1982 Anayasası: Yargı Organı, Genel Hükümler ve Uyuşmazlık Çözüm Yolları Ders Notları
Hazırlayan: PDF Soru Bankası - Ders Notları Arşivi. Yayın , 8 dk
BÖLÜM 1: YARGI YETKİSİ VE MAHKEMELERİN BAĞIMSIZLIĞI
1. Yargı Yetkisi (Madde 9)
- Anayasaya göre yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.
- “Tarafsızlık” İlkesi: 2017 Anayasa değişikliği ile (2018’de yürürlüğe giren) “bağımsız” kelimesinin yanına mahkemelerin “tarafsız” olması gerektiği ilkesi de eklenmiştir. Bağımsızlık mahkemenin dışa karşı (başka kurumlara) tutumunu ifade ederken, tarafsızlık hakimin iç dünyasıyla, ideolojik veya kişisel kayırmacılıktan uzak durmasıyla (içe karşı) ilgilidir.
- En yüksek mahkeme olan Anayasa Mahkemesi’nden, en ücra ilçedeki Sulh Hukuk Mahkemesi’ne kadar tüm mahkemeler kararlarını Türk Milleti adına verir.
2. Mahkemelerin Bağımsızlığı (Madde 138)
- Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.
- Hiçbir organ, makam, merci veya kişi; yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir, talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye, telkin ve imada dahi bulunamaz. (Hakimler arasında kıdem farkı olsa da hiyerarşi yoktur, eski hakim yeni hakime emir veremez).
- Yasama Organının Sınırları: Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama organında (TBMM’de) yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili meclis araştırması veya genel görüşme yapılamaz, soru sorulamaz ve meclis kürsüsünden beyanda bulunulamaz.
- Kararların Bağlayıcılığı: Yasama, yürütme organları ve idare (belediye, üniversite vb.) mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve kararların yerine getirilmesini (infazını) geciktiremezler. (Örn: Haksız yere okuldan atılan ve davayı kazanan bir öğrenci, idare tarafından mecburen geri alınmak zorundadır).
BÖLÜM 2: HAKİMLİK VE SAVCILIK TEMİNATI İLE MESLEK KURALLARI
1. Hakimlik ve Savcılık Teminatı (Güvencesi) Hakimlerin ve savcıların bağımsız ve korkusuz karar verebilmeleri için anayasa ile kendilerine teminatlar (korumalar) verilmiştir:
- Hakimler ve savcılar hiçbir şekilde azledilemez (görevden alınamaz).
- Kendileri istemedikçe, anayasada gösterilen yaştan (65 yaşından) önce zorla emekliye sevk edilemezler.
- Bir mahkeme veya kadro kanunla kaldırılsa bile, hakim ve savcılar aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından mahrum bırakılamazlar.
- Teminatın İstisnaları (Görevden Alınma Halleri): Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan (Örn: Rüşvet) hüküm giymek, görevini sağlık bakımından (akıl hastalığı vb.) yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılmak veya meslek etiğiyle bağdaşmayan işler yapmak durumlarında meslekten ihraç edilebilirler.
2. Hakimlik ve Savcılık Mesleği
- Hakimler ve savcılar; adli yargıda (hukuk ve ceza mahkemelerinde) ve idari yargıda (idare ve vergi mahkemelerinde) görev yaparlar.
- Kanunda belirtilenlerden başka hiçbir resmî veya özel iş yapamazlar (Örn: Dernek başkanlığı yapamaz, bir şirkete hukuki danışmanlık veremezler).
- Kurumsal Bağlılıklar:
- Hakim ve savcılar yargı yetkisini kullanırken bağımsızdır, hiçbir yere bağlı değildir.
- Özlük işleri (atama, tayin, terfi, disiplin, açığa alma) bakımından Hakimler ve Savcılar Kuruluna (HSK) bağlıdırlar.
- İdari Görevleri Yönünden Bağlılık: Adliye binalarının yönetimi, ihaleler, personel yönetimi veya kırtasiye işleri gibi idari görevleri bakımından Adalet Bakanlığı’na bağlıdırlar.
- (Not: Hakim ve savcı statüsünde olup Adalet Bakanlığı’nda idari görevlerde [memuriyet gibi] çalışanlar da aynı hakim-savcı teminatlarından yararlanırlar).
BÖLÜM 3: DURUŞMALARIN AÇIKLIĞI VE MAHKEMELERİN KURULUŞU
- Duruşmaların Açıklığı: Mahkemelerde duruşmalar kural olarak herkese açıktır. Ancak Genel Ahlak (Örn: Cinsel saldırı davaları) ve Kamu Güvenliği (Örn: Terör davaları) söz konusu olduğunda mahkeme, duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına (gizliliğe) karar verebilir.
- Kararların Gerekçeli Olması: Mahkemelerin her türlü kararı gerekçeli yazılmak zorundadır (İtiraz hakkının kullanılabilmesi için kararın hukuki dayanağı belirtilmelidir).
- Mahkemelerin Kuruluşu: Bir mahkemenin kurulması, kaldırılması, görev ve yetkilerinin belirlenmesi ile işleyişi sadece Kanunla (TBMM tarafından) düzenlenir. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Adalet Bakanlığı yönetmeliği ile mahkeme kurulamaz.
BÖLÜM 4: ASKERİ YARGININ DURUMU
- Geçmişte var olan askeri mahkemeler (Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi vb.), 2017 anayasa değişikliğiyle (2018’de yürürlüğe girerek) tamamen kaldırılmıştır. Askeri personel artık sivil yargıda yargılanmaktadır.
- Anayasaya göre; Disiplin mahkemeleri dışında askeri mahkeme kurulamaz.
- Askeri Mahkemenin Kurulabileceği Tek İstisna: Askeri mahkemeler ancak ve sadece Savaş Hâlinde, asker kişileri sadece görevleriyle ilgili suçlardan dolayı yargılamak üzere kurulabilir. Siviller hiçbir şartta askeri mahkemede yargılanamaz.
BÖLÜM 5: TÜRK YARGI SİSTEMİ VE YÜKSEK MAHKEMELER
Anayasaya göre Türkiye’de 4 adet “Yüksek Mahkeme” bulunmaktadır: Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesi. (Önemli Not: Hakimler ve Savcılar Kurulu [HSK], Sayıştay ve Yüksek Seçim Kurulu [YSK] yüksek mahkeme gibi karar verseler de anayasaya göre Yüksek Mahkeme değildirler. YSK, bir yargı organı olmasına rağmen anayasada “Yasama” bölümünde düzenlenmiştir).
1. Yüksek Mahkemeler
- Anayasa Mahkemesi: Türkiye’deki en yüksek mahkemedir; alt mahkemesi yoktur. Diğer mahkemelerle Anayasa Mahkemesi arasında bir uyuşmazlık çıkarsa Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır. Başkanını kendi üyeleri arasından (Genel Kurul, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla) 4 yıllığına seçer.
- Yargıtay: Adli yargı kolunun (hukuk ve ceza mahkemelerinin) en üst temyiz merciidir.
- Danıştay: İdari yargı kolunun (devlet kurumlarıyla vatandaşlar arasındaki uyuşmazlıkların) en üst temyiz merciidir.
- Uyuşmazlık Mahkemesi: Adli yargı ile idari yargı arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözer. Başkanını Anayasa Mahkemesi kendi üyeleri arasından seçip görevlendirir; diğer üyeleri ise Yargıtay ve Danıştay’dan gelir. Binası Anayasa Mahkemesi yerleşkesindedir.
2. Adli Yargı Kolu (3 Aşamalı Sistem) En geniş yargı koludur ve 3 aşamadan (İlk Derece - İstinaf - Temyiz) oluşur.
- İlk Derece Mahkemeleri (Davanın Açıldığı Yer):
- Hukuk Mahkemeleri: Sulh Hukuk, Asliye Hukuk (Genel mahkemelerdir). Uzmanlık gerektirenler ise; Aile, İş, Asliye Ticaret (3 hakimlidir), İcra, Kadastro, Tüketici ve Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir. (Türkiye’de İflas Mahkemesi yoktur, İcra Mahkemesi vardır).
- Ceza Mahkemeleri: Asliye Ceza (basit suçlar) ve Ağır Ceza (ağır suçlar, 3 hakimli heyet karar verir). Uzmanlık gerektirenler ise; Trafik, Çocuk, İcra Ceza ve Fikri Sınai Haklar Ceza Mahkemesidir. (Trafik cezalarına itirazlar öncelikle Sulh Ceza Hakimliğine, trafik mahkemesi varsa oraya yapılır).
- İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi - BAM): İlk derece mahkemelerinin kararlarının denetlendiği ikinci aşamadır. BAM’a doğrudan dava açılamaz. BAM, hem hukuki hem maddi (delil vb.) denetim yapar; gerekirse dosyayı bozup geri gönderir veya davayı bizzat yeniden görüp kendisi karar verebilir.
- Temyiz (Yargıtay): BAM kararlarına karşı gidilen son mercidir. Yargıtay yalnızca hukuki denetim yapar, onar veya bozar; yeniden yargılama (davaya sıfırdan bakma) yapmaz.
3. İdari Yargı Kolu (3 Aşamalı Sistem) Vatandaşlar ile idare (belediye, üniversite vb.) arasındaki uyuşmazlıklara bakar.
- İlk Derece Mahkemeleri: İdare Mahkemeleri (genel yetkili, dava açma süresi 60 gün) ve Vergi Mahkemeleri (dava açma süresi 30 gün).
- İstinaf: Bölge İdare Mahkemesi (BİM).
- Temyiz: Danıştay.
BÖLÜM 6: KANUN YOLLARI (HAK ARAMA YOLLARI)
İlk derece mahkemelerinin verdikleri kararların, adalete ulaşmak amacıyla üst derece mahkemelerince denetlenmesi sistemine “Kanun Yolu” denir. İkiye ayrılır:
1. Olağan Kanun Yolları (Kesinleşmemiş Kararlar İçin) Henüz davası bitmemiş, kesin hükme bağlanmamış kararlar için başvurulur:
- İtiraz: Aynı derece içindeki mahkemeler arası denetimdir. Örneğin, bir Sulh Ceza Hakimliğinin verdiği arama/el koyma kararını başka bir Sulh Ceza Hakimliğine, veya tutuklama kararını Asliye Ceza Mahkemesine taşımaktır.
- İstinaf: İlk derece mahkemesinin kararını, Adli yargıda Bölge Adliye Mahkemesi’ne (BAM); İdari yargıda Bölge İdare Mahkemesi’ne (BİM) taşımaktır.
- Temyiz: İstinaf (Bölge Adliye/İdare) mahkemelerinin kararlarını nihai denetim için Yargıtay veya Danıştay’a taşımaktır.
2. Olağanüstü Kanun Yolları (Kesinleşmiş Kararlar İçin) Tüm istinaf/temyiz süreçleri tükenmiş ve dava “kesinleşmiş” olmasına rağmen, ortaya çıkan yeni durumlar veya ağır hukuka aykırılıklar nedeniyle başvurulan yollardır:
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtirazı (Olağanüstü İtiraz): Yargıtay’ın ceza dairesi onama verip davayı bitirdikten sonra, açık bir hukuka aykırılık veya daireler arası uyuşmazlık görülürse, Başsavcının dosyayı “Yargıtay Ceza Genel Kuruluna” taşımasıdır.
- Kanun Yararına Bozma: İlk derece mahkemesinin verdiği bir karar istinaf/temyiz aşamasına gitmeden kesinleşmişse, ancak ortada yasaya çok açık bir aykırılık (örn: olmayan bir maddeden ceza verilmesi) varsa, Adalet Bakanlığı’nın başvurusuyla Yargıtay’ın bu kararı bozmasıdır.
- Yargılamanın Yenilenmesi: Dava bitip kesinleştikten çok sonra; yeni bir kamera kaydı/delil ortaya çıkması, şahitlerin yalan beyanda bulunduğunun anlaşılması, delillerin sahte olması veya hakimin taraflı karar verdiğinin ispatlanması sonucu davanın sıfırdan yeniden görülmesidir.
BÖLÜM 7: ALTERNATİF UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM YÖNTEMLERİ
Yargının iş yükünü hafifletmek amacıyla dünyada ve Türkiye’de uygulanan; bazı durumlarda dava açılmadan veya dava şartı olarak başvurulan yollardır.
1. Arabuluculuk (Özel Hukuk Uyuşmazlıkları)
- Kapsam: İşçi-işveren anlaşmazlıkları (fazla mesai, tazminat vb.), ev sahibi-kiracı uyuşmazlıkları ve aile hukuku gibi özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanır (Çoğu durumda dava açmadan önce başvurulması zorunludur).
- İşleyiş: Arabulucu; hukuk eğitimi almış, tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişidir. Taraflar arasında sadece iletişim kurar ve ortak noktada buluşmalarına yardımcı olur. Arabulucu kesinlikle bir yargılama yapmaz ve karar dayatmaz; tarafların özgür iradesi esastır. Eğer taraflar anlaşırlarsa tutulan tutanak, mahkeme kararı gibi hüküm ifade eder ve dava düşer/açılmaz.
2. Uzlaştırma (Ceza Hukuku Uyuşmazlıkları)
- Kapsam: Hakaret, basit yaralama, basit dolandırıcılık gibi ceza soruşturması/kovuşturması gerektiren suçlarda uygulanır.
- İşleyiş: Uzlaştırmacı, suçun faili (şüpheli) ile mağduru arasında iletişim kuran tarafsız üçüncü kişidir. Eğer fail, mağdurun zararını ödemeyi kabul ederse (veya anlaştıkları şartı sağlarsa) ve mağdur şikayetinden vazgeçerse, uzlaştırma tutanağı ile dava açılmaz veya mevcut ceza davası düşer. Burada da arabuluculukta olduğu gibi uzlaştırmacı yargılama yapmaz.
3. Tahkim (Hakem Yargılaması)
- Kapsam: Tarafların aralarındaki (özellikle büyük ticari ve sözleşmesel) uyuşmazlığı, devletin resmi mahkemeleri yerine kendi seçtikleri Hakem (Tahkim) heyetine taşımasıdır. Uyuşmazlık tahkime elverişli olmalı ve taraflar arasında önceden yapılmış bir “tahkim anlaşması” bulunmalıdır. Boşanma gibi kamu düzenini ilgilendiren davalarda tahkime gidilemez.
- İşleyiş: Bir veya üç hakemden oluşur (Örn: İstanbul Tahkim Merkezi, TOBB Tahkim). Arabuluculuk ve uzlaştırmadan en büyük farkı şudur: Tahkim heyeti tıpkı devlet mahkemesi gibi yargılama yapar ve verdiği karar aynen mahkeme kararı gibi kesin ve bağlayıcıdır.
- Uluslararası Boyut: Sadece Türk taraflar arasında çıkan sorunlarda iç hukuktaki (Türkiye’deki) tahkime başvurulurken; sözleşmede taraflardan biri yabancıysa (yabancılık unsuru taşıyorsa) ancak o zaman milletlerarası (uluslararası) tahkime başvurulabilir. (Sorularda “hakem” kelimesi doğrudan “tahkim” kurumunu işaret eder).
Notlar ve dosya açıklamaları ÖSYM konu listesine göre hazırlanır.
Yorum yaz