İçeriğe geç
KPSS Türkçe Ders Notu PDF

Sözcükler arası anlam ilişkileri ders notu

Hazırlayan: PDF Soru Bankası - Ders Notları Arşivi. Yayın , 8 dk

İçindekiler

1. Eş anlamlı (anlamdaş) sözcükler

Yazılışları ve okunuşları farklı olmasına rağmen anlamları aynı olan sözcüklere eş anlamlı ya da anlamdaş sözcükler denir. Bu kelimeler genellikle dilimize başka dillerden girmiş yabancı sözcükler ile Türkçe sözcükler arasında görülür.

Eş anlamlı sözcüklere örnekler:

  • Biçim, şekil (Örnek: Sanatçının şiirdeki biçim özellikleri ile şekil özellikleri aynı anlamı taşır.)
  • Fayda, yarar (Örnek: Bu ilaç size fayda sağlar veya yarar sağlar.)
  • Olasılık, ihtimal (Örnek: Olasılıkları veya ihtimalleri değerlendirmek.)
  • Ayrım, fark (Örnek: İki görüş arasında önemli bir ayrım veya fark vardır.)
  • Model, örnek (Örnek: Çocuklar anne babalarını model alır, yani örnek alır.)
  • Zengin, varsıl (Varsıl kelimesi, “var” kökünden türetilmiştir; yoksul ise “yok” kökünden gelir.)
  • Bellek, hafıza (Örnek: İnsanoğlunun belleği veya hafızası giderek zayıflıyor.)
  • İleti, mesaj (Örnek: İletmek fiilinden türetilen ileti kelimesi, mesaj kelimesinin Türkçe karşılığıdır.)

Bağlama bağlı eş anlamlılık ve mecaz engeli

Bir kelimenin eş anlamlısının bulunup bulunmadığı ya da o kelimenin yerine geçip geçemeyeceği her zaman cümledeki bağlama göre değişir. Kelimeler mecaz anlam kazandığında, bilinen eş anlamlıları artık o kelimenin yerini tutamaz.

Örnekler:

  • “Kara” kelimesinin eş anlamlısı “siyah”tır. “Kara saçlar” yerine “siyah saçlar” denebilir. Ancak “Benim de kara bahtım böyleymiş” cümlesinde “kara” sözcüğü “kötü” anlamında mecaz olarak kullanılmıştır. Bu cümlede “kara” yerine “siyah” getirilirse ifade anlamsız olur.
  • “Fakir” kelimesinin eş anlamlısı “yoksul”dur. Ancak “Düşünce açısından fakir insanlar benimle tartışamaz” cümlesindeki “fakir” kelimesi mecazen “sığ, donanımsız, bilgisiz” anlamındadır. Bu yüzden burada “fakir” yerine “yoksul” sözcüğü kullanılamaz.

İkilemelerde eş anlamlılık ve anlatım bozukluğu ilişkisi

Eş anlamlı sözcükler normal şartlarda aynı cümlede peş peşe kullanılamaz. Bu durum “gereksiz sözcük kullanımı” nedeniyle anlatım bozukluğuna yol açar. Ancak bu kuralın tek istisnası kalıplaşmış ikilemelerdir. İkilemeler anlamı kuvvetlendirmek ve pekiştirmek için kurulur.

Örnekler:

  • “Size sağlıklı sıhhatli bir ömür diliyorum.” cümlesindeki “sağlıklı sıhhatli” ifadesi kalıplaşmış bir ikilemedir. Bu kullanım doğrudur ve anlatım bozukluğu yaratmaz. Benzer şekilde “güçlü kuvvetli çocuklar” kullanımı da doğrudur.
  • Ancak araya virgül konulup iki ayrı kelime gibi kullanıldığında anlatım bozukluğu ortaya çıkar: “Size sağlıklı, sıhhatli bir ömür diliyorum.” cümlesi yanlıştır.
  • “Mutlu mesut yaşıyoruz” ikileme olduğu için doğrudur. Fakat “Mutlu, mesut, huzurlu yaşıyoruz” denirse, eş anlamlı kelimelerden biri gereksizdir ve anlatım bozukluğuna yol açar.

2. Eş sesli (sesteş) sözcükler

Yazılışları ve okunuşları aynı, ancak anlamları tamamen farklı olan sözcüklere eş sesli ya da sesteş sözcükler denir. Bu sözcüklerin anlamları arasında hiçbir çağrışım veya ilgi bağı bulunmaz.

Eş sesli sözcükler için temel kriterler şunlardır:

  1. Kelimelerin her iki anlamı da gerçek anlam olmalıdır.
  2. Anlamlar arasında hiçbir ilişki veya çağrışım bulunmamalıdır.

Sesteş sözcüklere örnekler:

  • Yaz: “Bu yazı Bodrum’da geçirdiler” cümlesindeki “yaz” mevsim adıdır (isim). “Sen de ona mektup yaz” cümlesindeki “yaz” ise yazmak eylemidir (fiil). İki anlam da gerçektir ve birbiriyle ilgisizdir.
  • Yüz:
    • “Çocuğun yüzünde benler çıkmış” (surat anlamında gerçek isim)
    • “Bu cekete yüz lira verdim” (sayı anlamında gerçek isim)
    • “Sen denizde yüz” (yüzmek eylemi, gerçek fiil) Bunların hepsi sesteştir çünkü anlamlar tamamen bağımsız ve gerçektir.
  • Arı: “Bahçede arı sokmuş” (böcek anlamında gerçek isim) ile “Ne kadar arı bir dili var” (saf, temiz, katışıksız anlamında gerçek isim) sesteştir.
  • Düş: “Düş gördüm rüyamda” (hayal, rüya anlamında gerçek isim) ile “Çocuk düşmüş bacağını kırmış” (düşmek eylemi, gerçek fiil) sesteştir.

Düzeltme işareti (şapka) bulunan kelimelerde sesteşlik aranmaz

Türkçede üzerinde düzeltme işareti (şapka) bulunan yabancı kökenli sözcüklerde sesteşlik aranmaz. Bu kelimelerin yazılışları, okunuşları ve ses tonlamaları aynı değildir.

Sesteş olmayan örnekler:

  • Kar, kâr: “Kar” (yağış türü) ile “kâr” (kazanç, fayda) sesteş değildir. “Kâr” kelimesindeki “a” sesi ince ve uzun okunur. (Not: Yağış anlamındaki “kar” ile karıştırmak anlamındaki “karmak” fiili sesteştir; ancak kâr kelimesiyle sesteşlik kuramazlar.)
  • Ama, âma: “Ama” (bağlaç) ile “âma” (görme engelli) sesteş değildir.
  • Alem, âlem: “Alem” (bayrak) ile “âlem” (dünya, evren) sesteş değildir.
  • Hala, hâlâ: “Hala” (babanın kız kardeşi) ile “hâlâ” (henüz, şimdiye kadar) sesteş değildir.
  • Yar, yâr: “Yar” (uçurum veya yarmak fiili) sesteştir. Ancak “yâr” (sevgili) kelimesinde düzeltme işareti olduğu için sesteş kabul edilmez.
  • Dahi, dâhi: “Dahi” (bile, da/de bağlacı) ile “dâhi” (üstün zekalı kimse) sesteş değildir.
  • Adet, âdet: “Adet” (tane) ile “âdet” (gelenek, görenek) sesteş değildir.

Yan ve mecaz anlamlarda sesteşlik aranmaz

Bir sözcüğün sesteş olabilmesi için cümledeki kullanımının gerçek anlamda olması gerekir. Yan veya mecaz anlamda kullanılan kelimelerde sesteşlik özelliği aranmaz.

“Yüz” kelimesi üzerinden anlam analizleri:

  • “Bu elbiseye yüz lira vermem” (Sayı anlamı, gerçek, sesteşlik aranır.)
  • “Sen istersen havuzda yüz” (Yüzmek fiili, gerçek, sesteşlik aranır.)
  • “Çocuğun yüzünde sıcaktan benler çıkıyordu” (Surat anlamı, gerçek, sesteşlik aranır.)
  • “Yorganın yüzünü her hafta değiştiriyordu” (Kılıf anlamı, yan anlamdır, sesteşlik aranmaz.)
  • “Binanın yüzünü boyatmışlar” (Dış cephe anlamı, yan anlamdır, sesteşlik aranmaz.)
  • “Ona fazla yüz vermeyin” (Yüz vermek birleşik fiili içinde mecazlaşmıştır, şımartmak anlamındadır, sesteşlik aranmaz.)

Sesteş kök ve kökteş kök ayrımı

Eş sesli (sesteş) sözcükler ile kökteş (ortak köklü) sözcükler birbiriyle karıştırılmamalıdır:

  • Sesteş sözcükler: Yazılışları aynı, anlamları tamamen farklı ve birbiriyle alakasızdır. (Örnek: al, ben, boz.)
  • Kökteş sözcükler: Yazılışları aynı, okunuşları aynı ve aralarında anlam ilgisi bulunan sözcüklerdir. Bu kelimeler cümledeki yerine göre hem isim hem de fiil olarak kullanılabilir ancak anlamları değişmez.

Kökteş kelimelere örnekler:

  • Göç, göçmek: “Dünyadaki göç meselesi” (isim) ile “Türkler Anadolu’ya Orta Asya’dan göçmüş” (fiil) cümlelerindeki göç kelimesi aynı kavramı karşılar.
  • Güven, güvenmek: “İkili ilişkilerde en önemli şey güvendir” (isim) ile “Sana güvenmiyorum” (fiil) cümlelerindeki güven sözcüğü anlamca aynıdır.
  • Boya, boyamak: “Bu oda için iki kilo boya aldık” (isim) ile “Bu odayı daha yeni boyadık” (fiil) cümlelerindeki boya kelimesi anlamca ilişkilidir. (Buna karşılık, “boz” kelimesinin bir renk anlamı bir de bozmak fiil anlamı olduğu için sesteştir, kökteş değildir.)
  • Ekşi, ekşimek: “Yediğimiz limon gerçekten çok ekşiymiş” (isim) ile “Yoğurt dışarıda kaldığı için ekşimiş” (fiil) kelimeleri aynı anlama gelir.
  • Diğer kökteş örnekleri: Savaş, savaşmak, barış, barışmak, güreş, güreşmek, eski, eskimek.

(Not: Günlük konuşmalarda veya bazı yörelerde görülen “yürüme yürüyelim”, “uyuma uyuyalım”, “gülme güldüm”, “ölü ölmüş”, “su suladık”, “yangın yanıyor” gibi ifadeler kökteşlik mantığını gösteren yöresel söyleyişlerdir. Ancak bu ifadeler standart Türkçe yazımında anlatım bozukluğuna yol açar.)

3. Karşıt (zıt) anlamlı sözcükler

Birbirinin karşıtı olan durum, kavram, olgu ya da eylemleri ifade eden sözcüklere karşıt veya zıt anlamlı sözcükler denir.

Karşıt anlamlı sözcüklere örnekler: Gülmek, ağlamak; gelmek, gitmek; yaşlı, genç; sıcak, soğuk; aktif, pasif; etken, edilgen; aşağı, yukarı; başlamak, bitirmek; ilk, son; bulanık, duru; özgür, esir; uzun, kısa.

Siyah ve beyaz kelimeleri aslında iki farklı renktir. Ancak beyaz en açık tonu, siyah ise en koyu tonu çağrıştırdığı için zıt çağrışımdan dolayı karşıt anlamlı kabul edilir ve sorularda bu şekilde değerlendirilir. Aynı durum, iki farklı zaman dilimi olmalarına rağmen gece ve gündüz kelimeleri için de geçerlidir.

Karşıt çağrışım

Bir kelimenin doğrudan kendisi zıt anlamlı olmasa da, zihnimizde çağrıştırdığı kavramlar itibarıyla karşıtlık yaratmasına karşıt çağrışım denir.

Örnekler:

  • “Beşikten mezara kadar…” ifadesindeki beşik “doğumu”, mezar ise “ölümü” çağrıştırır. Bu yüzden beşik ve mezar kelimeleri karşıt çağrışım oluşturur.
  • “Şehrin bir yanında gecekondular yükseliyor, diğer yanında gökdelenler yükseliyordu.” cümlesinde gecekondu mütevazı ve yoksul bir hayatı, gökdelen ise lüks ve zengin bir hayatı çağrıştırır. Bu iki kelime mimari yapı ve temsil ettikleri yaşam tarzı üzerinden karşıt çağrışım kurar.

Olumsuzluk eki ve sözcükleri karşıtlık bildirmez

Bir fiilin veya ismin olumsuz hali, o kelimenin karşıt anlamlısı değildir. -ma / -me fiil olumsuzluk eki, -maz / -mez eki, -sız / -siz isimden isim yapım eki, “yok” ve “değil” kelimeleri sadece olumsuzluk bildirir, karşıtlık bildirmez.

Örnek karşılaştırmalar:

  • “Ağladı” fiilinin karşıtı “güldü” sözcüğüdür; olumsuzu ise “ağlamadı” sözcüğüdür.
  • “Gelir” fiilinin karşıtı “gider” sözcüğüdür; olumsuzu ise “gelmez” sözcüğüdür.
  • “Uzun” kelimesinin karşıtı “kısa” sözcüğüdür; olumsuzu ise “uzun değil” ifadesidir.
  • “Var” kelimesinin karşıtı “yok” sözcüğüdür; olumsuzu ise “var değil” ifadesidir.
  • “Akıllı” kelimesinin karşıtı “deli” sözcüğüdür (delide akıl vardır ama kullanamıyordur); olumsuzu ise “akılsız” veya “akıllı değil” ifadesidir (akıl hiç yoktur).

Ayrıca Türkçede her kelimenin karşıt anlamlısı bulunmaz. Örneğin ceket, pantolon, deniz, zeytin, peynir gibi kelimelerin karşıt anlamlısı yoktur.

Karşıt anlamda bağlamın önemi

Bir kelimenin zıt anlamlısının ne olduğu, doğrudan kelimenin sözlükteki anlamına göre değil, cümle içindeki kullanımına (bağlamına) göre belirlenir.

Örnekler:

  • “Pazardaki yüksek fiyatların yanına yaklaşılmıyor.” cümlesindeki “yüksek” kelimesinin normaldeki zıt anlamlısı “alçak”tır. Ancak bu cümlede fiyatlardan bahsedildiği için “yüksek fiyat” ifadesinin karşıtı “alçak fiyat” olamaz; “düşük fiyat” olur.
  • “Acı günlerin geçmesini bekliyoruz.” cümlesindeki “acı” sözcüğünün zıt anlamlısı normalde “tatlı”dır. Ancak buradaki acı, mecazen “kötü” anlamındadır. Dolayısıyla bu cümledeki “acı” kelimesinin anlamca karşıtı “iyi” sözcüğüdür.

4. Yakın anlamlı sözcükler

Aralarında birebir eş anlamlılık bağı olmamasına rağmen, anlamca birbirini çağrıştıran ve cümle içinde birbirinin yerine kullanılabilen sözcüklere yakın anlamlı sözcükler denir.

Yakın anlamlı sözcüklere örnekler:

  • Küsmek, kırılmak, gücenmek
  • Utanmak, çekinmek
  • Yorgun, bitkin, halsiz
  • Bakmak, görmek, izlemek

Sınavlarda yakın anlam sorularına yaklaşım

Yakın anlam sorularında genellikle parçada numaralanmış sözcükler verilir ve bu sözcüklerin yanındaki parantez içi açıklamalarla uyuşup uyuşmadığı sorulur. Bu tip sorularda sadece altı çizili kelimeyi ve parantez içini okumak hata yapma riskini artırır. Güvenli bir çözüm için kelimelerin cümle içindeki bağlamını, en azından cümlenin tamamını okumak gerekir.

Örnek uygulama: “Bu kasaba dağlık bir bölgede ve yeşillikler arasında olduğu (bulunduğundan) için kış aylarında kayak en çok tercih edilen (yeğleniyordur) spor oluyor. Bunun dışında (ayrıca) dağlık yapı ve muhteşem (büyüleyici) ürkütücü doğa manzaraları motosikletçiler için de cazip (çekici) bir yer sunuyor.”

  • Analiz: Bu parçada “ürkütücü” kelimesinin önüne gelen “muhteşem” kelimesinin açıklaması olarak verilen “büyüleyici” ifadesi anlamca uyuşmamaktadır. Ürkütücü doğa manzarası büyüleyici veya muhteşem olarak açıklanamaz. Diğer tüm kelimeler (“olduğu/bulunduğundan”, “tercih edilen/yeğleniyordur”, “bunun dışında/ayrıca”, “cazip/çekici”) bağlamla tam olarak uyuşmaktadır.

Notlar ve dosya açıklamaları ÖSYM konu listesine göre hazırlanır.

Yorum yaz

Yorum yaz