda yeteneğin yerini rüşvet ve iltimasın (torpil) alması,.
- Yöneticilerin bilimsel çalışmalara desteğini azaltması ve medreselerin bir eğitim yuvasından ziyade hayır kurumu gibi görülmeye başlanması,.
- Köyden kente göçlerle birlikte, kapasitenin çok üzerinde (Örn: 68 kişi) nüfusun medreselere barındırılması,.
- Rönesans ve Reform gibi Avrupa’daki bilimsel ve teknik gelişmelerin (Sanayi İnkılabı vb.) takip edilememesi,,.
- yüzyılda azınlıklara ve yabancılara (İngiliz, Fransız, Amerikan misyoner okulları vb.) yeni tarz okullar açma hakkı verilmesiyle eğitimde ortak müfredatın çökmesi ve ikiliklerin çıkması,.
-
2. Osmanlı Devleti’nde Bilim İnsanları
A) Kuruluş ve Yükselme Dönemi (14. ve 15. Yüzyıllar)
- Yahşi Fakih: Kuruluş döneminde Geyve’de yaşamıştır,. Osmanlı Devleti hakkında ilk tarihi bilgileri veren **”Yahşi Fakih Menakıbnamesi”**ni yazmıştır. Eserin orijinali günümüzde kayıp olsa da Aşık Paşazade, bu eseri bularak kendi yazdığı “Aşık Paşaoğlu Tarihi” kitabında bu bilgilere yer vermiştir,,.
- Ahmedi: Kuruluş dönemi bilginlerindendir. Yazdığı “İskendername” adlı eserin sonunda yer alan (Tevarih-i Ali Osman) kısım, günümüzde elimizde bulunan ve Osmanlı’nın kuruluşu hakkında bilgi veren en eski kaynaktır,.
- Kadızade-i Rumi: Kuruluş/Yükselme dönemi astronom ve matematikçisidir,. Uluğ Bey’in ve Ali Kuşçu’nun hocalığını yapmıştır.
- Davud-u Kayseri: Orhan Bey döneminde atanan Osmanlı Devleti’nin ilk müderrisidir.
- Molla Fenari: Murat dönemi alimlerinden olup, Osmanlı Devleti’nin ilk Şeyhülislamı’dır.
- Altuncuzade (Altunizade): Fatih Sultan Mehmet dönemi saray hekimidir,. Özellikle çocukların alt ıslatma problemleri gibi bevliye (idrar yolları/üroloji) hastalıkları üzerine tedavi çalışmaları yapmıştır,.
- Akşemsettin: Fatih Sultan Mehmet’in hocasıdır. Bir kanser araştırmacısı olup, mikrop teorisini (mikropları ‘canlı tohum’ olarak adlandırarak) bulan ilk kişidir,. “Mikrobiyolojinin babası” kabul edilir ve “Risaletü’n-Nuriye” ile “Maddetü’l-Hayat” adlı eserleri yazmıştır.
- Sabuncuoğlu Şerafettin: Fatih döneminde Amasya’da yaşamış, Osmanlı’nın ilk ve en ünlü cerrahıdır,. Canlılara zarar vermemek için horoz üzerinde ve bizzat kendi üzerinde panzehir testleri yaparak “Deneysel Farmakoloji”nin öncüsü olmuştur,. Yarık/kopuk uzuvları dikmesi nedeniyle Türk plastik cerrahisinin babası sayılır,. Ameliyatlarını minyatürleştirerek çizdiği “Kitabü’l Cerrahiyyeti’l Haniye” (Fatih’e sunulmuştur) ve “Mücerrepname” adlı eserleri yazmıştır,,.
- Ali Kuşçu: Timur Devleti’nde Semerkant’ta yetişmiş, Akkoyunlulara geçmiş ve Uzun Hasan tarafından elçi olarak gönderildiği Osmanlı’da Fatih Sultan Mehmet’in daveti üzerine kalarak Ayasofya medresesinde müderrislik yapmıştır,,. Ünlü bir astronom ve matematikçidir; Ayasofya’yı dünyanın sıfır noktası (meridyeni) kabul etmiş, İstanbul’un enlem ve boylamını hesaplamış ve ayın haritasını çıkarmıştır (Ay’daki bir kratere ismi verilmiştir),,. Fatih’e sunduğu astronomi eserinin adı **”Risaletü’l Fethiye”**dir,.
B) Kanuni Sultan Süleyman Dönemi (16. Yüzyıl)
- Piri Reis: Dünya tarihinin en önemli denizcilerindendir. İlk dünya haritasını çizerek Yavuz Sultan Selim’e sunmuştur. En önemli eseri, Amerika’dan ve bilinmeyen yerlerden bahsettiği **”Kitab-ı Bahriye”**dir. Daha sonra Portekizlilerle işbirliği yaptığı iftirasıyla idam edilmiştir.
- Seydi Ali Reis: Hint Deniz Seferlerine katılmış ünlü denizcidir. Seferler sırasındaki gözlemlerini aktardığı “Mir’atü’l Memalik” (Ülkelerin Aynası) ile yön bulmak için yazdığı “Kitabü’l Muhit” (Yön Kitabı) en önemli eserleridir,.
- Ebussuud Efendi: Osmanlı Devleti’nin en ünlü Şeyhülislamıdır,. Kanuni döneminde yaklaşık 30 yıl taht kadılığı yapmıştır. Fıkıh, tefsir, dil, edebiyat ve akait konularında eserler yazmış; verdiği fetvalar yüzyıllarca kanun kabul edilmiştir,.
C) Duraklama Dönemi (17. Yüzyıl)
- Takiyüddin Mehmet (El Raşid): III. Murat döneminde, Osmanlı Devleti’nin ilk rasathanesini (gözlemevini) kuran astronomdur,. Güneş ve ay cetvellerini ihtiva eden “Zic” adlı kataloğu hazırlamıştır. Osmanlı’da otomatik makineler üzerine ilk eseri yazmış; matematik, astronomi ve tıp gibi alanlarda 30’a yakın eser vermiştir,. Meydana gelen İstanbul depremi ve yangını sonrasında, gökyüzünü incelemesinin uğursuzluk getirdiği ve “meleklerin eteklerinin altına baktığı” gibi asılsız iddialarla rasathanesi top atışıyla yıkılmıştır,.
- Evliya Çelebi: Osmanlı Devleti’nin en ünlü seyyahıdır. Rüyasında Peygamber Efendimizi görüp heyecanla “Şefaat” yerine “Seyahat ya Resulallah” demesi üzerine yollara düşmüş; Osmanlı’nın Balkan, Anadolu ve birçok sınır boyunu gezerek devasa “Seyahatname” eserini yazmıştır (Şehir tarihi açısından çok büyük öneme sahiptir),,.
- Katip Çelebi: Dünyada “Hacı Kalfa” veya “Hacı Halife” isimleriyle tanınan çok ünlü bir coğrafyacı ve bibliyograftır,,. Yaklaşık 5000 kitabın künyesini çıkardığı dünyaca ünlü bibliyografik eseri “Keşfü’z Zünun” (Merak Edilen Şey) ve önemli coğrafya eseri **”Cihannüma”**yı yazmıştır,.
- Hezarfen Ahmet Çelebi: IV. Murat döneminde yaşamış, “Bin İlimli” (Hezar-fen) anlamına gelen unvanı taşıyan kişidir,. Galata Kulesi’nden Üsküdar Doğancılar Parkı’na kanat takarak uçtuğu ve insanlık tarihinin ilk başarılı uçuşunu gerçekleştirdiği rivayet edilir (Olay, dönemin kaynaklarından ziyade 100 yıl sonraki kaynaklarda geçtiği için tartışmalıdır),,.
- Lagari Hasan Çelebi: IV. Murat döneminde roketle uçan ilk insandır,. İçine barut doldurduğu fişeklerle kendini ateşlemiş ve 300 metre kadar havalanarak denize sağ salim inmeyi başarmıştır,.
- Koçi Bey: IV. Murat döneminde yaşayıp, devletin gerileme ve bozulma (tereddü ve tagayyür) nedenlerini, “Beşik ulemalığı”nın zararları gibi konuları açıkça belirterek çözüm önerileri sunduğu meşhur Koçi Bey Risalesi’ni (Raporunu) yazmıştır,,.
D) 18., 19. ve 20. Yüzyıllar
- Yanyalı Esad Efendi: 18. yüzyılda (Lale Devri) yaşamış, müderris ve kadılık yapmış bir fikir insanıdır,. Aristo’nun “Fizika” (Fizik) adlı eserini çevirmesinden dolayı dönemin alimleri tarafından kendisine “Muallim-i Salis” (Üçüncü Öğretmen - Aristo ve Farabi’den sonra) unvanı verilmiştir,.
- Naima (Halepli Naima Efendi): 18. yüzyılda (I. Mahmut dönemi) görev yapmış, Osmanlı Devleti’nin ilk resmi vakanüvisidir (Resmi tarih yazıcısı),. Vakanüvislik kurumundan önceki resmi tarih yazıcılarına ise “Şehnameci” (Örn: Neşri, İdris-i Bitlisi) denirdi.
- Erzurumlu İbrahim Hakkı: 18. yüzyılda Erzurum’da doğup Siirt Tillo’da (Aydınlar) yaşamış matematik, astronomi ve astroloji bilginidir,. Hocası İsmail Fakirullah için yaptırdığı türbede; ekinokslarda Botan Vadisi’nden doğan güneşin kuledeki bir delikten süzülerek doğrudan hocasının mezarının başucunu aydınlattığı eşsiz “Işık Hadisesi” (Işık Düzeneği) sistemini kurmuştur,. Yıldızların insan hayatına etkilerinden bahsettiği ünlü eseri **”Marifetname”**dir,.
- Humbaracı Ahmet Paşa: Gerçek adı Comte de Bonneval olan, Osmanlı’ya Batı’dan getirilen ilk teknik uzmandır (1. Mahmut Dönemi),. Humbara ocağını ıslah ettiği için Müslüman olmuş, ayrıca Hendesehane’nin (subay okulu) kurulmasını sağlamıştır,.
- Mehmet Fatih Gökmen: 19. ve 20. yüzyıllarda (Hem Osmanlı’nın son dönemi hem Türkiye Cumhuriyeti yılları) hizmet vermiş ünlü bir astronomdur,. Özellikle Ramazan aylarındaki imsak/sahur vakitlerini belirleyen hicri takvim çalışmalarıyla tanınır,.
- Mustafa Behçet Efendi: 19. yüzyılda Tıbbiye-i Şahane’nin başhekimliğini yapmıştır,. Vücudun birden fazla bölümünü etkileyerek atar ve toplar damarlarda hasara yol açan, tıptaki adıyla Behçet Hastalığı’nı bulan kişidir,.
- Ahmet Cevdet Paşa: 19. yüzyılın en büyük hukukçu ve tarihçilerindendir (Abdülaziz ve Abdülhamit dönemlerinde görev yapmıştır),. Osmanlı Devleti’nin İslam/Hanefi hukukunu esas alarak hazırlanan ilk medeni kanunu olan **”Mecelle”**yi yazmıştır (Mecelle, 1926 Türk Medeni Kanunu’na kadar yürürlükte kalmıştır). Ayrıca peygamberlerin hayatını anlattığı “Kısas-ı Enbiya” ve Osmanlı tarihini anlattığı “Tarih-i Cevdet” adlı eserleri yazmıştır. (Kendisi aynı zamanda ilk Türk kadın romancı olan Fatma Aliye’nin babasıdır),.
Notlar ve dosya açıklamaları ÖSYM konu listesine göre hazırlanır.
Yorum yaz