İçeriğe geç
KPSS Türkçe Ders Notu PDF

Sözcükte mecaz anlam kazandırma yolları ders notu

Hazırlayan: PDF Soru Bankası - Ders Notları Arşivi. Yayın , 10 dk

İçindekiler

1. Giriş

Sözcükte ve sözün anlamında mecaz anlam kazandırma yolları, cümledeki anlam ilgilerini görmeyi kolaylaştırır. Bu yollar doğrudan soru kökü olarak sınavlarda her zaman gelmese de, paragraf ve anlam sorularını çözmekte yardımcı olur. Sözcüğe mecaz anlam kazandırmanın başlıca yolları şunlardır: güzel adlandırma, dolaylama, dokundurma (tariz), kinaye (değinmece), ad aktarması (mecazı mürsel) ve anlam aktarmaları (insandan doğaya, doğadan insana, doğadan doğaya, duyular arası aktarma).

2. Güzel adlandırma

Söylendiğinde insanda tiksinti, korku, üzüntü gibi olumsuz duygular uyandıran bazı sözcüklerin yerine, bu kötü çağrışımları gidermek amacıyla daha güzel sözcüklerin seçilmesine güzel adlandırma denir. Bu kullanımlar dildeki olumsuz etkiyi azaltmayı amaçlar.

Güzel adlandırma örnekleri:

  • Verem hastalığına yakalananlar için “ince hastalık” ifadesi kullanılır.
  • Tabut kelimesi ölümü çağrıştırdığı için “imamın kayığı” ya da “dört kollu” denir.
  • Ölmek kelimesi yerine “vefat etti”, “hakkın rahmetine kavuştu” ya da eski Türklerdeki haliyle “uçmağa vardı” denir.
  • Cin yerine “üç harfliler” ya da “iyi saatte olsunlar” denir.
  • Kusmak yerine “istifra etmek” kelimesi seçilir.
  • Üvey anne yerine “cici anne” denir.
  • Tuvalet yerine “lavabo”, halk dilinde ise “ayak yolu” veya “yüz numara” denir.
  • Azrail yerine “ölüm meleği” denir.
  • Sağır yerine “işitme engelli”, kör yerine “görme engelli”, sakat yerine ise “bedensel engelli” kelimeleri tercih edilir.
  • Kefen yerine “yakasız gömlek” denir.

3. Dolaylama

Tek bir sözcükle anlatılabilecek bir kavramı, aralarında çeşitli ilgiler kurarak birden fazla sözcükle ifade etmeye dolaylama denir. Dolaylamanın amacı, güzel adlandırmadaki gibi kötü bir çağrışımı ortadan kaldırmak değildir, sadece anlamı değişik sözcüklerle aktarmaktır.

Dolaylama örnekleri:

  • Televizyon için “aptal kutusu”, “beyaz cam” ya da “sihirli kutu” denir.
  • Sinema için “beyaz perde” ya da “yedinci sanat” ifadesi kullanılır.
  • Evlenmek eylemi için “dünya evine girmek” ya da “başını bağlamak” denir.
  • Kömür yerine “kara elmas” denir.
  • Sigara yerine “tabut çivisi” denir.
  • Sanatçı Sezen Aksu için “minik serçe” ifadesi kullanılır.
  • Pamuk yerine “beyaz altın” denir. (Pamuğun üretildiği Çukurova bölgesi ise “beyaz altın diyarı” olarak anılır.)
  • Balıkçıların balık yerine “derya kuzusu” diye bağırması dolaylamadır.
  • Güreş için “atasporu” denir.
  • Turizm, doğal ve tarihi kaynaklar sayesinde doğrudan fabrika üretimi olmadan para kazandırdığı için “bacasız sanayi” olarak adlandırılır.
  • Ankara için “Türkiye’nin kalbi”, “gri şehir” ya da “memur kenti” denir.
  • Everest için “dünyanın çatısı” denir.
  • Haliç için “altın boynuz” denir.
  • Konya için “tahıl ambarı” ya da “Mevlana diyarı” ifadeleri kullanılır.
  • Mars için “kızıl gezegen” denir.
  • Sporcu Naim Süleymanoğlu için “cep herkülü” denir.
  • Hz. Ali için “Allah’ın kılıcı” denir.
  • Selahaddin Eyyubi için “Şarkın sultanı” denir.
  • İstanbul için “yeditepeli şehir” veya “taşı toprağı altın şehir” denir.
  • Urfa için “peygamberler diyarı” denir.

4. Dokundurma (tariz)

Bir sözü, genellikle alay etmek, iğnelemek veya laf sokmak amacıyla tam karşıt anlamını düşündürecek şekilde kullanmaya dokundurma ya da tariz denir. Sınavlarda veya sorularda bu durum karşımıza “alaysamalı söyleyiş” ya da “ironi” olarak da gelebilir.

Dokundurma cümle örnekleri:

  • “Bizim oğlan öyle çalışkan ki her yıl en az dört zayıf getirir.” cümlesinde çocuğun çalışkan değil, tembel olduğu kastedilmektedir.
  • “Ne kadar zayıflamışsın, kapıdan zor geçiyorsun.” cümlesinde kişinin zayıflamadığı, aksine kilo aldığı belirtilmektedir.
  • “Türkiye’de kitaba verilen değer, her yıl kapatılan kütüphane sayısından belli.” cümlesinde kitaba değer verilmediği anlatılmak istenir.
  • “Gönderdiğim bekçi çok güvenilir çıktı, ilk gün kasayı soymaya kalktı.” cümlesinde bekçinin güvenilmez olduğu vurgulanır.
  • “Kardeşim çok cesurdur, hava karardı mı balkona çıkamaz.” cümlesinde kardeşinin cesur olmadığı, korkak olduğu kastedilir.

Yazılı metinlerde dokundurma anlamını belirtmek için kelimenin hemen ardından parantez içinde ünlem işareti (!) kullanılır. Bu durum, şüphe ve kuşku bildiren parantez içindeki soru işareti (?) ile karıştırılmamalıdır. Parantez içinde soru işareti, Fuzuli’nin kesin olmayan doğum tarihi ya da belirsiz bir seyahat gibi durumlarda kullanılır.

Parantez içinde ünlem kullanımına örnekler:

  • “O kadar çok dostu (!) var ki düşmana gerek duymuyor.” cümlesinde dostlarının aslında düşman olduğu anlatılır.
  • “Türkiye’de sözü geçen aydınlar (!) bu konuya da duyarsız kaldı.” cümlesinde aydınların aslında cahil olduğu kastedilir.
  • “Son bir ayda ne kadar zayıfladığını (!) hepimiz gördük.” cümlesinde kilo alındığı kastedilir.
  • “Kardeşi öyle akıllı (!) ve güzel ki görenleri büyülüyor.” cümlesinde kardeşinin akıllı olmadığı ima edilir.

5. Kinaye (değinmece)

Bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlama gelecek şekilde kullanılmasına kinaye denir. Ancak kinayede asıl kastedilen anlam her zaman mecaz anlamdır. Kinaye özelliği taşıyan ifadeler dildeki anlam zenginliğini gösterir.

Kinayeli kullanımlara örnekler:

  • “Bu kadar yükü kaldıramayacağını söyleyip durdu.” cümlesinde yük kelimesi fiziki bir ağırlık anlamına gelebileceği gibi mecazen sorumluluk, dert veya kederi de karşılar. Asıl kastedilen sorumluluktur.
  • “Başkan da koltuğunun sallandığını belirtmiş.” cümlesinde oturulan koltuğun sallanması gerçek anlamdır; makam veya mevkisinin gidici olması ise mecaz anlamdır.
  • “Bu noktaya gelene kadar çok yokuş çıktık, artık ayağımız düze bastı.” cümlesinde yolculukta yokuş çıkıp düzlüğe ulaşmak gerçek anlamdır; zorluk ve çile çekip sonunda rahata erişmek ise mecaz anlamdır.

Atasözlerinin önemli bir kısmında kinayeli anlam görülür. Bu atasözlerinde hem gerçek bir durum anlatılır hem de asıl olarak mecaz anlam kastedilir:

  • “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” atasözünde gerçekten ateş yoksa dumanın da olmayacağı anlatılır, mecazen ise bir belirti varsa arkasında mutlaka bir olay olduğu kastedilir.
  • “Aksak eşekle yüksek dağa çıkılmaz” atasözünde sakat hayvanla yola çıkılamayacağı doğrudur, mecazen ise bozuk aletle ya da yetersiz yöntemle sağlıklı bir iş yapılamayacağı kastedilir. Örneğin kamerası veya mikrofonu bozuk olan birinin kaliteli bir video çekimi yapamaması bu duruma örnektir.
  • “Gezen kurt aç kalmaz” atasözünde gezinen kurdun yiyecek bulacağı anlatılır, mecazen ise geçimini sağlamak için sürekli çabalayan insanın bir şekilde hayatta kalacağı kastedilir.
  • “Taşıma suyla değirmen dönmez” atasözünde taşıyarak bir değirmenin döndürülemeyeceği doğrudur, mecazen ise yetersiz kaynakla başlanan büyük bir işin başkalarının ufak katkılarıyla sürekli yürütülemeyeceği anlatılır.
  • “Mum dibine ışık vermez” atasözünde mumun kendi altını aydınlatamadığı doğrudur, mecazen ise bilgili kişilerin kendi yakınlarına yararlı olamayacağı kastedilir.
  • “Deveden büyük fil var” atasözünde filin deveden büyük olduğu gerçektir, mecazen ise her yetkili veya bilgili kişiden daha üstün birinin mutlaka bulunabileceği anlatılır.

Her atasözünde kinaye bulunmaz. Bazı atasözleri sadece gerçek anlamlıdır, bazıları ise sadece mecaz anlamlıdır:

  • Sadece mecaz anlamlı olan atasözleri: “Minareyi çalan kılıfını hazırlar” (Minare fiziki olarak çalınamayacağı için gerçek anlamı yoktur, sadece mecazdır. Doksanlı yıllarda Rize’de gerçekleşen minare hırsızlığı gibi istisnai haberler sadece esprili birer olaydır.) “Aşure yemeye giden kaşığını cebinde taşır” atasözü de sadece mecaz anlamlıdır, bir işten yararlanmak isteyenin hazırlıklı olmasını anlatır.
  • Sadece gerçek anlamlı olan atasözleri: “Ayağını sıcak tut başını serin, gönlünü ferah tut düşünme derin” atasözü sadece gerçek anlamlıdır. Hastalıktan korunmak için ayağı sıcak, başı serin tutmayı ve sıkıntı yapmamayı öğütler, mecaz anlamı yoktur. Bu yüzden bu tip atasözlerinde kinaye aranmaz.

6. Ad aktarması (mecazı mürsel)

Bir sözün, aralarında benzetme amacı güdülmeden, çeşitli anlam ilgileri kurularak başka bir sözcük yerine kullanılmasına ad aktarması ya da mecazı mürsel denir. Ad aktarmasında iç-dış, eser-sanatçı, parça-bütün, yer-insan, yön-topluluk, renk-varlık gibi ilişkiler bulunur. Sınavlarda bu çeşitlerin adı sorulmaz, sadece ad aktarması olup olmadığı sorgulanır.

Ad aktarması örnekleri:

  • “Kitaplığımda Yaşar Kemal’e rastlayebilirsiniz.” cümlesinde yazar kastedilerek onun eserleri anlatılmak istenir (eser/sanatçı).
  • “Sınıftaki bütün gözler öğretmeni izliyordu.” cümlesinde göz organı söylenerek öğrenciler anlatılmıştır (parça/bütün).
  • “Sana hangi el vurdu?” cümlesinde el organı üzerinden saldırgan kişi kastedilir (parça/bütün).
  • “Mültecilerin dramı Batı için sadece siyasi bir yaklaşım gerektirdi.” cümlesinde yön söylenerek o bölgedeki devletler kastedilir (yön/topluluk).
  • “Apartman bu hafta yöneticiyi değiştirmek için toplanacak.” cümlesinde bina kastedilerek içindeki insanlar anlatılır (yer/insan).
  • “Kardeşim kırmızıda geçince cezayı yemiş.” cümlesinde renk söylenerek kırmızı trafik ışığı kastedilir (renk/nesne).
  • “Doktor üç beyazdan uzak dur dedi.” cümlesinde renkler söylenerek un, tuz ve şeker kastedilir (renk/nesne).
  • “Tabağımıza biraz da yeşillik koyalım.” cümlesinde yeşillik kelimesiyle sebzeler kastedilir (renk/varlık).
  • “Anlaşmaya Londra’da Ankara’da uyacağını söylüyor.” cümlesinde başkentler söylenerek devlet yönetimleri ve hükümetler kastedilir (şehir/hükümet).
  • “Meclis hiçbir darbeye boyun eğmeyeceğini bildirdi.” cümlesinde meclis binası söylenerek milletvekilleri kastedilir (bina/insan).
  • “Bir depoyla Ankara’dan Sivas’a gitmiş.” cümlesinde depo söylenerek içindeki yakıt kastedilir (kap/iç).
  • “Gökten bereket yağıyor.” cümlesinde bereket kelimesiyle yağan yağmur ve onun sonucunda oluşacak mahsul kastedilir (sebep/sonuç).
  • “Eve haber vermeden bir yere gitmezdi.” cümlesinde ev söylenerek evdeki aile üyeleri kastedilir (yer/insan).
  • “Adresi bulamayınca köşedeki büfeden yardım istedik.” cümlesinde büfe söylenerek büfedeki çalışan kastedilir (yer/insan).
  • “Depremden sonra Bodrum geceyi sokakta geçirdi.” cümlesinde ilçe adı söylenerek Bodrum halkı kastedilir (yer/insan).
  • “Çaydanlık kaynıyor.” cümlesinde çaydanlık kabı söylenerek içindeki su kastedilir (kap/iç).
  • “Camı açar mısınız?” cümlesinde cam söylenerek pencere kastedilir (parça/bütün).

7. Anlam aktarmaları

Anlam aktarmaları, doğadaki veya insandaki özelliklerin birbiri arasında yer değiştirmesidir. Dört grupta incelenir:

İnsandan doğaya aktarma (kişileştirme)

İnsana özgü olan davranış, duygu veya durumların insan dışındaki canlı veya cansız varlıklara aktarılmasına insandan doğaya aktarma ya da kişileştirme denir.

Örnekler:

  • “Dalgalar öfkeyle sahile vururken bir balıkçı geldi.” cümlesinde dalgalar öfkelenme duygusuyla kişileştirilmiştir.
  • “Martılar sevinç çığlıkları atıyordu denize dalarken.” cümlesinde martılara insani bir duygu olan sevinç çığlığı atma yüklenmiştir. (Kuşların ses çıkarması, insanların gülmesine veya çığlığına benzetilir.)
  • “Bana gülümseyerek bakan beyaz badanalı evler yoktu artık yerlerinde.” cümlesinde evlere gülümseme özelliği verilmiştir.
  • “Huzursuz sokakları, tenha caddeleri, çoktan terk edilmiş evleriyle…” cümlesinde sokaklar huzursuz olarak tanımlanmıştır.
  • “Güneşin gülümseyişi içimizi ısıtmaya yetti.” cümlesinde güneşe gülümseme özelliği verilmiştir.
  • “Ormanın en yaşlı ağacı mağrur bir edayla gelenlere ben buradayım diyordu.” cümlesinde ağaç gururlu bir tavırla konuşturulmuştur.
  • “Köşkteki havuzun hüznü dallarda ötüşen kuşlara da yansımıştı.” cümlesinde havuza hüzünlenme duygusu yüklenmiştir.
  • “Bu şehirde hayat hastalıklı bacaların öksüre öksüre tütmesiyle başlıyor.” cümlesinde bacalar hastalıklı ve öksüren bir insana benzetilmiştir.
  • “Toprak kendine emanet edilen her tohumu bağrına basıyor.” cümlesinde toprak tohumu koruyup kollayan bir insan gibi düşünülmüştür.
  • “Havaların ısınmasına aldanan bademler bu yıl da ayazı yiyecek.” cümlesinde badem ağaçları aldanma, kanma özelliğiyle kişileştirilmiştir.

Doğadan insana aktarma

Doğadaki canlı, cansız varlıkların ya da olayların özelliklerinin insana aktarılmasıdır. Bu durum genellikle insandaki soyut kavramları somutlaştırmak (somutlama) amacıyla yapılır.

Örnekler:

  • “Bu çocuktaki ışığı herkes görmüyor.” cümlesinde doğadaki somut ışık kelimesi, çocuktaki soyut “yetenek” kavramını somutlaştırmak için kullanılmıştır.
  • “Sözleriniz biraz çiğ kalmadı mı?” cümlesinde meyve ve sebzelerin olgunlaşmamış halini bildiren “çiğ” kelimesi, insanın yakışıkısız ve yetersiz sözleri için kullanılmıştır.
  • “Kardeşinin bu olaydaki olgun tavrı hepimizi çok etkiledi.” cümlesinde meyvelerin olgunlaşma durumu, insanın anlayışlı ve kibar davranışları için kullanılmıştır.
  • “Bu türküleri dinledikçe kalbim yırtılıyor.” cümlesinde kağıt veya kumaş gibi nesnelerin yırtılma özelliği, insan kalbinin acı çekmesi ve üzülmesi anlamında kullanılmıştır.
  • “Personelin pişkin hali müdürü hayli kızdırdı.” cümlesinde yiyeceklerin pişme durumu (pişkin), insanın vurdumduymaz ve arsız tavrı için kullanılmıştır.
  • “Oğlunun hakim olduğunu söyleyen kadın kabardıkça kabardı.” cümlesinde hamurun veya kekin kabarma özelliği, kadının gururlanması anlamında kullanılmıştır.

Doğadan doğaya aktarma

Doğadaki bir varlığın veya olayın özelliğinin doğadaki başka bir varlığa aktarılmasıdır.

Örnekler:

  • “Ay ışığı süzülüyordu açık pencereden odama.” cümlesinde sıvı maddelerin süzülme özelliği ay ışığına aktarılmıştır.
  • “Yıldızeli’nin bir köyünde rüzgarlar ulurdu.” cümlesinde kurda ait olan uluma sesi rüzgara aktarılmıştır.
  • “Gök yırtılıyor.” cümlesinde kumaş veya kağıt yırtılması özelliği gök gürültüsü veya şimşek çakması olayı için kullanılmıştır.

Duyular arası aktarma

Bir duyuya ait olan bir özelliğin başka bir duyu üzerinden kullanılarak mecaz anlam kazanmasıdır. Bu kullanımda sözcüklerden biri asıl anlamından uzaklaşıp mecazlaşır.

Örnekler:

  • “Sakarya Caddesi’nde keskin bir balık kokusu karşılar sizi.” cümlesinde dokunma duyusu olan “keskin” kelimesi, koklama duyusu olan koku için kullanılmıştır. Keskin kelimesi burada ağır, rahatsız edici anlamında mecazlaşmıştır.
  • “Yüzünde tatlı bir tebessüm oluştu.” cümlesinde tatma duyusu olan “tatlı” kelimesi, görme duyusu olan tebessüm için kullanılmıştır. Tatlı kelimesi burada hoş, sevimli anlamında mecazlaşmıştır.
  • “Adamdan ekşi bir koku yayılıyordu etrafa.” cümlesinde tatma duyusu olan “ekşi” kelimesi, koklama duyusu olan koku için kullanılmıştır. Ekşi kelimesi burada kötü, nahoş anlamında mecazlaşmıştır.
  • “Sahnedeki sanatçı kadife sesiyle şarkı söylüyordu.” cümlesinde dokunma duyusu olan “kadife” kelimesi, işitme duyusu olan ses için kullanılmıştır. Kadife kelimesi burada yumuşak, hoş anlamında mecazlaşmıştır.
  • “Derin bakışları vardı.” cümlesinde dokunma veya görme duyusu olan “derin” kelimesi, görme duyusu olan bakış için kullanılmıştır. Derin kelimesi burada etkileyici anlamında mecazlaşmıştır.
  • UYARI: “Sığ düşünce” ifadesinde duyular arası aktarma yoktur. Sığ kelimesi doğrudan mecaz anlamlı olarak soyut bir durumu nitelemiştir ancak duyular arası bir geçiş barındırmaz.

8. Benzetme (teşbih)

Aralarında çeşitli anlam ilgileri bulunan iki unsurdan güçsüz olanın güçlüye benzetilmesidir. Akademik olarak benzeyen, kendisine benzetilen, benzetme yönü ve benzetme edatı gibi dört unsuru olsa da, sınavlarda sadece benzetme olup olmadığını fark etmek yeterlidir.

Benzetme örnekleri:

  • “İnci gibi beyaz dişleri vardı genç kızın.” cümlesinde dişler inciye benzetilmiştir. (Gibi edatı ve beyazlık yönü kullanılmıştır.)
  • “Cennet kadar güzel vatanımız var.” cümlesinde vatan cennete benzetilmiştir. (Kadar edatı ve güzellik yönü kullanılmıştır.)
  • “Kutu gibi bir ev almış kendine.” cümlesinde ev kutuya benzetilmiştir. (Gibi edatı kullanılmış ancak küçüklük yönü belirtilmemiştir.)
  • “Bir siyah kadındır kaldırımlarda gece.” cümlesinde gece siyah bir kadına benzetilmiştir. (Benzetme edatı veya yönü kullanılmamıştır.)
  • “Kömür gözlüm, sen de mi çekip gidecektin?” cümlesinde gözler kömüre benzetilmiştir. (Edat veya yön kullanılmamıştır.)

Notlar ve dosya açıklamaları ÖSYM konu listesine göre hazırlanır.

Yorum yaz

Yorum yaz