KPSS ve AGS Coğrafya Ders Notları: Türkiye’de Nüfus Hareketleri ve Yerleşme
Hazırlayan: PDF Soru Bankası - Ders Notları Arşivi. Yayın , 9 dk
Bu ders notu, Türkiye’deki göç hareketlerinin nedenleri ve sonuçlarını; kırsal ve kentsel yerleşme tiplerini, mesken özelliklerini ve Türkiye nüfusunun güncel demografik yapısını incelemektedir.
1. Nüfus Hareketleri (Göçler) ve Türleri
İnsanların çeşitli nedenlerle bulundukları yerden başka bir yere hareket etmesine göç denir. Göçler yapıldığı yere göre iç ve dış göçler; süresine göre ise mevsimlik ve sürekli göçler olarak ayrılır.
- Sürekli Göçler: İnsanların sanayi, hizmet veya ticaret gibi sektörlerde çalışmak ve kalıcı olarak yaşamak amacıyla yaptığı göçlerdir. Örneğin; İzmit, Zonguldak, Bursa, İzmir veya İstanbul’a sanayi alanında çalışmak için yapılan göçler sürekli göçtür.
- Mevsimlik Göçler: Yılın sadece belirli aylarında, genellikle tarım, hayvancılık veya turizm amacıyla yapılan ve sonrasında geri dönülen göçlerdir.
- Tarım Amaçlı: Rize ve Trabzon (çay), Ordu ve Giresun (fındık), Adana (Çukurova) ve Şanlıurfa’ya tarım işçisi olarak yapılan göçler.
- Turizm Amaçlı: Yaz aylarında Antalya ve Muğla gibi şehirlere turizm sektöründe çalışmak için yapılan göçler.
- Diğer: Hayvancılık (yaylacılık), eğitim (öğrencilerin üniversite şehirlerine gitmesi), maden ve orman işçiliği amaçlı göçler.
2. İç Göçün Nedenleri (İtici Faktörler)
İnsanları kırsaldan veya az gelişmiş bölgelerden göç etmeye zorlayan temel “itici faktörler” şunlardır:
- Miras Yoluyla Tarım Alanlarının Parçalanması: Kırsal kesimde geniş aile yapısı nedeniyle tarım arazilerinin miras yoluyla çok sayıda kardeşe bölünmesi, kişi başına düşen arazinin ve gelirin küçülmesine neden olur. Bu durum, aile içi anlaşmazlıklara ve arazilerin ekilmemesine yol açtığı için göçün en büyük nedenlerinden biridir (Günümüzde devlet, ekilmeyen bu arazilerin kiraya verilmesi gibi yasal önlemler almaktadır).
- Tarımda Makineleşme: On tarım işçisinin insan gücüyle yapacağı işi tek bir traktörün/makinenin yapması, kırsaldaki işgücüne duyulan ihtiyacı azaltarak insanları işsiz bırakır ve göçe zorlar.
- Doğal ve Çevresel Faktörler: Su kaynaklarının yetersizliği veya tarım arazilerinin susuzluktan çoraklaşması (kuruması) üretimi durdurur. Aynı zamanda erozyonun toprağın en verimli üst kısmını uzun yıllar içinde süpürmesi verimi düşürerek dolaylı yoldan göçe sebep olur. İklim koşullarının (özellikle Doğu bölgelerinde) elverişsiz olması da önemli bir etkendir.
- Jeomorfolojik Yapı (Yer Şekilleri): Doğu Anadolu ve Karadeniz gibi bölgelerde arazinin çok engebeli ve dağlık olması; tarım, ticaret, ulaşım, sağlık ve altyapı faaliyetlerini aşırı zorlaştırarak yaşam kalitesini düşürür.
- Sosyal ve Ekonomik Yetersizlikler: Kırsalda iş imkanlarının sadece kısıtlı tarım ve hayvancılıkla sınırlı kalması, eğitim, sağlık ve belediye hizmetlerinin kentlere kıyasla çok yetersiz olması aileleri (özellikle çocuklarının eğitimi için) kente göç etmeye mecbur bırakır. Ayrıca kan davaları gibi sosyal sorunlar da göçü tetikleyen itici faktörlerdendir.
3. İç Göçün Sonuçları
Kırsaldan kentlere yapılan kontrolsüz ve yoğun göçler, şehirlerde bir dizi ciddi probleme yol açar:
- Çarpık Kentleşme: Hızlı ve kontrolsüz nüfus artışı, barınma ihtiyacını doğurur. Düşük gelirli göçmenlerin şehir çeperlerinde plansız konutlar (gecekondu vb.) inşa etmesiyle çarpık kentleşme ortaya çıkar.
- Altyapı ve Hizmet Sorunları: Nüfusun aniden artması belediyelerin kapasitesini aşar; su kesintileri, çöplerin toplanamaması gibi altyapı krizleri yaşanırken, eğitim ve sağlık hizmetleri aksamaya başlar.
- Çevre Sorunları: Şehirlerde artan insan sayısı, doğal kaynak (su vb.) tüketimini hızlandırır. Çöplerin artması, fosil yakıt (kömür vb.) kullanımı ve araç egzozlarından kaynaklı emisyonlarla karbon salınımı ve çevre kirliliği zirveye ulaşır. Ayrıca şehirlerin hızla büyümesiyle, geçmişte şehir dışında kurulan sanayi tesisleri zamanla şehrin ve yerleşim yerlerinin tam ortasında kalır.
- Sosyal Sorunlar: İşsizlik, geçim sıkıntısı ve kalabalıklaşma; trafik tartışmalarına, kültürel çatışmalara ve şehirlerdeki suç oranlarının artmasına zemin hazırlar.
4. İç Göçü Önleme Yolları
Kırdan kente göçü durdurmanın temel yolu, kentin çekici imkanlarını kırsala taşımak ve kaynağındaki sorunları çözmektir.
- Kırsalda sulama projeleri (sulu tarım) yaygınlaştırılmalı, tarımda verim artırılmalıdır.
- Geleneksel hayvancılık yerine modern “besi ve ahır hayvancılığı” geliştirilmelidir.
- Kırsalda elde edilen ürünlerin yerinde işlenerek gelir elde edilebilmesi için küçük ölçekli tarıma dayalı sanayi tesisleri kurulmalıdır.
- Eğitim, sağlık ve altyapı (yol, su, elektrik) hizmetleri iyileştirilmeli ve nüfus artış hızı kırsalda kontrol altına alınmalıdır.
(Not: Türkiye’de iç göçler geleneksel olarak doğudan batıya ve kırsaldan kente doğru gerçekleşmekteyken; son yıllarda yaşanan pandemi süreci ve deprem felaketleri nedeniyle büyükşehirlerden (batıdan) doğuya ve kırsala doğru tersine göçler yaşanmıştır. Günümüzde ise Türkiye genelinde kentleşme oranı çok yüksek olduğu için göçler genellikle “kentten kente” yapılmaktadır.)
5. Dış Göçler ve Nedenleri
Ülkeler arasında gerçekleşen, ülkenin toplam nüfusunu doğrudan değiştiren göçlerdir. Temel nedenleri şunlardır:
- Savaşlar ve Etnik Baskılar: Suriye’de yaşanan iç savaş ve etnik çatışmalar nedeniyle milyonlarca insanın Türkiye’ye sığınması bu türe bir örnektir.
- Uluslararası Antlaşmalar (Mübadele): Siyasi antlaşmalar gereği yapılan zorunlu göçlerdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını belirleyen Lozan Barış Antlaşması (1923) sonrasında Yunanistan ile imzalanan “Nüfus Mübadelesi” sözleşmesi gereğince; Anadolu’da yaşayan Rumlar ile Yunanistan’da (Avrupa) yaşayan Türkler karşılıklı olarak zorunlu yer değişimine tabi tutulmuştur.
- Ekonomik Sebepler: Türkiye’den özellikle 1960’lı yıllarda çalışmak ve döviz getirmek amacıyla Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerine yapılan yoğun işçi göçleridir.
- Beyin Göçü: Ülkenin yetiştirdiği nitelikli, iyi eğitimli bilim insanı, doktor, mühendis gibi profesyonellerin daha iyi çalışma koşulları ve imkanlar için yurt dışına gitmesidir. Ülke gelişimi açısından büyük bir kayıptır.
- Diğer nedenler: Doğal afetler, eğitim, sağlık ve dini amaçlı (Arabistan’a hac ziyareti) yapılan göçler de dış göçler kapsamındadır.
6. Türkiye’de Yerleşmeler ve Özellikleri
Yerleşmeler nüfus miktarlarına ve ekonomik faaliyetlerine göre kent ve kır yerleşmeleri olarak ikiye ayrılır. Nüfusu 10.000’den fazla olan alanlar “Kent”, az olan alanlar ise “Kırsal” yerleşme kabul edilir. Kentler fonksiyonlarına göre maden (Batman), sanayi (Zonguldak, Ereğli, Karabük), ticaret ve turizm (Antalya, Muğla) kentleri olarak ayrılır. Kırsal kesimde ise yaşam tamamen tarım ve hayvancılığa dayanır.
Köyaltı Yerleşmeleri: Köyden daha küçük, dağlık veya tenha alanlarda kurulan, nüfusu az, şehir merkezine çok uzak olan tarım ve hayvancılık odaklı mekanlardır. Süreklilik durumlarına göre kalıcı ve geçici olarak ikiye ayrılırlar.
- A) Kalıcı Köyaltı Yerleşmeleri (Sürekli): Genellikle yerleşik tarım faaliyetlerinin ön planda olduğu, yıl boyu yaşanan mekanlardır.
- Mahalle: Köyden ayrılarak başka bir arazide kurulan ancak yasal olarak köye (muhtarlığa) bağlı olan kalıcı yerleşimdir. En fazla Batı Karadeniz‘de görülür.
- Divan: Batı Karadeniz’de (köye veya kasabaya dönüşemeyen) birkaç bağımsız mahallenin tek bir muhtarlık çatısı altında birleşmesiyle oluşan kalıcı yerleşimdir.
- Mezra: Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görülen, birkaç haneden oluşan, tarım ve hayvancılığın birlikte yapıldığı kalıcı kırsal mekanlardır.
- Çiftlik: Geniş ve düz alanlarda kurulan, tarım ve hayvancılığın modern yöntemlerle yapıldığı kalıcı yerleşimlerdir. Başta Trakya (Ergene Havzası) olmak üzere, Akdeniz (Çukurova) gibi düz bölgelerde yaygındır.
- B) Geçici Köyaltı Yerleşmeleri: Genellikle sadece hayvancılık (otlatma) amacıyla, yılın belirli dönemlerinde kullanılan mekanlardır.
- Yaylalar: Yaz aylarında hayvan otlatmak veya serinlemek amacıyla çıkılan yüksek mekanlardır. Hayvancılık odaklı yaylacılık daha çok Doğu Karadeniz (Kuzey Anadolu Dağları) ve Doğu Anadolu‘da (Erzurum-Kars) yapılırken; yazın aşırı sıcaklarından serinlemek (sayfiye) amaçlı yaylacılık Akdeniz’de Toros Dağları (Adana, Mersin, Antalya) üzerinde yapılır (Güneydoğu Anadolu’da dağ olmadığı için yaylacılık yapılmaz).
- Kom: Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, çobanların akşamları hayvanlarını kurtlardan korumak için etrafını taşlarla çevirerek yaptıkları geçici ağıllardır.
- Ağıl: İç Anadolu ve Doğu Anadolu’da görülen, koyunların ve çobanın geceyi geçirdiği kapalı hayvancılık barınaklarıdır.
- Oba: Toroslar’da göçebe yaşam süren yörüklerin, keçi sürüsü (kıl keçisi) otlatmak amacıyla kurdukları, yün çadırlardan oluşan geçici konaklama alanlarıdır.
- Güzle: Karadeniz ve Akdeniz’de, sonbaharda havalar soğuduğunda yayladan köye dönerken yarı yolda mola verilen “ikinci yayla” (dinlenme) mekanlarıdır.
- Dam: Ege Bölgesi, Göller Yöresi, Gökçeada ve Bozcaada’da görülen, küçük çaplı hayvancılık faaliyetlerinin yapıldığı geçici mekanlardır.
- Canik: Orta Karadeniz’de (Samsun, Ordu, Giresun kıyı gerisi) köy ile yayla arasında yer alan geçici dinlenme alanlarıdır.
- Dalyan: Ege Bölgesi sahillerinde ve koylarda kurulan geçici balık üretim (su ürünleri) çiftlikleridir.
- Diğer: Taş, kum ve kireç ocakları, bağ evleri ve yazlıklar da geçici yerleşmeler grubuna girer.
7. Kırsalda Mesken Tipleri ve Yapı Malzemeleri
Kırsal alanlarda ekonomik yetersizlikler nedeniyle evler, doğada en çok bulunan ve iklime en uygun malzemeler kullanılarak inşa edilir:
- Ahşap Evler: Orman örtüsünün ve yağışın bol olduğu Doğu Karadeniz (Rize, Trabzon vb.) kırsalında keresteden yapılır.
- Kerpiç (Toprak) Evler: Yağışın az, ormanın olmadığı karasal iklim bölgelerinde; toprak, çamur ve samanın karıştırılıp kurutulmasıyla yapılır. Başta Güneydoğu Anadolu (Harran evleri) ve İç Anadolu (Konya vb.) olmak üzere Doğu Anadolu’da da yaygındır.
- Taş Evler: Doğal kayaçların oyulması veya örülmesiyle yapılır.
- Karstik (Kireçtaşı) Kaynaklı: Akdeniz Bölgesi kırsalında yaygındır.
- Volkanik (Andezit/Bazalt) Kaynaklı: Nevşehir, Mardin, Erzurum hattı ile Doğu ve İç Anadolu’nun volkanik arazilerinde görülür.
- Hımış Evler: Ahşap, taş ve kerpiç malzemelerin aynı yapıda (örneğin iskelet ahşap, duvarlar tuğla/kerpiç, temel taş) harmanlanarak kullanıldığı evlerdir. En güzel örneği Karabük’teki tarihi Safranbolu Evleri‘dir.
- Serender: Özellikle Doğu Karadeniz‘de (Trabzon, Rize, Giresun, Ordu), bol yağış ve nem nedeniyle tarım ürünlerinin (tahılların) çürümesini engellemek için, ahşaptan yapılan ve yerden yüksekte duran ayaklı depolama (ambar) yapılarıdır.
8. Yerleşme Dokuları (Toplu ve Dağınık)
Kırsalda evlerin birbirine olan uzaklığı (yerleşme dokusu), su kaynaklarının varlığına ve yer şekillerinin durumuna göre şekillenir.
- Dağınık Yerleşme: Karadeniz Bölgesi’nde (özellikle Doğu Karadeniz) görülür. Arazinin son derece dağlık/engebeli olması ev yapılacak düz alanları kısıtlarken; su kaynaklarının (yağışın) her yerde bol olması insanların suya ulaşmak için bir araya toplanma zorunluluğunu ortadan kaldırır. Sonuç olarak evler birbirinden çok uzak, dağınık halde inşa edilir. (Coğrafyanın insan karakterine yansıması olarak, birbirlerinden bağımsız, kendi suyunu kullanan bu bölge insanları görece daha bağımsız ve bireysel bir yapı geliştirmişlerdir).
- Toplu Yerleşme: İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da görülür. Arazi her ne kadar düz ve ev yapmaya müsait olsa da, su kaynaklarının çok yetersiz olması nedeniyle tüm köy halkı tek bir su kaynağının (çeşmenin) etrafında kümelenerek evlerini birbirine bitişik nizamda yapmak zorunda kalır. Bu durum sosyal yardımlaşmayı ve toplumsal bağları güçlendirmiştir.
- Kentlerin Dokusu: Kentlerde yerleşme topoğrafyaya göre; dairesel (Ankara), akarsu boyu çizgisel (Amasya/Yeşilırmak) veya kıyı boyu çizgisel (Karadeniz sahil kentleri) şekillerinde gelişmektedir.
9. Türkiye Nüfus İstatistikleri (Genel Özet)
- Nüfus Dağılımı: Türkiye’de nüfusu en kalabalık il İstanbul, nüfusu en az olan il ise Bayburt’tur. (Nüfus, aritmetik yoğunluk için dar yüzölçümüyle birleştiğinde aritmetik yoğunluğun en yüksek olduğu il İstanbul; alan genişliği ve az nüfus nedeniyle en seyrek il ise Tunceli’dir).
- Demografik Yapı: Nüfusun cinsiyet dağılımında ülke genelinde erkek nüfusu kadınlardan fazladır. Ancak yaşam süresi farkından dolayı 65 yaş ve üzeri (yaşlı) grupta kadın nüfusu erkekleri geçmektedir.
- Yaş Grupları: Türkiye nüfusu miktar olarak sırasıyla; Olgun (Aktif) nüfus, ardından Genç nüfus ve en son Yaşlı nüfus şeklinde sıralanır.
- Sektörel Dağılım: Çalışan aktif nüfusun sektörlere göre dağılımında en büyük pay Hizmet (Üçüncül) sektöründedir. Bunu Sanayi (İkincil) ve Tarım (Birincil) sektörü takip eder. Dördüncül (bilgi işlem/teknoloji) ve beşincil (üst düzey yöneticiler) sektörler de mevcuttur.
- Kır-Kent Oranı: Türkiye’de nüfusun çok büyük bir çoğunluğu kentlerde yaşamaktadır, kırsal nüfus oranı oldukça düşüktür.
Notlar ve dosya açıklamaları ÖSYM konu listesine göre hazırlanır.
Yorum yaz