PDF Soru Bankası – Ders Notları Arşivi

2026 KPSS / AGS Tarih: Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası (1923 – 1938) Ders Notları

Temmuz 17, 2026 · emabri

Dış Politikanın Temel İlkesi: Atatürk dönemi dış politikasının temel prensibi “Yurtta sulh, cihanda sulh” (Yurtta barış, dünyada barış) anlayışıdır. Yeni kurulan devletin sınırlarını korumak, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı gibi yıkıcı süreçlerden çıkan halkı yeni bir savaştan uzak tutmak ve dünya barışına katkıda bulunmak hedeflenmiştir.

Atatürk dönemi dış politikası kronolojik ve stratejik açıdan iki ana döneme ayrılır:

  1. 1923 – 1932 Dönemi: Lozan Barış Antlaşması’ndan kalan sorunları çözmek.
  2. 1932 – 1939 Dönemi: Yaklaşan II. Dünya Savaşı tehlikesine karşı sınırları güvence altına almak ve barışı korumak.

1. DÖNEM: LOZAN’DAN KALAN SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ (1923 – 1932)

A. Musul Meselesi (Türkiye – Irak Sınırı Sorunu)

  • Sorunun Temeli: Lozan’da gündeme gelmesine rağmen çözümü İngiltere ile Türkiye’nin ikili görüşmelerine (sonraya) bırakılan tek meseledir. Sadece İngiltere ile yaşanmıştır.
  • Haliç Konferansı (1924): İki ülke arasında İstanbul’da toplanmıştır. Konferansta Türkiye’yi TBMM Meclis Başkanı ve Dışişleri Bakanı sıfatıyla Ali Fethi Okyar temsil etmiştir. İngiltere’nin Musul, Kerkük ve Süleymaniye’yi vermemekle kalmayıp Hakkari’nin yarısını da talep etmesi üzerine görüşmeler başarısız olmuştur.
  • Milletler Cemiyeti ve Brüksel Hattı (1925): Konu, o dönem İngiltere’nin en etkin üye olduğu Milletler Cemiyeti’ne götürülmüş ve cemiyet Türkiye aleyhine, İngiltere’nin istekleri doğrultusunda “Brüksel Hattı” adında bir sınır çizmiştir.
  • Türkiye’nin Elini Zayıflatan Gelişmeler: İngilizlerin Suriyelileri silahlandırması, Süleymaniye kentini İngiliz uçaklarının vurması ve Doğu’da çıkan Şeyh Sait İsyanı, Türkiye’nin diplomatik masadaki gücünü zayıflatmıştır.
  • 1926 Ankara Antlaşması: İngiltere ile imzalanmıştır. Anlaşmaya göre Musul, İngiliz mandasındaki Irak’a bırakılacak, ancak Musul petrollerinin %10’u 25 yıl süreyle Türkiye’ye verilecektir.
  • Önemi: Musul’un Irak’a bırakılmasıyla Misak-ı Milli’den 3. taviz verilmiştir (1. Batum/Moskova Ant., 2. Hatay/1921 Ankara Ant., 3. Musul/1926 Ankara Ant.).

B. Yabancı Okullar Sorunu

  • Sorunun Ortaya Çıkışı: Lozan’da çözülen bu konu, 3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun (Eğitim ve Öğretimin Birleştirilmesi) çıkarılmasıyla yeniden gündeme gelmiştir. Bu kanunla tüm yabancı ve azınlık okulları MEB’e bağlanmış; okullardaki haç işaretleri ve ayin salonları (sunaklar) kaldırtılmıştır.
  • Karşı Çıkan Devletler: Okulu bulunan Fransa, ABD ve Papalık (Vatikan) bu duruma şiddetle karşı çıkmıştır. Özellikle Fransa ve Papalık, konuyu uluslararası bir platforma taşımak istemiştir.
  • Sonuç: Türkiye, kararlı bir tutum sergileyerek bunun bir “iç sorun” olduğunu belirtmiş ve konunun uluslararası alanda görüşülmesini reddetmiştir. Kurallara uymayan okullar kapatılmıştır. Bu kararlı duruş, bazı kaynaklarca Türkiye’nin kazandığı ilk dış politika zaferi kabul edilir.

C. Patrikhane Sorunu

  • Lozan’da ekümenik yetkileri alınmasına rağmen, Yunanistan’ın İstanbul’daki Patrik seçimlerine müdahale ederek Konstantin Araboğlu’nu patrik seçtirmek istemesi üzerine sorun çıkmıştır.
  • Konstantin Araboğlu, 30 Ekim 1918’den sonra İstanbul’a geldiği için “Mübadele” (yer değiştirme) kapsamındadır. Türkiye, bu durumu gerekçe göstererek Araboğlu’nu sınır dışı etmiştir.
  • Sonuç: Sadece Yunanistan ile yaşanan bu krizde Türkiye, Patrikhaneye siyasi bir yetki vermemiş; 1926 Medeni Kanunu ile de Patrikhanenin mahkeme kurma (dünyevi) yetkisini tamamen elinden almıştır.

D. Bozkurt – Lotus Olayı (1926)

  • Midilli açıklarında Fransız ticaret gemisi Lotus ile Türk gemisi Bozkurt‘un çarpışması ve 8 Türk denizcisinin şehit olması olayıdır.
  • Türkiye’nin Fransız kaptanı tutuklayıp yargılaması üzerine Fransa konuyu uluslararası platforma taşımış ve dava Birleşmiş Milletler’e (Milletler Cemiyeti) bağlı Lahey Adalet Divanı’na intikal etmiştir.
  • Sonuç: Davada Türkiye’yi Mahmut Esat Bey temsil etmiş ve Türkiye davayı kazanarak haklılığını kanıtlamıştır. Bu başarı üzerine Mustafa Kemal, 1934’te Mahmut Esat Bey’e “Bozkurt” soyadını vermiştir. Sorun Fransa ile yaşanmıştır.

E. Nüfus Mübadelesi (Etabli) Sorunu

  • Lozan öncesinde (30 Ocak 1923) imzalanan antlaşmaya göre; Batı Trakya’daki Türkler ile İstanbul’da oturan (30 Ekim 1918’den önce yerleşen) Rumlar Etabli (Yerleşik) sayılarak yerlerinde kalacak, diğer bölgelerdekiler yer değiştirecektir.
  • Sorunun Nedenleri: Yunanistan’ın, ileride olası bir İstanbul’u ilhak planı için İstanbul’da daha fazla Rum bırakma isteğidir. Bu amaçla 1923-1930 arasında İstanbul’a 100 bini aşkın yeni Rum getirmişlerdir.
  • Gerilimin tırmanması üzerine Yunan hükümeti, Batı Trakya Türklerinin mallarına el koymuş; Türkiye de göçmenleri yönetmek için İskan ve Mübadele Bakanlığı’nı kurmuştur. Konu çözümsüz kalınca Milletler Cemiyeti’ne götürülmüş ancak cemiyet de kimin hangi tarihte geldiğini tespit edemediği için sorunu tarafların çözmesini istemiştir.
  • Sorunun Çözümü (1930 Ahali Antlaşması): Almanya’da Hitler, İtalya’da Mussolini’nin yarattığı tehlike nedeniyle Yunan Başbakanı Eleftherios Venizelos Ankara’ya gelmiş ve anlaşma sağlanmıştır.
  • Sonuç: Yerleşme tarihine bakılmaksızın tüm İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri “Etabli” sayılarak mübadele dışında tutulmuştur.
  • Önemi: Bu anlaşmanın ardından Türkiye ile Yunanistan arasında başlayan dostane ilişkiler, 1954 Kıbrıs Sorunu’na kadar devam etmiştir. Ayrıca Venizelos, barışçıl politikasından dolayı 1934’te Mustafa Kemal’i Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermiştir.

F. Dış Borçlar ve Demiryolları Sorunu

  • Lozan’da Osmanlı’dan ayrılan devletlere paylaştırılan borçlar konusunda en büyük sıkıntı, Osmanlı’nın en çok borçlandığı ülke olan Fransa ile yaşanmıştır.
  • 1928’de Düyun-u Umumiye İdaresi ile borçlar bir sisteme bağlanıp ilk ödeme yapılmışsa da, 1929 Dünya Ekonomik Krizi’nin çıkması ve Fransa’nın da krizden etkilenerek parayı acil istemesi üzerine sorun yeniden gündeme gelmiştir.
  • Sonuç: 1933’te Fransa ile masaya oturulmuş; borcun miktarı düşürülmüş, vadesi uzatılmış ve ödemelerin Frank yerine Türk Lirası ile yapılması kabul ettirilerek Türkiye’nin lehine bir anlaşma yapılmıştır. Osmanlı’dan kalan son borç 1954 yılında Adnan Menderes döneminde tamamen bitirilmiştir.
  • Ek Not: Türkiye’nin Adana-Mersin demiryollarını Fransız şirketinden satın alarak millileştirmesi (1929) konusu da yine Fransa ile yaşanan bir gerilimdir.

2. DÖNEM: YAKLAŞAN II. DÜNYA SAVAŞI TEHLİKESİNE KARŞI ÖNLEMLER (1932 – 1939)

1930’lu yıllarda İtalya’da Mussolini’nin ve Almanya’da Hitler’in başa geçerek saldırgan (yayılmacı) politikalar izlemesi, Türkiye’yi sınırlarını güvence altına almak için yeni ittifaklara itmiştir.

Yazının tamamını okumak için devam edin

Yazıyı Oku